Skip to content

Genç Yaklaşım Dergisi

Anasayfa arrow Söyleşi arrow Cevşen ve Kurân okurken huzur buluyorum
Cevşen ve Kurân okurken huzur buluyorum Yazdir E-mail
Yazan Yavuz Topalcı   
Saturday, 01 September 2007

Her zaman yanımda cevşen ve Kur’an-ı Kerim taşırım. Uçakta, arabada imkân bulduğum her fırsatta okurum. Okurken de huzur buluyorum.

 

 

GİRİŞ: Ramazan ayı münasebetiyle halk müziğimizin genç seslerinden biri olan ve TBMM'de konser veren ilk sanatçı unvanına sahip Turgay Başyayla ile bir röportaj yapmak istedik. Sağ olsun bizi kırmadı. Kendisi yoğun konser programları nedeniyle haftada iki gün İstanbul'da oluyordu.

O iki günü de zaten TV programlarında geçiriyordu. Hal böyle olunca bizim de randevu yerimiz Kanal 7 stüdyoları oldu. Ancak sanatçımız programa gelirken yolda küçük bir trafik kazası yapınca bizim randevumuz biraz aksadı ve program akabinde kendisi ile sohbet etme imkânını ancak bulabildik. Bu vesile ile kendisine tekrar geçmiş olsun diliyoruz. Programını izlerken Yasin suresindeki bir ayetin meali ile ilgili bir konu açılınca Turgay Başyayla, cebinden Kur’an'ı Kerim çıkardı. Bu durum stüdyodakileri ve bizi şaşırttı. Tabi biz de sormadan edemedik. Neydi bunun sırrı? Sürekli yanında mı taşıyordu? Bu ve buna benzer birçok sorunun cevabını da kendi ağzından dinleyelim. Ne dersiniz? İyi okumalar…

 

 

*Önümüz dua ayı Ramazan olunca Bismillah deyip dua ile başlayalım sohbetimize ve ardından çocukluğunuzdaki Ramazanlar hakkında biraz konuşalım...

Ramazan aylarında İstanbul'da oluyorum ve İstanbul'da Ramazan aylarının diğer şehirlere göre daha hareketli ve keyifli geçtiğine inanıyorum. Gerek düzenlenen Ramazan programları, gerekse şenlik alanları ile. Büyükşehir belediyesi ve diğer ilçe belediyeleri bu anlamda önemli çalışmalar yaptığına inanıyorum. Onca faaliyet ve hareketliliğe rağmen, bizim dönemimizdeki Ramazanlar daha bir başkaydı. Belki de bize öyle geliyordu, bilmiyorum. Sanki bizim dönemimizde insanlar daha samimi ve daha içtendi. Aslında hayat da bu şekilde değil mi? Ramazan ile alakası olmasa gerek. Toplumumuzda bazı batılı toplumlar gibi anti-sosyalleşme başladı diye düşünüyorum. Çocuklarımız sosyal ilişkileri zayıf yetişiyor. Bu konuda bir şeyler yapmamız gerektiği inancındayım.

*Peki türkülerimizin, geleneklerimizin kısacası kültürümüzün bahsettiğimiz sosyalliği sağladığını açıkça söyleyebilir miyiz?

Tabii ki. Kültürümüze bağlı kaldığımız sürece bu sosyalliği bir nevi sağlamış oluyoruz. Bizim de ekip olarak tek gayemiz bu. 120 kişilik ekibimiz ile -bunların 40 kişisi mehteran takımımız, diğer 80 kişilik kısmı ise orkestra ve halk oyunları ekibimiz- tek derdimiz, yeni nesil. Onlara kültürümüzü biraz olsun aşılayabilmek, gösterebilmek. Folklor olsun mu? Evet olsun. Elimize bağlama alıp da çalabilir miyiz? Elbette. Ki zaten bunu yapan çok değerli üstatlarımız da var. Biz hem folklor değerlerimizi, hem de elimize bağlama alıp çalma işini bir arada yapalım dedik. Gençlerimize daha coşkulu ve modern bir şekilde hem görsel, hem de işitsel olarak yansıtmayı düşündük. Gençlerimizi yakalamaya çalışıyoruz. Gelişmeleri reddedemeyiz. Bu yüzden biz de bu değerleri bir araya getirip gençlerimize sunuyoruz. Tabi gelişmelerden bahsederken en önemli nokta şu olmalı bana göre; işin suyunu çıkartmadan modernleşmek.

*Araya girip, Can Dündar'ın da bir yazısında değindiği müstehcen türküler toplumumuzu nasıl etkiliyor? diye sorsam...

Müstehcen türkülerin sorumluları zaten toplumumuz tarafından da bilinen belli başlı kişiler. Özellikle son dönemde İç Anadolu türküleri bu halkaya dâhil oldu. Bundan önce Güneydoğu Anadolu türküleri ile ilgili böyle bir dalga vardı. Sonra Karadeniz'de bir tekno furyası başladı. O da öyle geldi, gitti. Şimdi de işte İç Anadolu türküleri bu furyaya dahil oldu. Bu anlamda ne kadar çok basitleşirsen albüm o kadar çok satıyor ama halka verdiği zarar kalıcı oluyor. Halkımızdan bunlara prim vermemesini bekliyoruz. Zaten bu tür sanatçılar da bir yıllık sanatçılar. Ancak piyasadan kaybolsalar da verdikleri zarar ile kalıcı oluyorlar.

*Canlı yayın programında sizinle yapacağımız röportaj için beklerken program içerisinde Yasin suresi ile ilgili bir tereddüt yaşanınca hemen Kur’an-ı Kerim uzattınız. Her zaman yanınızda taşıyor musunuz? Yoksa bugüne tevafuk mu oldu?

Her zaman yanımda cevşen ve Kur’an-ı Kerim taşırım. Konserler için sürekli seyahat halinde oluyorum ve bu seyahatlerim sırasında sürekli okurum. Cevşen okurken, Kur’an okurken huzur buluyorum. Cebrail’in (as) Peygamberimize savaş meydanında “Zırhı çıkar! Bunu oku!” dediği cevşeni, Peygamberimiz daha sonra yanından ayırmadığı gibi, bende yanımdan ayırmıyorum. Uçakta, arabada imkân bulduğum her fırsatta okurum. Okurken de huzur buluyorum.

*Biraz da sizden bahsedelim. Turgay Başyayla'nın hayatı sadece müzik mi? Yoksa başka uğraşları da var mı?

Hayatım müzik sayılabilir. Bir dönem ticaret ile de uğraştım ama müzikte kaldık. Müzik Cenab-ı Allah'ın bana vermiş olduğu bir yetenek ve Rabbimizin insanlara verdiği bu yetenekleri de boşuna verdiğine inanmıyorum. Rabbimizin bize verdiği bu yeteneği biz de elimizden geldi kadarı ile insanlarımıza sunuyoruz. İnsanlarımızın karşısına bir Anadolu genci olarak çıkmayı ve çocuklarımıza bu anlamda örnek olmayı amaçlıyoruz. Bunu da kendimize görev biliyoruz. Bu konu ile ilgili bir örnek de vermek istiyorum: Geçen konserlerimizden birinde biz Ege yöremizin oyun havası olan Zeybek'i oynarken daha beş-altı yaşlarındaki çocukların da bizlere eşlik etmesi beni çok sevindirdi. Hani bildiklerinizin zekâtı, o bildiklerinizi başkalarına anlatmaktır ya, ben de Cenab-ı Allah'ın bana verdiği yetenekleri başkalarına aktararak, bildiklerimin zekâtını verdiğime inanıyorum. Ki o çocukları da orada zeybek oynamaya çalışmaları bu işi doğru yaptığımız konusunda beni sevindirdi.

*Korsan yayınlar tüm sanat camiasının dertli olduğu bir konu. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Korsan konusunda öncelikle Bakanlık tarafından bir sistemin oturtulması gerekiyor. Bakanlık nezdinde bir takım görüşmelerimiz oldu. Onlar da tam anlamı ile sistem oturtamadıklarından söz ettiler ve tabi bundan en fazla zararı gören de biz oluyoruz. Ki zaten benim kaygım para kazanmak değil. Eğer öyle olsa bir şekilde onu hayata geçirirdik. Çok şükür Türkiye'de en çok konser veren sanatçılar arasındayım. Hemen hemen tüm festivallerde yer alan ilk beş isimden biriyim belki de. Eğer işinizi tutkuyla yaparsanız, karşılığını bulursunuz. Ben de türkülerimizi, kültürümüzü bir tutku olarak bildim hep ve halkımız tarafından gittiğimiz yerlerde bizlere gösterilen sevgi ile bu tutkunun karşılığını bulduğuma inanıyorum.

*TBMM'de konser veren ilk sanatçısınız. Nasıl gelişti böyle bir olay? Ne hissettiniz bu konser sonrası?

Bu konser o dönemki sayın TBMM başkanımız Bülent Arınç'ın isteği ile 2003 yılında gerçekleşti. Cumhuriyet tarihinde ilk defa siyasiler, bürokratlar ve halk Meclis bahçesinde bir araya geliyor. Bu konsere beş-altı çok değerli sanatçımız katılmıştı. Konserden hemen önce benim ilk olarak çıkmam istendi. Böyle bir tarihi günde orada ilk sahneyi almak benim için tarif edilemeyecek bir mutluluktu. Çıktık, konserimizi verdik ve çok da güzel oldu. Tarihte ilk olması nedeniyle de büyük bir heyecan yaşadım.

*Müzik piyasası yanında sinema dünyasına yakınlığınız Mesut Uçakan'ın filmlerinde rol almanız dolayısıyla biliniyor. Yakın zamanda sinema alanında başka projeleriniz var mı?

Mesut ağabeyin benim için yeri ayrıdır. Kendisinden çok şey öğrendim. Bundan önce “Anne ya da Leyla” ve “Otel İstanbul” filmlerinde başrol oyuncusu olarak yer aldım. Ayrıca 2003 yılında çekilen “Şizofren aşk” filminde de başrol oynadım. İleri dönük şu an somut bir projemiz yok. Çünkü TRT tarafından çekilen Kültür Bakanlığımız destekli “Belek Gazi” filminin çekimleri yeni bitti. Yakın zamanda seyircilerimizle bu film aracılığı ile de buluşacağız. Bu filmde de Belek Gazi karakterini canlandırdım.

*Belek Gazi konusunu biraz açsak...

“Harput Fatihi: Belek Gazi” diye geçiyor. Yörede Balak Gazi diye de bilinir. Tarihimiz açısından önemi büyük biri Belek Gazi. Haçlıların saldırılarını püskürttüğü gibi Haçlıları bozguna da uğratıyor. Bu karakteri canlandırmaktan onur duydum diyebilirim. Filmin ayrıntısı da film izlenince anlaşılsın.

*Ramazan dedik, müzik dedik, dua dedik. Üçünü bir araya getirsek...

Aslında Ramazan aylarında tasavvuf müziği ön plana çıkıyor ve ben de tasavvuf müziğini çok seviyorum. Ama herkesin kendi alanında en iyiyi yapması gerektiği inancını taşıdığımdan tasavvuf müziğini sadece dinliyorum. Ramazan artık bizim kültürümüz olmuş ve türkülerimiz de kültürümüzün bir parçası olduğundan o Ramazan gecelerinde türkünün de eksik olmadığı geceler olmuyor değil. Ben ve arkadaşlarım elimizden geldiği kadarı ile gelenek ve göreneklerimizi anlatmayı bir görev biliyoruz. Bu vesile ile de Ramazan gecelerinde türkülerimizle türküseverleri buluşturuyoruz.

*Sohbete doyum olmuyor. Hele konu Ramazan'dan, müzikten, kültürümüzden açılınca bitmek bilmiyor. Dua ayı Ramazan ayı konulu sohbetimizi bizim duamızla açtık Turgay Başyayla'nın duası ile bitirelim, diyoruz.

Öncelikle inşallah gelen yıllar, giden yıllarımızı aratmaz diye başlamak istiyorum. Bol dualı, fakir fukaranın yüzünden tebessümün eksik olmadığı, savaşların yaşanmadığı, omuz omuza yaşadığımız nice Ramazanlar yaşamayı Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum. Bu ayda insanlarımızdan Müslüman ülkelere yapılan hain saldırıların olmaması için, çocuklarımız için, bu vatan toprakları içerisinde birlik ve kardeşçesine yaşamamız için dua etmelerini istiyorum.

*

Turgay Başyayla kimdir?

Turgay Başyayla ilk ve orta öğrenimini Çankırı'da tamamladı. 1995 yılında Antalya AKEV kolejinden mezun oldu. 1996 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü kazandı. Eğitimi sırasında okulun THM, TSM korolarını kurdu ve üniversiteler arası yarışmalarda dereceler alındı. İlk albümü "Nazlıcan" 2000 yılında çıktı. Sanatçı "Öz" albümüyle müzik camiasında ve Anadolu’da verdiği kültürel hizmetler sebebi ile çeşitli üniversite ve eğitim kurumlarıyla birçok vakıf tarafından “Yılın en iyi Türk Halk Müziği Sanatçısı ve Halk Bilimleri Özel Ödüllerine” layık görüldü…


(Bu makale 11490 kere okundu.)

Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.

Yavuz Topalcı
Yazar hakkında:
Kendisi şu ana kadar bize biyografisini göndermediği için ayrıntılı bilgi veremiyoruz...
 

Yorum ekle

Küfür, hakaret ve beddua içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır.
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

Anket

Ergenekon operasyonu derin devleti temizleyecek mi?
 

KAPAK KONUSU

Ramazan'ı seviyoruz
Havva Koç - 21 - Satış Sorumlusu Ben Gümüşhaneliyim. Buraya (Sultanahmet´e) arkadaşlarımla Gümüşhane'den geldim. Onlar da benim gibi İstanbul´a gelip Sultanahmet camiini görmeyi çok istiyordu. Televizyondan izliyorum da, bu mekânlarda çok güzel diyalog ortamı var. Daha çok diyalog ortamı olduğu için, ben Ramazan'ı daha çok seviyorum. Ne yazık ki senede bir ay böyle geçiyor. Her zaman böyle olsaydı belki kıymeti kalmazdı ama yine de insanların hayırlı işler yapması, daha iyi olması hoşuma gidiyor. Ramazan'da daha başka güzel oluyor her şey. Ramazan bizim insanlarımız için de bir diyalog vesilesi.
Devamı >>

Üye Girişi






Sifremi unuttum !
Siz de bize katilin? KAYIT Olun

Kimler Online

Su anda 6 ziyaretçi çevrim içi

İstatistikler

Üyeler: 560
Haberler: 612
Baglantilar: 7
Ziyaretçiler: 5756563