Skip to content

Genç Yaklaşım Dergisi

Anasayfa arrow Devrik Cümle arrow Bir düşmanınız var mı?
Bir düşmanınız var mı? Yazdir E-mail
Yazan Murat ÇETİN   
Monday, 14 April 2008

“Allah düşmanımın başına vermesin” dendiğinde hep düşünmüşümdür, benim düşmanım kim? Gerçekten bir düşmanım olsa, onun bile başına gelmesini istemeyeceğim kötü şeyler olabilir mi?

Bir Anadolu kasabasında, kendi halinde yaşayan bir ailenin düşmanı olabilir mi?

Yolda görse boğaz boğaza geleceği ya da saklanacağı, her gece evinde nöbet tutacağı, aklını okumaya çalışıp karşı planlar geliştireceği, her an tetikte bekleyeceği, hayatın her anormal gelişmesini ona bağlayacağı bir düşman…

Pek çoğumuzun hayatında düşman kavramı yoktur diye tahmin ediyorum.

Düşmanımız olmadığı için, ona karşı nasıl davranacağımızı, onu iç dünyamızda nasıl yaşayacağımızı, düşmanlı bir hayata nasıl yön vereceğimizi de bilmiyoruz.

Dahası, nasıl nefret edilir, onu da bilmiyoruz?

Düşmanla, önce ilköğretim sıralarında tanışıyoruz. Henüz düşman nedir, ne değildir bilmeden, tarih kitaplarında ülkemizin düşmanlarıyla karşılaşıyoruz.

Düşman demenin, en acımasız, en gaddar, en vicdansız insan demek olduğu bilgisini ediniyoruz.

Düşmanlardan kurtulmak için canımızı bile feda etmemiz gerektiğini öğreniyoruz.

Okuldan çıkınca ise o düşmansız hayatımıza dönüyoruz. Ailemiz, arkadaşlarımız, akrabalarımız, aile dostlarımız, komşularımız var… Ara sıra kavga ediyoruz, ara sıra üzüyoruz birbirimizi, bazen sesimizi yükseltiyor, bazen küsüp oturuyoruz. Ama birbirimizi düşman olarak görmüyoruz.

Bir sinema filminde, bir bilgisayar oyununda yine karşılaşıyoruz, düşman kavramıyla. Filmin iyi adamı düşmanını alt etsin istiyoruz. Oynadığımız oyunda düşmanımızı bir an önce öldürmek için can atıyoruz.

Televizyonda haber bültenleri, filmlerden ve oyunlardan daha sahici, tarih kitaplarından daha güncel düşmanlardan söz ediyor.

Düşmanlık diye bir şey var, biliyoruz. Birileri bize hep düşman olmuş, biliyoruz. Birileri bize hâlâ düşman, biliyoruz.

Ama düşmana karşı ne yapmamız gerektiğini, mesela onu ele geçirince ya da o biz onun eline düşünce nasıl davranmamız gerektiğini bilmiyoruz.

Nefret etmeyi, nefretimizi yönetmeyi, kontrol etmeyi bilmiyoruz.

Hatta dost ile düşmanı ayırt etmeyi, bize öğretilen düşman tarifinin doğru olup olmadığını sorgulamayı bilmiyoruz.

Bazen düşman bildiklerimizin aslında dost olduğunu, belki birilerine düşmanlık ederek onları kendimize düşman yaptığımızı fark etmiyoruz.

Bazen nefretimiz, düşmanımıza yarıyor, anlamıyoruz.

Bazen düşmanlığımız düşmanımızdan çok kendimize zarar veriyor, görmüyoruz.

Belki düşmanlığın kendisine düşmanlık etmemiz gerekiyor. 


(Bu makale 7362 kere okundu.)

Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.

Murat ÇETİN
Yazar hakkında:
Kendisi şu ana kadar bize biyografisini göndermediği için ayrıntılı bilgi veremiyoruz...
 

Yorum ekle

Küfür, hakaret ve beddua içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır.
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

Anket

Ergenekon operasyonu derin devleti temizleyecek mi?
 

KAPAK KONUSU

Kur'an'da şiir
Edebiyat konuşma, okuma ve yazma olmak üzere insanın üç temel ihtiyacına cevap verir. Edebiyatın iki temel unsuru vardır. Birincisi nesir, ikincisi ise şiir. Nesir objektif ve somut fikirleri dile getirerek daha çok akla hitap ederken, şiir daha çok soyut ve sübjektif olup, hisse hitap eder. Necip Fazıl’a göre
Devamı >>

Üye Girişi






Sifremi unuttum !
Siz de bize katilin? KAYIT Olun

Kimler Online

Su anda 1 ziyaretçi çevrim içi

İstatistikler

Üyeler: 588
Haberler: 612
Baglantilar: 7
Ziyaretçiler: 6356709