Skip to content

Genç Yaklaşım Dergisi

Anasayfa arrow Nurlu Yaklaşım arrow Kâinatta israf yoktur
Kâinatta israf yoktur Yazdir E-mail
Yazan Bediüzzaman Said Nursi   
Wednesday, 01 August 2007

Fennin de şehadet ettiği gibi, Sani-i Hakim, herşeyde en kısa yolu, en yakın ciheti, en güzel ve en hafif sureti ihtiyar etmiştir. Bu ihtiyar, kâinatta abesiyetin bulunmadığına delâlet eder. Bu ise ciddiyete delâlet eder. Ciddiyet ise, saadet-i ebediyenin gelmesiyle olur; yoksa bu varlık adem sayılır ve herşey abesiyete tahavvül eder.

Halbuki abes ve israf gibi batıldan pak ve münezzeh olduğunu şu "Bunları boş yere yaratmadın. Ey Rabbimiz" derler. "Seni bütün noksanlardan tenzih ederiz." (Âl-i İmran Sûresi;191.) kelâmiyle i'lâm ve talim eden Zat-ı Zülcelâl, sözüne nasıl muhalefet eder?
Dördüncü Bürhan: Üçüncü bürhanı izah eder. Bütün fenlerin şehadetiyle, fıtratta israf yoktur. Eğer insan-ı ekber denilen âlemdeki hikmetleri idrakten aciz isen, âlem-i asgar denilen insandaki nüktelere, hikmetlere dikkat et.
Evet, fenn-i menâfiü'l-a'zanın şerh ve beyan ettiği vecihle, insanın cisminde, herbirisi bir menfaat için takriben iki yüz küsur kemik vardır. Ve herbirisi bir fayda için altı bin damar vardır. Ve hüceyrâta hizmet eden yirmi dört bin mesame ve pencere vardır. O hüceyratta cazibe, dafia, mümsike, musavvire, müvellide namıyla, herbirisi bir maslahat için beş kuvvet çalışıyor. Âlem-i asgar böyle olsa, insan-ı ekber ondan geri kalır mı? Ruha nisbeten ehemmiyetsiz olan ceset bu derece israftan uzak bulunsa, ne suretle cevher-i ruhla âsârında, emellerinde, efkârında ve maneviyatında israf olur? Çünkü, saadet-i ebediye olmasa, bütün maneviyat kurur. O hakikatler, israf memleketine kaçarlar. Acaba dünya kadar kıymetli olan bir cevhere mâlik olmakla, hem daima onun zarfını ve gılafını muhafaza ettikten sonra, o cevheri birden bire yere vurup kırmak ihtimali var mıdır? Hangi akıl kabul eder? Hem bir şahsın bünyesindeki kuvvet, azasındaki sıhhat, istidadındaki kabiliyet, o şahsın yaşayışına ve tekemmülüne delil olduğu gibi, kâinatın ruhuna kadar nüfuz eden hakikat-i sabite ve devam ile yaşayışını ima eden intizamındaki kuvvet-i kâmile ve tekemmülüne giden nizamındaki kemal acaba haşr-i cismânî yoluyla saadet-i ebediyeye delil olmaz mı? Zira intizamını ihtilâlden ve bozulmaktan kurtaran, saadet-i ebediyedir. Ve tekemmüle vasıta olur. Ve o kuvveti inkişaf ettiren odur.
Bediüzzaman Said Nursî, İşârâtü’l-İ’câz, s.21

Lügatçe:

abesiyet: Manasızlık, boşunalık, lüzumsuzluk.
saadet-i ebediye: Sonsuz saadet, cennet.
adem: Yokluk.
tahavvül: Değişme.
i'lâm: Bildirme.
insan-ı ekber: Büyük bir insan olan kâinat.
âlem-i asgar: Küçük bir âlem olan insan.
fenn-i menafiü'l-a'za: Fizyoloji, canlı varlıkların doku ve uzuvlarının vazifelerini inceleyen biyoloji ilminin bir kolu.
mesame: İnsan veya hayvan cildi üzerindeki teneffüse yarayan küçük delikler, gözenekler.
cazibe: Çekme kuvveti.
dafia: İtme kuvveti.
mümsike: Tutan, yapışan.
musavvire: Tasvir etme, şekil verme.
müvellide: Doğuran, meydana getiren.
âsâr: Eserler.
tekemmül: Mükemmelleşme, kemale erme.
hakikat-i sabite: Sabit, değişmez hakikat.

kuvvet-i kâmile: Mükemmel kuvvet.
haşr-i cismânî: Cisimle, bedenle dirilme.

++++

Beşer, bulaşık eliyle karıştırıyor

Ey israflı, iktisatsız, ey zulümlü, adaletsiz, ey kirli, nezafetsiz, bedbaht insan! Bütün kâinatın ve bütün mevcudatın düstur-u hareketi olan iktisat ve nezafet ve adaleti yapmadığından, umum mevcudâta muhalefetinle, mânen onların nefretlerine ve hiddetlerine mazhar oluyorsun. Neye dayanıyorsun ki, umum mevcudâtı zulmünle, mizansızlığınla, israfınla, nezafetsizliğinle kızdırıyorsun?
Evet, ism-i Hakîmin cilve-i âzamından olan hikmet-i âmme-i kâinat, iktisat ve israfsızlık üzerinde hareket ediyor, iktisadı emrediyor.
Ve ism-i Adl’in cilve-i âzamından gelen kâinattaki adalet-i tâmme, umum eşyanın muvazenelerini idare ediyor. Ve beşere de adaleti emrediyor. Sûre-i Rahmân’da, “Göğü yükseltip âleme nizam ve ölçü verdi. Tâ ki adaletten ve dinin emirlerinden ayrılarak ölçüde sınırı aşmayın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle yerine getirin ve tartıyı eksik tutmayın” (Rahman Sûresi: 6-7) âyetindeki, dört mertebe, dört nevî mizana işaret eden, dört defa mizan zikretmesi, kâinatta mizanın derece-i azametini ve fevkalâde, pek büyük ehemmiyetini gösteriyor. Evet, hiçbir şeyde israf olmadığı gibi, hiçbir şeyde de hakikî zulüm ve mizansızlık yoktur.
Ve ism-i Kuddûs’ün cilve-i âzamından gelen tanzif ve nezafet, bütün kâinatın mevcudatını temizliyor, güzelleştiriyor. Beşerin bulaşık eli karışmamak şartıyla, hiçbir şeyde hakikî nezafetsizlik ve çirkinlik görünmüyor.
İşte, hakaik-i Kur’âniyeden ve desâtir-i İslâmiyeden olan adalet, iktisat, nezafet hayat-ı beşeriyede ne derece esaslı birer düstur olduğunu anla. Ve ahkâm-ı Kur’âniye ne derece kâinatla alâkadar ve kâinat içine kök salmış ve sarmış bulunduğunu ve o hakaiki bozmak, kâinatı bozmak ve sûretini değiştirmek gibi, mümkün olmadığını bil.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, s.303-304

Lügatçe:

adalet-i tâmme: Tam adalet.
ahkâm-ı Kur’âniye: Kur’ân'a ait hükümler.
bedbaht: Kötü talihli.
cilve-i âzam: En büyük tecelli, görüntü.
derece-i azamet: Büyüklük derecesi.
desâtir-i İslâmiye: İslama ait düsturlar.
düstur-u hareket: Hareket prensibi.
hikmet-i âmme-i kâinat: Kâinatın bütününü kuşatan hikmet.
iktisat: Yerli yerinde kullanım, lüzumundan fazla veya noksan sarfiyattan kaçınma.
ism-i Adl: Adaletle hükmetme anlamındaki Allah'ın bir ismi.
ism-i Hakîm: Herşeyi belli bir fayda ve gayeye göre yapan anlamında Allah'ın bir ismi.
ism-i Kuddûs: Kâinattaki herşeyin temiz olmasını sağlayan, kusur ve noksanlıklardan uzak anlamında Allah'ın bir ismi.
mevcudât: Mevcutlar, varlıklar.
mizan: Terazi, ölçü, denge.
mizansızlık: Ölçüsüzlük, dengesizlik.
muvazene: Denge.
nezafet: Temizlik.
tanzif: Temizleme.


(Bu makale 8544 kere okundu.)

Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.

Bediüzzaman Said Nursi
Yazar hakkında:
Hiç kuşkusuz Bediüzzaman'ın biyografisine dair en temel eser, kendi sağlığında yazılmış ve kendisinin onayından geçmiş olan Tarihçe-i Hayat adlı eseridir. Bu eser müellifinin kontrolü dahilinde yazıldığından dolayı “hatırat” özelliği de taşımaktadır. Burada sadece kısa bir özet sunacağız.
Devamı >>
 

Yorum ekle

Küfür, hakaret ve beddua içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır.
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

Anket

Ergenekon operasyonu derin devleti temizleyecek mi?
 

KAPAK KONUSU

Büyüklerin karşısında konuşulmalı
Yavuz Bülent Bakiler: "Babam beni karşısında katiyen konuşturmadı. Bu dünyanın en büyük yanlışlarından bir tanesidir. Sus çıkartma sesini. Büyükler karşısında konuşulmaz. Aksine büyüklerin karşısında konuşmak icap eder. Kendi yaşıtlarımın arasında konuşurken yanlışlarımı bilemem ki. Büyükler beni dinlemeli ve birtakım güzellikleri bana vermeli…"
Devamı >>

Üye Girişi






Sifremi unuttum !
Siz de bize katilin? KAYIT Olun

Kimler Online

Su anda 1 ziyaretçi çevrim içi

İstatistikler

Üyeler: 588
Haberler: 612
Baglantilar: 7
Ziyaretçiler: 6356591