| Kolye |
|
|
| Yazan Nurdan Huyut | |
| Thursday, 10 January 2008 | |
|
İlkokul ikinci sınıf öğrencisi 3 arkadaş, yılsonu geldiğinde öğretmenlerine hediye almak amacıyla, aralarında para toplamaya karar vermişlerdi. Toplanan miktara bakılırsa, bu parayla pek de değerli bir hediye alınamazdı. Fakat ellerinde avuçlarında bu kadarcık para olsa bile, küçükler, yine de öğretmenlerine hatıra kalacak bir şeyler bulup ona hediye edebileceklerini düşünüyorlardı. Hediye alma görevini de içlerinde en fazla gönüllü olan kişiye vermişlerdi. Hediye almak için, yakındaki tuhafiye dükkânına giren küçüğün avucu, demir paraları sıkıca tutmaktan sırılsıklam olmuştu. Tuhafiye dükkânının sahibi emekli öğretmen, küçük kıza tebessüm ederek: “Ne istiyorsun küçük kız?” diye sordu. O da, “Bayan öğretmenimize bütün bir yıl bize çok şeyler öğrettiği için, güzel bir hediye almak istiyoruz.” diye cevapladı. Dükkân sahibinin yüzündeki tebessüm giderek artarken, küçük kızla aralarında bulunan camekânlı tezgâhı göstererek, “Burada bulunan takılardan birini öğretmenin için sana satabilirim” dedi. Küçük kız tezgâha biraz bakındıktan sonra, gümüş renginde parlatılmış, yuvarlak ve taşlı bir kolyeyi işaret ederek: “Şu kolyenin içindeki taşlar çok parlıyor, öğretmenimize de çok yakışacak. Onu alabilir miyim?” diye sordu. Bunun üzerine, dükkân sahibi hemen güzel bir paket yaparak hediyeyi küçük kıza uzattı. Küçük kız avucunda iyice ıslanmış olan bozuklukları tezgâhın üstüne bırakırken, endişeli bir ses tonuyla: “Ama bütün paramız bu kadar, aldığımız kolyeye yetecek mi?” diye sorguladı. Dükkân sahibi, göz ucuyla tezgâha koyulan paralara baktığında, asıl istediği fiyatın bu paradan çok daha fazla olduğunu düşündü. Fakat küçük kızın heyecanından öyle etkilenmişti ki, onun küçük kalbini kırmak istemiyordu. Bu sebeple, durumu küçük kıza sezdirmeden: “Tabii ki. Öğretmenine aldığın bu hediye için paranız yeterli.”dedi. Aldığı cevap karşısında, küçük kızın gözleri sevinçle parladı. Sonra da öğretmeni için güzel bir alışveriş yaptığını düşünerek, emekli öğretmene teşekkür edip, dükkândan ayrıldı. Ertesi gün olduğunda, küçük kız erkenden okula gitti ve arkadaşlarına hediyeyi aldığını söyledi. Bu habere çok sevinen arkadaşları küçük kıza teşekkür ederken, içlerinde taşıdıkları heyecanla her biri yerinde duramaz bir halde öğretmenlerinin gelişini beklemeye başladılar. Biraz sonra öğretmen içeri girdiğinde, ufak bir konuşma gerçekleştirdi. Öğrencilerine, öğrendiklerini her zaman tekrar etmeleri, bol kitap okuyup, aynı zamanda da yazı çalışmaları yaparak, okuma ve yazma işini pekiştirmeleri gerektiğinden bahsetti. Ardından da öğrencilerine karnelerini dağıttı. Bundan sonra küçük kız ayağa kalktı ve heyecanlı bir şekilde hediye paketini öğretmen masasının üstüne bıraktı. Ve tatlı bir edayla: “Bu hediyeyi biz üç arkadaş sizin için aldık öğretmenim. Umarım beğenirsiniz” dedi. Böyle bir şeyi beklemeyen genç öğretmenin gözleri bir an parladı ve büyük bir özenle masaya koyulan paketi açtı. Ardından da küçük kıza sarılıp, diğerlerine de teşekkür etti. Hüzünlü bir veda gününün ardından genç öğretmen, evine geldiğinde ona hediye edilen kolyeyi misafir odasında, uğraştığı sanat dalıyla ilgili aldığı ödüllerini yerleştirdiği vitrinde, en çok dikkat çeken ödülün üstüne astı. Büyük bir özenle yerleştirdiği bu kolyeyi evine gelen pek çok misafir, artık buradan seyredecekti Günün birinde, çok samimi olduğu bir arkadaşı genç öğretmene misafir olarak geldiğinde onunla birlikte misafir odasına geçtiler. Belli bir zaman sonra, misafir bayan, vitrinde duran kolyeyi fark edince, genç öğretmene dönerek: “Bu kadar basit bir kolyeyi, almış olduğun plaketlerin en gözde yerine asmış olmanı doğrusu hiçbir şekilde anlayabilmiş değilim. Diğer ödülleri gölgeliyor ve onların arasında oldukça sırıtmış. Diğerleri altın kaplamalı, cam kesmeli. Bu sergilediğin, altın bir madalya olsaydı yaptığını anlardım” diye söylendi ve dudak büktü. Genç öğretmen bir kez daha kolyeye bakıp tebessüm ederken, arkadaşına döndü ve yaptığı şeyin sebebini ona anlatmaya başladı: “Bu kolyeyi küçük öğrencilerim yılsonunda bana hediye etmişlerdi. Bu yüzden ona gözüm gibi bakıyorum.” “İyi de” dedi arkadaşı. “Bu kadar basit bir kolyeyi vitrinde sergilemek niye?” “Görünüşte belki haklısın.” diye cevapladı öğretmen. Şu gördüğün vitrinde duran kolye ne bir antika değeri taşıyor, ne de yerin derinliklerinden çıkarılan değerli taşlarla süslenmiş. Ama bir nokta var ki; bu kolye, içinde küçük yüreklerin öğretmenlerine karşı duydukları sevgiyi, gelecekten bekledikleri güzellikleri ve en önemlisi küçük bedenlerin büyük umutlarını taşıyor. Bu yüzden vitrinde duran kolye benim için çok değerli… Onu ömrümün sonuna dek, her baktığımda bana sevgiyi ve umudu hatırlatması için saklayacağım. Aslında zarar vereceğimi bilmesem onu her zaman boynumda taşırım, fakat hiçbir şekilde kolyeye zarar vermek istemiyorum. Hem burada tüm dostlarım ve sevdiklerimle bu umudu ve bu sevgiyi paylaşma fırsatım oluyor. İşte bu yüzden bu kolye, bu evin en başköşesinde, daima sevgiyle parlayacak...
(Bu makale 9941 kere okundu.) Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir. | |
Bu yazarın tüm makalelerini görüntüle |
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Bir hayat vizyonunuz olmalı |
| Uzm. Psikolog Orhan Gümüşel ile söyleşi GİRİŞ: Hayat biraz sorgulamadır, biraz görme, biraz işitme, biraz dokunma ve hissetmedir. Kendini inşa etmedir. Yüreğine dönüp bakma, yaptıklarına ve yapacaklarına… Nereden geldiğine ve nereye gideceğine… |
| Devamı >> |