| Yer ve gök insana ağlamazsa |
|
|
| Yazan Aykut TANRIKULU | |
| Wednesday, 01 August 2007 | |
|
Allah (c.c) her şeyi yerli yerince yaratmıştır. Evrende olağanüstü bir düzen, ahenk ve denge vardır. İnsana düşen kâinattaki bu eşsiz düzeni korumak, Bunları bozacak ve tahrip edecek tutum ve davranışlardan sakınmaktır.
Tabiatta olanı tüketirken, Dikkat etmemiz gereken çok önemli bir husus vardır ki, O da ekolojik denge dediğimiz tabiatın düzenine zarar vermemektir. Fakat ne yazık ki insanoğlu çoğu zaman bundan gaflet içindedir. Yapıp ettiği icraatlarda doğal çevreye onulmaz zararlar vermekte, Akıl almaz tahribatlar yapmaktadır. Şu iyice bilinmelidir ki; Çevreye zarar vermekle, İnsanoğlu aslında kendi bindiği dalı kesmektedir. Her an soluk alıp verdiğimiz havanın, Işık ve ısısına muhtaç olduğumuz güneşin, Havamıza oksijen üreten, Ve bize manzarasıyla haz veren yemyeşil ormanların, İçimizi açan berrak mavi gökyüzünün, Zümrüt yeşili rengiyle insanları kendine çeken denizin varlığını, Ancak bunlar olmadığı zaman, Ya da kullanamaz hale geldiğimizde fark ederiz. İnsan için ne büyük bir değer taşıdıklarını o zaman anlarız. Ama çoğunlukla iş işten geçmiş olur.. Dünyadaki felaketlerin tamamı, İnsanın yapıp ettikleriyle alakalıdır; Eğer hayatın bir anlamı yoksa, Her şey meşrudur, cinayet bile.. Ve o zaman da bizler, Fertler ve toplumlar olarak, Bütün hayvanca şiddet gösterilerine teslim edilmişiz demektir..1 Oysa, Müslüman bir insan, Kendisinin Allah'ın (c.c) güzel isimlerine mahzar olduğuna, Bu isimlerin kendisinde tecelli edip yansıdığına inanır. Allah'ın isimlerinden birisi de Kuddûs ismidir. Kuddûs; Mukaddes / kutsal, temiz, pak olan demektir. Bu ismin bir tecellisi / yansıması olarak, Rabbimiz yeryüzünde sürekli olarak meydana gelen tabii kirlenmeleri, Kurmuş olduğu ekolojik sistemle sürekli olarak temizlemektedir. Her mevsim ölen binlerce hayvan leşleri, Kurumuş bitki artıkları, İstihaleye (bir tür değişime) tabi tutulmakta ve temizlenmektedir. Ayrıca rüzgârlar vasıtasıyla, Yeryüzümüz âdeta süpürülmekte ve yağmurlarla yıkanmaktadır..2 Kainattaki bu eşsiz düzeni, Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle belirtir: “Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye, Bir düzen ve plana göre yarattık..”3 “Yeryüzünü düzgün bir şekilde yarattık. Oraya sağlam dağlar yerleştirdik. Orada her şeyi belli bir ölçüde bitirdik. Orada sizin için ve rızıklarını sizin vermedikleriniz için, Geçim yolları yarattık. Her şeyin hazinesi bizim katımızdadır. Biz onlardan ancak belli ölçülerde veririz.."4 “Allah göğü yükseltti ve ölçüyü ortaya koydu. Ölçüde aşırı gidip dengeyi bozmayın..”5 * Peki, nedir çevre kirliliği? Kısaca özetleyecek olursak; İçerisinde yaşadığımız tabiatın / doğal ortamın dengesinin, Çevreden katılan birtakım maddelerle bozulması, Hava, toprak ve suların kirlenmesi, İnsan ve diğer canlılar için zararlı hale gelmesinin adıdır. Öyleyse, Çevremizi iyi koruyamadığımız ölçüde, Hayatımızı, Sıhhat ve afiyet içerisinde devam ettirmemiz zorlaşacak demektir. Dünyamızdaki ve denizlerdeki kirlenme ve bozulmanın sebebi, Tamamen insanlardır..6 Hayattaki en önemli ilke olarak kendi menfaat ve çıkarını gören, Bu uğurda değil çevreyi, İnsanları bile feda etmeyi, Meşru ve haklı gören bir anlayış ve varsayımlar yumağının, Hakim olduğu bir dünya görüşünü benimseyen, Birey ve topluluklar için, Çevre sorunları bir anlam ifade eder mi? En büyük çevre felaketlerinin, Gayri müslim memleketlerde görülmesi, Boşuna olmasa gerektir.. Bu dünyaya bir kez gelmiş ve öteki âleme de inanmayan; Haklılığın ve gerçekliğin tek ölçütü olarak gücü, Hayatın yegane amacı olarak da, Nefsinin ve arzularının sonsuz isteklerinin ve ihtiyaçlarının, Sınırsız bir tarzda yerine getirilmesi olarak gören bir bireyin, Çevre sorunlarına ilgi duyması, Gelecek nesillerin hukukuyla ilgilenmesi, Veya nesli tükenen türleri sorun edinmesi beklenebilir mi?!. “Evet her şeyi hikmet ve intizamla gören Sâni-i Hakîm'e (Hikmet ve sanatla Yaratan’a) itikad etmezse (güvenip dayanmazsa) Ve alel-amyâ (körü körüne) tesadüfe (rastlantıya) havale ederse Ve o beliyyata (belalara) karşı, Elindeki kudretin adem-i kifayetini (yetmeyeceğini) düşünse; Tevahhuş (dehşet ve telaş) ve havftan (korkudan) mürekkeb (oluşan) Bir halet-i cehennem-nümun (cehennem gibi çok azab verici) Ve ciğerşikâfta (yürek parçalayıcı bir halde) kaldığından, Eşref ve ahsen-i mahluk (yaratıkların en şereflisi) olan insan, Her şeyden daha perişan olduğundan, Nizam-ı kâmil-i kâinatın (kâinatın mükemmel düzeninin) Hakikatine muhalif oluyor (ters düşüyor)..”7
Sonuç olarak; İnsan, Yaratıcının kâinatta koyduğu ekolojik dengeleri, Ekosistemleri dikkate almak zorundadır. Kâinatın yaratılış amacı sadece insan merkezli değildir. Kâinat her şeyden önce Yaratıcısını gösteren bir belge, Bir kitap olduğundan insanı aşan bir boyutu vardır. İnsan öncelikle bunu iyi anlamalıdır. “Gök ve yer insana ağlamadı..”8 Tehdidine uğramak istemiyorsak, Evren – insan ilişkisine dikkat etmemiz gerekiyor. İsm-i Kuddüs’ten gelen temizlik emrini, Tüm varlıklar dinlerken ve ona uyarlarken, İnsan da bu hitaba kulak vermek zorundadır. Kainattaki bu evrensel ilkeden ders çıkarmalı; Düzenli, amaçlı ve iktisatlı (ekonomik) bir hayat sürmelidir. Sınırsız büyüme ve sınırsız tüketme modelleri, Kuran’ın ruhuna tamamen aykırıdır. Halihazırda çevre felaketleri olarak, Bunların sonuçlarını bir bir görmekteyiz. Tüm evrende yaşanmakta olan temizlik hakikatine, Ve artıkların değerlendirilerek, Yeniden hayata dönüştürülmesi gerçeğine riâyet etmeyen insanlık, Bunun bedelini kirlenmiş bir çevrede, Huzurdan mahrum bir şekilde yaşayarak ödeyecektir. Ayrıca insan, Bu dünyada yaptıklarının hesabını âhirette verecektir. Buna kâinattaki canlı ve cansız varlıklara nasıl davrandığı da dahildir.. Dip Notlar: 1. Roger Garaudy, İslâm ve İnsanlığın Geleceği, s,29 2. Lem’alar, 30. Lem'a , Birinci Nükte 3. Kamer Sûresi, 49. ayet 4. Hicr Sûresi, 19-21. ayetler 6. “İnsanların kendi elleriyle kazandıkları yüzünden, Karada ve denizde bozulmalar ortaya çıktı. Belki dönerler diye, Allah (c.c.) yaptıklarının bazı kötü sonuçlarını onlara tattıracaktır..” Rûm Sûresi, 41. ayet 7. Muhakemat, s.107 8. Duhan Sûresi, 29.ayet (Bu makale 9137 kere okundu.) Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir. | |
Bu yazarın tüm makalelerini görüntüle |
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Büyüklerin karşısında konuşulmalı |
| Yavuz Bülent Bakiler: "Babam beni karşısında katiyen konuşturmadı. Bu dünyanın en büyük yanlışlarından bir tanesidir. Sus çıkartma sesini. Büyükler karşısında konuşulmaz. Aksine büyüklerin karşısında konuşmak icap eder. Kendi yaşıtlarımın arasında konuşurken yanlışlarımı bilemem ki. Büyükler beni dinlemeli ve birtakım güzellikleri bana vermeli…" |
| Devamı >> |