|
Yazan Muzaffer Hakkaerol - (2430)
|
|
Tuesday, 16 June 2009 |
|
Huzurevinde şafak söküp de ortalık aydınlanınca; gecenin sıkıcı, sessizliği geride kalır. Arkasından kuş sesleri ve rüzgâr hışırtıları duyulur ağaçlardan. Sonra sabah ezanı bütün bütün sessizliği bitirir ve yeni bir günün hareketliliği başlar. Abdest alanlar, namaz kılanlar… Arkasından sabah kahvaltısı... Güneş olanca
|
|
Yazan Muzaffer Hakkaerol - (3385)
|
|
Wednesday, 20 May 2009 |
Huzurevinin çok büyük bahçesinde ağaç ve çeşitli bitkileri yetiştirmek, huzurevi sakinleri ile bakımını, sulamasını yapmak haz duyduğumuz meşguliyetlerdendir. Yeni bir bahar günü fidanları sulamak ve tefekkür etmek için yeşillikleri, ağaçları, çiçekleri ve kuşları
|
|
Yazan Aykut TANRIKULU - (4053)
|
|
Friday, 20 March 2009 |
|
Kendini bildi bileli hayatı bir mücadele olarak tanımıştı.Var olmak için güçlü olmayı kendine rehber edindi. Ne de olsa haklı olanlar, daima güçlü olanlardı!. Öyle görmüştü. Daha çok kazanmalı, zengin olmalıydı.
Değilse aç kalır, açıkta kalırdı.
|
|
Yazan Hüseyin Eren - (4849)
|
|
Monday, 24 November 2008 |
|
Serin bir rüzgâr esiyordu sabahın seherinde… Yapraklar savruluyor, ağaç dalları deniz gibi dalgalanıyor, büzüşmüş kuşlar soğuktan korunmaya çalışıyordu… Koyu bulutlarla kaplı gökyüzü, güneşle yeryüzüne gülmeye başlamamıştı henüz…
|
|
Yazan Bilal Yükselten - (5377)
|
|
Friday, 15 August 2008 |
|
Saat gece 3’ü gösteriyordu. Arayan çok sevgili kardeşim, dava arkadaşımdı. Korkulu, hüzünlü, kısık ve titrek bir sesle : “Gel” diyordu. “ Gel de gör beni aşk neyledi.?..” Oturduğum yer şehre biraz uzak olduğu için bu saatte kardeşimin yanına gidecek bir vasıta bulmam çok zor görünüyordu. Lakin niyet ettikten sonra inşaallah tüm yollar beni kardeşime ulaştırır düşüncesiyle
|
|
Yazan M.Ali Asil - (5449)
|
|
Thursday, 10 July 2008 |
“Mutluluk bile acı veriyor, çünkü sonu var, biliyorum…”
Orhan konserde çalınan onlarca şarkıdan aklında neden yalnızca bu dizenin kaldığı sorusuna bir cevap bulamadı. Düşündükçe çıldıracak gibi oluyordu. Başka şeylere odaklanmaya çalıştı. İşi aklına geldi. Ertesi günü yapması gereken birçok işi vardı mesela. Ama… Olamaz, işte aynı dize, yine aklında… Durmadan kulaklarının birinden girip
|
|
Yazan Özkan Erdem - (7169)
|
|
Thursday, 01 November 2007 |
(Bu kapının girişi içeridendir!)
Kemal ve ailesi Mardin’de ikamet ediyordu. Vural ailesinin tek çocuğuydu Kemal. Mardin İlköğretim Okulunu birincilikle bitirmişti. Babasının mesleği nedeni ile Amasya’ya yerleşmişlerdi. Liseyi Amasya’da okumak zorunda kalmıştı.
|
|
Yazan Nurdan Huyut - (10234)
|
|
Saturday, 01 September 2007 |
|
Koca şehrin bilindik hastanelerinden birinde1986 yılının serin bir Eylül ayı yaşanmaktaydı. Takvimler pazar gününden sıyrılıp, pazartesiye sayfa açmak üzereydi ki, hastanenin koridorlarında genç bir baba, telaş içinde bir aşağı bir yukarı volta atmaktaydı. İçeriden gelecek haberi beklemekteydi endişeyle.
|
|