Skip to content

Genç Yaklaşım Dergisi

Anasayfa arrow Gezi Notları arrow Fırtınadan çıkan mektup
Fırtınadan çıkan mektup Yazdir E-mail
Yazan Vehbi Kara   
Sunday, 10 February 2008

Kâinatta cereyan eden her şey güzeldir. Hadiseler bazen bizzat ya da sonuçları itibariyle güzel olur.  Önemli olan bakış açısıdır. Mana-yı harfî ile yani gerçek bakış açısı ile bakıldığı vakit güzellikleri görebilmek mümkündür.

Denizcilik mesleğinin üzerinde durulmamış bazı özellikleri vardır. Örneğin Cenab-ı Allah’ın kudret ve azametini, celalli tecellilerini bizzat müşahede etmek imkânı mevcuttur. Eğer siz de, benim gibi bir fırtınanın içine düşmüş iseniz bazı gerçekleri daha açık bir şekilde görebilir, dünyanın ve kâinatın gerçek sahibinin kim olduğunu çok kolay bir şekilde fark edebilirsiniz.

İmtihan sırrı nedeniyle meydana gelen olaylara bazı perdeler çekilmiştir. Sebepler öne sürülerek, gerçek yaratıcı ve idame edici olan Rabbimiz bize unutturulmaya çalışılır. Hâlbuki her şeyin dizgini Cenab-ı Hakkın elindedir. Bize düşen, akıl ve duygularımızı kullanarak onun varlığını hissederek tefekkür etmemizdir.

Fırtına içine düştüğünüzde, sebeplerin sadece birer perde olduğunu bizzat görebilirsiniz. En inançsız görünen denizcinin bile “Allah” dediğine şahit olursunuz. Zira denizlere ve rüzgâra kumanda eden birisinin varlığı apaçık ortadadır.

Basınç sistemleri ve atmosferik şartlar ne kadar fırtınanın etkilerini anlamaya çalışmamıza yardımcı olsa da, Allah’ın kudret ve azametini hissedebilmemize mani olamaz. Bunları sebep olarak da kabul edemeyiz. Zira ne zaman başlayacağı ve bizi nerede yakalayacağı belli değildir. Fırtına şiddetlendiğinde ağızdan “Allah” kelamından başka bir söz çıkmaz.

Dualarımız, denizin şiddetini hiç olmazsa bir süreliğine bırakıp, bir an önce sahili selamete çıkmamız üzerinedir.

Geçen yaz Anadolu’da kuraklık yaşandı. Yağmur duasının vakti geldiği için birçok yerde yağmur duasına çıkıldı. Cenab-ı Allah rahmet ve merhametini göstererek yağmuru gönderdi. Barajlar su ile doldu ve kuruyan topraklar suya doydu.

Birçok insanın dört gözle beklediği hava hareketleri biz denizcilerin endişe ile yaşadığı bir döneme denk geldi. Biz bir an önce fırtına bitsin de kurtulalım derken, kar ve yağmura hasret milyonlarca kişi sevindi. İşte bu yazımız da böyle bir zamanda fırtınadan sonra kaleme alındı.

Yağmurun yağması için gökyüzünün bulutlar ile dolması ve alçak basınç denilen hava olayının meydana gelmesi gerekir. Lakin bu olay denizlerin altının üstüne gelmesine yol açar. Meteoroloji tahminleri ile fırtınanın nerelerde cereyan edeceğini tahmin edebilme imkânımız vardır. Bazen olur ki bilerek fırtınanın içine gitmek zorunda kalabiliriz. Zira gemiyi kiralayan kişi bir an önce yükümüzü ulaşacağı adrese göndermeyi istemektedir. Kaptana bu yüzden çok baskı yapılır.

Kaptanın vereceği karar bu noktada çok önemlidir. Bazen emniyetli bir yere gidip demirlerse geçen süre için para ödeyen kiracı zor durumda kalmaktadır. Yok, eğer yola devam ederse bu sefer gemi ve personel fırtınayı yaşamakta ve oldukça yıpranmaktadır.

Kaptanın sefere devam etme konusunda geniş yetkileri olmakla birlikte her fırtınada kaçıp demire yatması hoş karşılanmaz. Gemi sahibi tarafından görevinden alınma ve mal sahibini zarara uğratma riski vardır. Bu nedenle belirli bir şiddetin üzerindeki fırtınalar hariç yola devam etmek durumundadırlar.

Bendeniz yaklaşık on yıldır kaptanlık yapıyorum. Kendi adıma konuşmam gerekirse, birçok defa fırtınaya girmeden demire gittiğimi, bir başka ifadeyle kaçtığımı söyleyebilirim. Bazen kiracıların ağır baskılarını gördü isem de aldırış etmeden bulabildiğim yerlere demirledim.

Zira denizin ortasında her zaman demirlenecek uygun bir yer bulmak mümkün değildir. Keşke bütün denizler Ege Denizi gibi olsa. Muhakkak bir ada bulup saçak altına, yani rüzgârın etkilemediği bir yere demirlemek mümkündür. Fakat Akdeniz ve Karadeniz’de böylesine uygun adalar bulmak çoğu zaman imkânsızdır.

Eğer fırtına içine düşmüş iseniz Allah’tan başka sığınacak yeriniz yoktur. Zira hiçbir güç sizi fırtınanın içinden çekip kurtaramaz. İyi bir kaptanın yapacağı yegâne şey geminin yapısına uygun bir rota çizip fırtınanın etkisinden en az şekilde etkilenmesini sağlamaktır.

Bazen günlerce fırtınanın etkisinde kaldığımız dönemler hatta karaya çıktığımızda yürümekte zorlandığımız zamanlar dahi olmuştur. Bununla birlikte denizcilerin çoğu gibi olmasa da, fırtınanın güzel yönünü düşünmenin gerektiğine inanıyorum. Zira bu sayede insan tefekkür edebildiği takdirde nafile ibadetlerden kat kat fazla sevap kazanabilmektedir. Tek şart var ki, farz olan namazlarını kılabilmiş olsun.

Fırtınadan böyle bir mektup çıktı. Peki, dünyevi işlerimizde de birçok fırtına çıkmıyor mu? Elbette, denizcilerin yaşadıkları fırtınalardan kat kat şiddetlisine tutulduğumuz zamanlar oluyor. Bazen bir kaza, bazen kötü niyetli bir insanla karşılaştığımız durumlarda başımıza gelmedik iş kalmıyor.

Böyle zamanlarda denizcilerin yaptığı gibi Allah’a sığınmak en akıllıca yoldur. Zira sebeplerin yaratıcısı Allah’tır. Sabır göstererek ona sığındığımız takdirde imtihan edilmek üzere gönderildiğimiz dünya sınavından “pekiyi” dereceyle geçebiliriz.

Ben de ilerlemiş yaşıma rağmen bir öğrenciyim. Doktora yapmaya çalışıyorum. Dergimizin okuyucularının büyük bir bölümü de öğrenci. Bu vesile ile biz öğrencilerin, diğer insanların fark edemediği bir özelliğimizi belirtmek istiyorum.

Evet, bizler hemen hemen her ay bir dersten sınava giriyoruz. Sınavdan geçer not alabilmek için çok çaba sarf ediyoruz. Hayatımız neredeyse sınavla iç içe geçmiş durumda.

Eğer derslerimize zamanında çalışmış isek bir sorun yok. Zira günü gününe derslerine çalışan bir öğrenci, istisnai durumlar haricinde daima geçerli notu alır ve sınavdan başarı ile çıkar.

Birçok arkadaşımızın şikâyet ettiği ve eğlenceli işler başta olmak üzere, zaman ayıramadığını iddia ettikleri bu sınavlar, aslında bize çok önemli bir gerçeği hatırlatıyor; hayat sınavını…

Bu sınavda geçerli not alabilmek için 99 puanlık tek bir soruyu doğru olarak cevaplandırmamız gerekiyor. Diğer soruların toplam puan derecesi sadece 1. İşte o tek soruluk puan “Allah’a inanıp inanmamakta yatıyor. “a” şıkkını yani Allah’ın var ve bir olduğunu, Hazreti Muhammed’in (a.s.m.) onun kulu ve resulü olduğunu işaretleyenler sonsuz bir cennet hayatını kazanıyor. Yok, eğer “b” şıkkını yani Allah’a inanmamayı tercih edenler ise “Allah korusun” ebedi cehennem hayatına düşebiliyor.

Dünyanın bize çok az şey kazandıran fuzuli işlerini bir tarafa bırakıp, bu imtihan yönü ile ilgilenmek çok önemlidir. Öğrenci olmak, bütün olaylara imtihan olunduğumuz şuuru ile bakmak için bir fırsattır.

Bediüzzaman “iman kurtarma hizmetinde” en yüksek mertebeyi “Nur talebeleri” unvanına sahip kişilere veriyor. Yani Cenab-ı Allah’ın güzel isimlerini anlayabilmek için öğrencilik yapanları en üstün vasıflı kişiler olarak görüyor.

Sözün özü, birçok arkadaşımızın sevmediği “öğrencilik” aslında hayatın önemli bir gerçeği ve güzelliğidir. Yukarıda bir parça değinmiş olduğum deniz fırtınaları gibi olaylar da aslında bu büyük sınavın ta kendisidir.

Ne mutlu o insana ki, hayat sınavının o en önemli sorusuna doğru cevap vererek sonsuz bir mutluluğa erişmiştir. Ne yazık o insana ki, hayatın içindeki fırtınaların gerçek yüzünü görmeden inançsız bir yaşam sürerek gözlerini kapamıştır.

Cenab-ı Allah’tan bütün okuyucularımın okullardaki sınavlarından ve gerçek sınav olan o büyük sınavdan başarılı olmasını niyaz ediyorum.


(Bu makale 7148 kere okundu.)

Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.

Vehbi Kara
Yazar hakkında:

1965 yılının 23 Nisan’ında İstanbul’da doğmuşum. İlk, orta ve lise tahsilimi Fatih ilçesindeki okullarda yaptıktan sonra 1982 yılında Bahriye Mektebi’ne girdim. 1986 yılında teğmen olarak Deniz Kuvvetleri’nde göreve başladım ve çeşitli savaş gemilerinde çalıştım. 1996 yılı Askerî Şura kararları ile Deniz Kuvvetleri’nden re’sen emekli edildim. Ardından...

Devamı >>
 

Yorum ekle

Küfür, hakaret ve beddua içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır.
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

Anket

Ergenekon operasyonu derin devleti temizleyecek mi?
 

KAPAK KONUSU

Stoppt İslamofaschismus!..
Köln sokaklarındaki “Stoppt İslamofaschismus!” yazıları bizi şaşırtmadı. Risale-i Nur’u tanıyanlar bu süreci önceden okumuşlardı. Henüz Soros, Amerika’dan Avrupa’ya geçişini ilan etmeden önce… Çok önceden şimal cereyanının yurtlarına dönmekte
Devamı >>

Üye Girişi






Sifremi unuttum !
Siz de bize katilin? KAYIT Olun

Kimler Online

Su anda 1 ziyaretçi çevrim içi

İstatistikler

Üyeler: 588
Haberler: 612
Baglantilar: 7
Ziyaretçiler: 6356730