Skip to content

Genç Yaklaşım Dergisi

Anasayfa arrow Genç Yaklaşım arrow Yardımlaşma Zenginliği
Genç Yaklaşım

SONSUZ UZAY

Hepimiz gökyüzüne başımızı çevirdiğimizde sonsuz maviliğin içinde kayboluruz. Geceleriyse sonsuzluğun içinde birer kandil gibi yanıp sönen yıldızlarıyla daha da esrarengiz bir örtüyle gülümser bize. Dünyamız bu koskocaman kâinatın içinde aslında minik bir nokta bile değilken, biz buradan o âlemleri seyrederiz. Anlamaya çalışıp, kâinattaki ve dünyadaki yerimizin ne olduğunu düşünürüz. Aslında uzayın içinde sürekli seyahat eden dünyamızla birlikte bu sonsuz ve uçsuz bucaksız kâinatta kayıp bir geminin mürettebatı gibiyiz. Bu milyarlarca galaksi içinde yerimizi ve bizi bilen sonsuz güç ve kudret sahibinin dışında ne yerimizi, ne de nereye gittiğimizi bilmeden dönenip dururuz. Âlemler içinde âlemleri seyrederek anlamaya çalışırız hakikatimizi.

İşte bu ay, başımızı semaya kaldırıp, Mülk suresindeki “Çevir gözünü semaya…” ayetinden de yola çıkarak hakikat okumaları yapmak istedik. Kapak dosyamızda;

Prof. Dr. Taşkın Tuna, Kâinattaki hassas dengeler, başlıklı yazısıyla hangi dengeler üzerinde durduğumuzu ve o dengelerde olabilecek en küçük bir kaymanın hayatımızı nasıl etkileyeceğini güzel bir dille ifade ederken,

Mustafa Said İşeri de, Astronomi penceresinden kayyumiyet ve ezeliyet, yazısıyla bütün dengeleri elinde tutan sonsuz kudretin bize kim olduğunu gösteriyor. Ayrıca anbean yeniden yaratılan eşyanın nasıl ayakta durabildiğinin altını çiziyor ve bütün varlığıyla insanı büyük bir tefekkür için yola çıkartıyor.

Ayrıca Türkiye'de yapılan uzay kampı çalışmalarıyla ilgili haberlerimizden, TÜBİTAK'ın uzay çalışmalarına kadar geniş bir uzay haber yolculuğu da yine kapak dosyamızı tamamlayıcı bilgiler arasında yer alıyor.

Kapak dosyamız haricinde;

Haziranda ilk kez baba olacak olan yazarımız Habib Fidan, “Haziranda baba olmak” diyerek, hem evlat olmak, hem baba olmak arasındaki o ince duyguyu harika bir üslupla bizlere aktarıyor.

Latif Salihoğlu'nun, Rüyalarımız bile “silah ve ölüm”dür bizim, başlıklı yazısını okurken, Güneydoğu Anadolu'da yaşayan bir çocuğun gözünden oralarda yaşanan dramın içinizi sızlatan acısına tanıklık ediyorsunuz. Aynı zamanda çözümünün de nereden geçtiğini anlıyorsunuz.

Röportajda konuğumuz, Erciyes Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Uzay Bilimleri Bölüm Başkanı Doç. Dr. İbrahim Küçük.

Mizah, kültür-sanat ve ilgiyle okuyacağınız diğer yazılarımızla, yine dopdolu bir dergi sizleri bekliyor.

Diğer sayımızda buluşmak dileğiyle;

 İyi okumalar…

51.sayı (Kasım 2008)
51.sayı (Kasım 2008)

Para tek güç müdür?

Ne fakirliğe, ne de paraya serenat yapmak değil amacımız. İkisi de elbette ki uç noktalar. Fakirliğin esareti, paranın tahakkümü arasında kalmak yerine, daha insani bir yol bulmak

Bu gün parayı elinde tutan kültür ve medeniyetlerin dünyayı nasıl dönüştürdüğünü hepimiz biliyor, görüyor ve yaşıyoruz. Geri kalmışlıkla, ilericilik arasında ezilmiş benliğimizi yeniden onarmak için aşırı uçlarda dolaşıp duruyoruz. Bu durumdan kurtulmanın yolu da elbette ki, dünü, ve geleceği bu günün potasında eritip, kendi bünyemizde dönüştürebilmekten geçiyor.

Bunun için de biz; şefkatin, merhametin, paylaşmanın medeniyetini dünyaya sunmak için paranın gücünden de yararlanmak zorundayız. Paranın gücü; hırsın, daha çok kazanmanın ve insanı yok saymanın eline geçince dünyanın yüzünü neye dönüştürdüğünü hepimiz görüyoruz.

Ne, “para mutluluk getirmez”, ne de “para her şeyin anahtarıdır” gibi uç felsefelere dalmadan, “insani bir yaşam ve onur için paraya da ihtiyaç vardır” demek istiyoruz. Ama paradan önce insanı işaretleyerek. Parayı putlaştırmadan ve tek amaç haline getirmeden, “insanı ve bireyi daha huzurlu ve güvenli bir hayata taşımak için para da gereklidir” demek istiyoruz.

Bu ayki kapak dosyamız da böyle;

Ahmet Özdemir, Duygularımızı zenginleştirelim, diyor.

Aykut Tanrıkulu, Vermenin ve paylaşmanın isteyerek yapılması gerektiğini vurguladığı yazısında, Gönül rızasıyla vermek, diyor.

Mehtap Yıldırım, Paranın mutluluk getirip getirmediğinin tahlilini yapıyor ve “Para mutluluk getirir mi?, diye soruyor.

Kadir Karaca, Kültürel yaklaşımda, “Din ve sinemayı” tahlil ediyor.

Çetin Zorlu, gündemin ironik panoramasını esprili üslubuyla yine yakalıyor ve tam on ikiden bir vuruş yapıyor.

Meryem Tortuk'un konuğu bu ay finans ve banka uzmanı Prof. Dr. İhsan Işık. Kriz ve nedenlerini konuşuyorlar.

Gelelim son sürprizimize, artık bu aydan itibaren problemlerinize çözüm bulabileceğiniz bir sayfamız olacak. Psikolojik Yaklaşım, sizlerden gelecek sorular Psikolog Dilanur Hanım tarafından cevaplanacak.

Keyifli okumalar…

Editör

KAPAK
Duygularımızı zenginleştirelim Duygularımızı zenginleştirelim
Bir zamanlar evren yok-tu. Sonra var oldu. Evren var olduğunda dünya yok-tu. Sonra dünya var oldu. Dünya var olduğunda insanlar yok-tu. Sonra insanlar var oldu. Varoluşumuzun mayası yok-luk ve yok-sulluk. Biz aslında yok-suluz. Bir zamanlar yoktuk....
 
KAPAK
Gönül rızasıyla vermek Gönül rızasıyla vermek
Ey yolcu! Kapımı çalmadan geçersen, Fırtınalar, boranlar üzerine olsun. Ey konuk! Hanemden hoşnut kalmazsan, Boranlar, fırtınalar üzerime olsun.. Dağıstan sözü...


KAPAK
Bir gün kalktık hepimiz kral olmak istedik Bir gün kalktık hepimiz kral olmak istedik
Prof. Dr. İhsan Işık ile söyleşi   Krizi ortaya çıkaran etkenler neler? Olayın hacmi çok büyük. Brothers'ın battığından bahsettik. 600 küsur milyar dolar batırarak gitti. Bir Türkiye ekonomisinin boyutunda. Onun dışında trilyonlarca servet kaybı var. Bu olay banka sektöründe oluyor.
 
KAPAK
Para mutluluk getirir mi? Para mutluluk getirir mi?
Dünyanın ekonomik krizle çalkalandığı, en güçlü ekonomiye sahip olan en zengin ülkelerin paniğe kapıldığı, para mabedleri olarak görülen bankaların birer birer battığı bir zamanda, “para mutluluk getirir mi?” sorusuna cevap vermek hiç de zor olmasa gerek.


KAPAK
Emsalsiz bir kardeşlik örneği Emsalsiz bir kardeşlik örneği
Bir toplum düşünün! Sevgide, saygıda, şefkatte, yardımlaşmada, dayanışmada; acıyı, tatlıyı, sevinci, tasayı paylaşmada tek vücut olmuşlar. Birbirlerinin gören gözü, işiten kulağı, düşünen aklı, tutan eli, yürüyen ayağı hâline gelmişler.
 
KAPAK
Mülkün sahibi Mülkün sahibi
Yeryüzü bizi içinde barındırmaya başladığında hepimiz mutlak şer ve mutlak hayır çizgisinde kendimize bir yer belirlemek için bu dünyaya gönderildiğimizi biliyorduk. Biliyorduk bilmesine, ama bilmeyi de bilmek gerekiyordu.

Kasım 2008 sayımızdan seçme makaleler...
Haber YAKLAŞIM
Yönetmen Kaplanoğlu: Her an Onunla olduğumuzu unuttuk.
Yönetmen Semih Kaplanoğlu "Süt" filmiyle 45. Antalya Altın Portakal'da yarıştı. Sinemadaki derdini de ilahi arayışla tanımlıyor. Filmlerini müzikten, atraksiyondan arındırarak, zaman ve mekân kullanımında ‘politik' bir tercih kullanarak varlığın, aidiyetin, kaderin ve nihayet ilahi olanın arayışına soyunuyor.
 
Devrik cümle
Üç maymun, çok maymun...
Hiçbir şey görmemeniz, duymamanız, söylememeniz için dizikolik bir televizyon izleyicisi, lig fikstürünü ezbere bilen bir futbol fanatiği ya da kulağından kulaklık eksik olmayan ete kemiğe bürünmüş bir aypod olmanız şart değildir.
 
Anlamlı YAKLAŞIM
Hayat: Sabır sancağında şükür atını şahlandırmak
Ben bana sahip değilim Hiçbir şey için 'BENİMDİR' deme, Sadece de ki 'YANIMDADIR' . Çünkü Ne altın, Ne toprak, ne sevgili Ne hayat, ne ölüm, Ne huzur, ne de keder Daima seninle kalmaz. (H. Lawrence)
 
VS...
Kar kaç çeşittir?
Güzel bir kasım ayında, ülkemizin doğu kıyılarında kendini göstermeye başlayan, muhtemelen ay sonuna kadar tüm yurdu etkisi altına alacak olan kar hakkında bu yazı. Belki de yazılmaya değmeyecek kadar basit bir sorunun cevap arayışları… Belki de…
Edebi YAKLAŞIM
Ölümün düğün sesi...
Sahi kaç mevsim açmıştı ki güllerimiz? Süratsiz bir hıza binmiş gibi zaman. Çarkı dönmeyen saatler gibi nutkum. Tutuk ve ansız…   Neresinde saklısın hayatın? Göğsün üstünde taşınan yarin fotoğrafı gibi kalp atışlarımı mı dinlemektesin ölüm? Sevgilinin oyaladığı mendil gibi süslü müsün? Hazır mısın terlerimi silmeye ecel?  
 
Edebi YAKLAŞIM
Gönlümün kilidi seni arar&
Ey kâinatı bin bir çeşit güzelliklere saran Rabbim Ruhumu güzelliklerine ve güzelliğine kör etme Ey haşmetiyle kâinatı kuşatan Marifetini sar gönlüme Her şeye tam karşılığı veren Hakîm Esmanı mühür gibi vur Şu günahkâr gönlüme  
 
Nurlu YAKLAŞIM
Asayişi temin eden köprü zekâttır
Bütün muâvenet ve yardım nev'îlerini hâvî olan zekât hakkında, sahih olarak Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdan “Zekât İslâmın köprüsüdür” (Et-Teğrib ve't-Terhib, c.1, s. 517) hadis-i şerifi mervîdir. Yani, Müslümanların birbirine yardımları, ancak zekât köprüsü üzerinden geçmekle yapılır.
 
Kişisel YAKLAŞIM
Yoksulluk ve "çekirdek aile"
Kapitalizmin anayasası "Büyük balık, küçük balığı yutar", "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler"  şeklinde özetlenebilir. Kişiyi mutsuz eden, sahip olduğu hiçbir şeyden tatmin olamamasına yol açan bir düzenin adıdır aynı zamanda kapitalizm.  Kapitalizmin
Muha1in teybi
Eleştiriyoruz, ama internetten vazgeçemiyoruz
Giriş: Amaç ve bağımlılık kavramları arasında sıkışan olgu; internet.  Kimimiz internetsiz yapamazken, kimimiz halen yokmuş gibi hayatımızı devam ettiriyoruz.  Çok amaçlı halen gelen internet kullanımını sorduk bu ay. Bakalım kimler ne sıklık ile ve amaç ile kullanıyor interneti. Buyrun… Ezgi Aksu
 
Tarih
Osmanlı tarihinde ilkler -2-
- İstanbul'da öldürülen ilk padişah, "Genç Osman" adıyla bilinen İkinci Osman'dır. - "Valide Sultan" adıyla anılan ilk padişah anası, İkinci Selim'in hanımı ve Üçüncü Murad'ın anası olan Nur Banu'dur. - Osmanlılar'da ilk matbaa, Üçüncü Ahmed zamanında ve 1327 yılında faaliyete geçen İbrahim Müteferrika Matbaası'dır.
 
Psikolojik YAKLAŞIM
Sorularınızı bekliyoruz
Önümüzdeki Genç Yaklaşım sayımızda sizinle yeni bir başlangıç yapacağız. Günümüz koşullarında insan psikolojisi gittikçe yıpranan bir durum aldı. Özellikle Türkiye gibi tam gelişmemiş toplumlarda kültürel değişimler yoğun bir şekilde gerçekleşiyor.
 
Telden Tele
Terk et beni ey atâlet!
Terk et beni ey atâlet! Yoksa cezam sefalet. Terk et beni ay atâlet! Sen git ki arkana bakmadan, bu ruh kurtulsun muhaliflerden. Vücut içinde ademi, hayat içinde mevti yaşatma bana. Saniyeler dakikalara; dakikalar saatlere; saatler ömürlere el uzatırken,
Gezi notları
Fakir, ama mutlu bir ülke: Myanmar
Myanmar dilinde "savaşın sonu" anlamına gelen Yangon, tipik bir 'fakir' Uzakdoğu başkenti. Yangon'un merkezinden uzaklaşınca gerçek Myanmar'la yüzleşiyorsunuz.
 
Kültürel YAKLAŞIM
Din ile sinema
Roman için söylenen sözü bilmeyenimiz yoktur; “sokakta dolaştırılan ayna”. İnsanların alenen kendilerini bulabildikleri hayali bir dünya. Sanırım bu tanımı yapanlar, görüntünün tüm dünyayı kasıp kavuracağı yılları görmüş olsalardı, bu tanımı yapmak için fazlaca aceleci davrandıklarını düşünürlerdi.
 
Edebi YAKLAŞIM
Yeşil ve Mavi
Yeşil camlar altında mavi renkli gölgeler… Huzmeler içinde duygular garip İki yüzlü yaşamlarda kuytu bölgeler Cenk etmeye ant içmiş bir muharip Heyhat! Zaman, kölen kimdir senin
 
Mizah
Silivri nutku
Ergenekoncu, darbelerin ve cinayetlerin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Anti demokratik yönetim biçimini ve darbeleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük kıpırtı ve davranış duydu mu, 'bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır,
Yazı Tahtası
Sistem sorgusu (I)
A. İtiraz kültürü İtaat kültürü içinde ve etkisinde yetişen insanlara en zor anlatılabilecek kavram belki de ‘itiraz' etmektir. Mevcut durumdan memnuniyetsizliğini ifade etmek alışkanlığı edinmek ve bunu kural dışına çıkmadan yapabilmek oldukça zorlu bir süreçtir. Toplumsal manada, sinir uçları alınmış bir topluma itirazlarını seslendirmesi gerektiğini anlatmaya çalışmak, faili için epey yıpratıcı bir fiildir.
 
Hikâye
Kedinin kahramanlığı
Serin bir rüzgâr esiyordu sabahın seherinde… Yapraklar savruluyor, ağaç dalları deniz gibi dalgalanıyor, büzüşmüş kuşlar soğuktan korunmaya çalışıyordu… Koyu bulutlarla kaplı gökyüzü, güneşle yeryüzüne gülmeye başlamamıştı henüz…
 

Anket

Ergenekon operasyonu derin devleti temizleyecek mi?
 

KAPAK KONUSU

Duygularımızı zenginleştirelim
Bir zamanlar evren yok-tu. Sonra var oldu. Evren var olduğunda dünya yok-tu. Sonra dünya var oldu. Dünya var olduğunda insanlar yok-tu. Sonra insanlar var oldu. Varoluşumuzun mayası yok-luk ve yok-sulluk. Biz aslında yok-suluz. Bir zamanlar yoktuk.
Devamı >>

Üye Girişi






Sifremi unuttum !
Siz de bize katilin? KAYIT Olun

Kimler Online

Su anda 1 ziyaretçi çevrim içi

İstatistikler

Üyeler: 588
Haberler: 612
Baglantilar: 7
Ziyaretçiler: 6356788