Kapı çaldı hiç beklenmedik bir saatte. Oysa daha önce kimse gelmemişti bu vakitte. Yatağından kalkıp kapıya yöneldi. Parmaklarının ucuna basarak yürüyordu adeta. Biraz ürkek, biraz heyecanlı…
“Yok, yok olmayacak. Taa en baştan başlamak lazım. Belki yeniden doğmam gerek… Bu eğitimle bu kafa ile benden hiçbir şey olmaz. Hele Tadao Ando hiç olmaz!”
Nedir bu alıp veremediğimiz bilmiyorum. Olmak istediklerimiz ve olduklarımızı bir kenara
Eskiden, çok eskiden herkes mutluymuş. Artık kimse mutluluğu aramaz, sormaz olmuş.İnsanlar onun kıymetini anlamayınca, mutluluk saklanmaya karar vermiş. Sonra başlamış saklanacak yer
Televizyonun başındayım yine. Ama bu kez bir program ya da dizi değil takip ettiğim. Bir sinema filmi ya da tartışma programı hiç değil, çizgi film ya da olağanüstü güçlerin olağanmış gibi göründüğü programlar da değil izlediğim.
Ne yazsam acabadan ziyade nasıl yazmasam sorusu kafamı karıştırıyor bu aralar. Aslında biliyorum yazmak, paylaşmak istediğim şeyleri, önce hepsini bir düzene koymam gerektiğini ama olmuyor işte...
Güzel bir kasım ayında, ülkemizin doğu kıyılarında kendini göstermeye başlayan, muhtemelen ay sonuna kadar tüm yurdu etkisi altına alacak olan kar hakkında bu yazı.
Belki de yazılmaya değmeyecek kadar basit bir sorunun cevap arayışları…