Dünyadaki birçok şey köklü bir değişime uğrarken, amaçlarımız ve keza amaçlara ulaşmak için kullandığımız araçlar da bu değişimden nasibini aldı. Ve hatta birbirine karıştı, biri diğerinin yerini almaya başladı.
Bir konu üzerinde konuşabilmek ve doğru tespitler yapabilmek için her şeyden önce konuyu kavramsal olarak iyi tanımlamak gerekir. Kuruluşundan bugüne kadar, Türkiye cumhuriyetinin bir takım tabuları olduğu bilinen bir gerçektir.
Hukuk olmadığı vakit, kim iktidarda olursa olsun çok rahat esneyebiliyor, statükonun parçası olabiliyor. Dönüşüyor, buna ihanet ediyor. Bunu engellemek için evrensel hukuk, daha kısacası AB’nin son olarak 2000 yılında çıkardığı Niş’teki temel haklar şart.
Tarihi avuçlarında tutan medeniyetler beşiği Anadolu, ismi gibi anadır. Daha ilk adımında sımsıcak alır bağrına basar. Nasırlı elleri, kırışmış alnıyla kucaklar. Yüreğinin içine katarak sarıp sarmalar insanı.
Bizim sorunumuz “Türk-Kürt sorunu” değil. Devlet iktidarının zorla meydana getirdiği bir “Kürt sorunu” var. Ama bir “Türk-Kürt sorunu” yok. Bugünkü Kürtlerin ve Türklerin dışında devlet katında süren, bir tarafta devletin karşı tarafta DTP ve siyasi uzantılarının yer aldığı bir sorun. Bütünüyle siyasî…
İnsan eğitilebilir varlıktır. Eğitilebilmesi de etkilenmesinden kaynaklanmaktadır. İnsan hem iyi, hem kötü yönden etkilenir. İnsan akıl ve kalp yönü ile iyi ve güzelden, nefis ve duygular yönü ile de kötülükten etkilenir. Yıkmak kolay, yapmak ise zordur.
Bugünlerde kendimize sormamız gereken temel sorulardan biri şudur: Fikir dünyamızda fırtınalar koparan karışık siyaset hayatı, gönül dünyamızda ne tür gel-gitlere sebep oluyor? Kan ve gözyaşıyla özdeşleştirir olduğumuz bir coğrafî bölgeden bahsederken
Okula gitmemiş ve Türkçe öğrenmemiş Kürt bir anne-babanın evladıyım. Türkçeyi okullarda öğrenmiş, hep Türkçe okuyarak büyümüş, Türkçeden okuduğu kitaplardan kendisi için hayatı yaşanılır kılan anlamlara ulaşmış, ontolojik duruşunu Türkçe ile kurmuş biriyim.
1900’lara doğru… Osmanlının her bölgesinde; özellikle doğunun her köşesinde bir medrese… İçinde âli ilimleri; kutsal kaynakları anlamaya yönelik alet ilimleri öğretiliyor: Elif, be, te, se… Emsile, Bina, Maksud, Evamil… Kelam, Fıkıh, Siyer…
“Planınız bir yıl içinse pirinç ekin, on yıl içinse ağaç dikin, yüz yıl için ise insanları eğitin.”
Huang-Çe’ye ait bu söz eğitime yatırım yapmanın önemine dikkat çeken ve dünyanın tarla olma gerçeğini vurgulayan veciz sözler içinde en bilinenlerindendir.
Hayatı peygamberimiz kadar incelenmiş, her hali, her tavrı, her sözü, en küçük detay bile atlanmadan nesilden nesile aktarılmış başka bir insan yoktur yeryüzünde.
Onun hayatını araştırmak, elbette sadece bir merak değildir. Ama bugün, insanlara hiçbir değer katmayan, hatta kimi davranışlarıyla kötü örnek olan ünlü simaların bile ne kadar merak edildiğini hesaba katarsak, Allah’ın “habibim” dediği bir zatı sırf merak için bile olsa bu kadar araştırmak, elbette boşuna olmazdı. Kimdi, daha doğmadan, mucizelerle kendisine karşılama töreni yapılan? Kimdi, “Sen olmasan, kâinatı yaratmazdım” denilen? Kimdi, asırlardır milyarlarca insanın peşinden koştuğu, örnek aldığı, rehberi kabul ettiği?