Sus ve izle! Davanın içinde binlere bak. Binlerin içindeki ellere koş. Ellerin içindeki kardeşliği tat. Dava yolunda koşulan menzillerdeki kalabalığa davan adına selam ver. Allah’ın selamını
Nasıl bir duyguydu sahi gittiğini düşünürken tüm bedenime yayılan? Kolay mıydı tüm sevdiklerini arkanda bırakarak, hiç düşünmeden, düşünsen dahi umursamadan,
Gizemleri yoklatmak mı yapmaya çalıştığım, saklamak mı saklı olanı sır kutusunda? Gönülden geçen sitemi bastırmak mı bu, yoksa şekva suretinde bir hayal mi? Bir anlasam
Karanlığa kafa tutanlar vardır ve karanlıkla bütünleşenler. Kimilerinin hiç farkında olmadığı, kimlerinin farkına varıp kullanmadığı ve kimilerinin olmazsa olmazı ‘irade’ denen o yol ayrımında başlar her şey.
Zamanın gittikçe genişleyen dehlizinde hızla yuvarlanıp giderken arkamızda bıraktıklarımızın farkında değiliz. Zaman çabucak geçsin ve sıkıntılarımız bitsin istiyoruz. Bu dünyayı rahat ve konforlu bir koltuk gibi düşünüp hep daha iyi günlerin
Tarih 16 Mart 2003. Yer; Gazze şeridinin Refah kentinde Filistinli bir doktorun evinin önü. Kahraman ya da dünyanın vicdanını temsil eden kişi; Rachel Corrie.
“Rachel İsrali’in yıkımlarına engel olmaya çalışan Amerikalı bir barış eylemcisiydi”
Uzun bir aradan sonra Taksim’e, devamında da İstiklâl Caddesi’ne yolum düştü. Epey kalabalık olan, İstanbul’un en gözde yerlerinden birinde bulunan bu caddede birçok farklı insan manzarası ile karşılaşmak mümkündür.
Sözlük anlamı 'hoşlanma, zevk' olan 'haz' kelimesi, felsefede 'bir şeyden duyusal veya mânevî olarak sevinç duyma' anlamında kullanılır. Psikolojide ise haz, 'sürdürülmesi istenen ılımlı ve doygunluk veren coşku'nun ifadesidir. Biz de, 'maddî ve manevî ihtiyaçların karşılanması, duygu ve hislerin tatmin
Hayatı peygamberimiz kadar incelenmiş, her hali, her tavrı, her sözü, en küçük detay bile atlanmadan nesilden nesile aktarılmış başka bir insan yoktur yeryüzünde.
Onun hayatını araştırmak, elbette sadece bir merak değildir. Ama bugün, insanlara hiçbir değer katmayan, hatta kimi davranışlarıyla kötü örnek olan ünlü simaların bile ne kadar merak edildiğini hesaba katarsak, Allah’ın “habibim” dediği bir zatı sırf merak için bile olsa bu kadar araştırmak, elbette boşuna olmazdı. Kimdi, daha doğmadan, mucizelerle kendisine karşılama töreni yapılan? Kimdi, “Sen olmasan, kâinatı yaratmazdım” denilen? Kimdi, asırlardır milyarlarca insanın peşinden koştuğu, örnek aldığı, rehberi kabul ettiği?