Genç Yaklaşım | Yolunuz nereye çıkıyor? |
|
|
| Yazan Administrator | |
| Wednesday, 14 May 2008 | |
|
Ülkemizde bugün itibariyle bir araştırma yapsak “Türkiye’deki en önemli sınav nedir?” desek; sanırım büyük bir çoğunlukla ÖSS cevabını alırız. Her yıl iki milyona yakın gencimiz üniversitede eğitim almak için ÖSS’ye giriyor. Bu sene lise son sınıflarında ciddi bir azalma olmasına rağmen,
Servet Gülsün ŞİRİN* ÖSS’ye başvuran sayısında çok büyük bir düşüş yaşanmadı. Daha önceki yıllarda kazanamayanlar, kazandığı yerden mutlu olmayanlar, üniversiteyi bitirdiği halde bitirdiği bölümden hoşnutsuz olanlar, bu yılı bir avantaj olarak görüp yeniden denemek istediler. Bu durumdan çıkaracağımız en önemli sonuç; bir üniversite programını bitirenlerin bile farklı bir programı okumak istemeleri. Bu, hem emek, hem zaman, hem de maddi imkânlar istemesine rağmen kişiler bunu talep edebiliyor. Çünkü aldıkları eğitimden hoşnut değiller. Burada bir kere daha yapacağımız tercihlerin ne kadar önemli olduğu karşımıza çıkıyor. Şu anda ÖSS’ye hazırlanan gençler için, ÖSS bir araç olmaktan çıkmış ve bir amaç haline gelmişse, gençlerin doğru tercih yapmasını bekleyemeyiz. Sınava yaklaşık iki aylık bir süre kaldı. Bilgilerin derlenip toparlanacağı, eksiklerin kapatılacağı en önemli süreçtir. Bu süreçten sonra gençler tercihlerini yapacaklar. Ancak gençlerin doğru tercihler yapabilmeleri için şu an bir hedefleri olmalı. Eğer hedef ÖSS’de belirli bir puanı almaksa, doğru tercihi yapmak tesadüflere bağlı olacaktır. İlgi ve yeteneklerini bilmeyen, hayatta yapmak istediklerini belirlememiş olanlar, gelen puana göre matematiksel doğruluğu olan bir tercih listesi hazırlayacaklar ve bunun en doğru liste olduğunu düşünecekler. Belki hazırlanan listenin mantıksal tutarlılığı olacak ama ya duygusal tutarlığı, ya hayaller, ya beklentiler. Bunlara ne olacak? Birkaç sene sonra tekrar sınava hazırlanmamak için, ya da bitirdikten sonra bir kere daha denememek için, öncelikle ne yapmak istediğini bilmek gerekiyor. Şimdi hemen şunu soranlar olacaktır; “Türkiye’de iki milyona yakın kişi üniversiteyi kazanmak istiyor, okulların toplam kontenjanı ise dört yüz bin. Bu koşullar altında hayallerimizi nasıl gerçekleştirebiliriz?” Evet, bu sistemin kilitlendiği noktadır. Ancak bu açmazdan da sizi kurtaracak olan hayallerinizi gerçekleştirmeyi ne kadar çok istediğiniz. Gelinen noktada hâlâ çok eksikleriniz olabilir, konularınızı bitirmemiş olabilirsiniz, hatta bugüne kadar çok iyi bir çalışma da yapmamış olabilirsiniz. Bugünden itibaren farklı bir disiplinle işe başlar, vakit kaybetmeden hedeflerinize yönelirseniz, emin olun kazanabilirsiniz. Yeter ki doğru hedefler belirleyip, o hedefe uygun çalışmaları yapmak için daha fazla geç kalmayın. Sevgili gençler bilgi sizi geliştirir, donatır ve ilerlemenizi sağlar. Tüm öğrendiklerinize böyle bakın, göreceksiniz ki öğrenmeye olan isteğiniz artacak. Unutmayın asıl başarı gülümseyişlerinizin toplamıdır. Gülümsemeyi unutmayın. Hoşçakalın. Sınav kaygısıyla nasıl baş edilebilir? Sınav, her öğrencide kaygıya neden olur. Önemli olan bu kaygının derecesidir. Sınav karşısında hiç kaygı taşımamak da çalışma disiplinini olumsuz anlamda etkileyeceğinden sınav karşısında doğru miktarda kaygılı olmak olumlu sonuçlar getirir. Burada üzerinde duracağımız sınav karşısında normalin üzerinde bir kaygı taşımaktır. Eğer sınavda yaşadığınız kaygı, paniklemenizi ve bu nedenle yanlış sonuçlara ulaşmanızı getiriyorsa kaygınızla mücadele etmelisiniz. Kaygılarınız umutsuzluğa kapılmanızı ve bununla birlikte çalışmaktan uzaklaşmanızı getiriyorsa, kendinize en büyük zararı yine kendiniz veriyorsunuz. Unutmayın bu kaygının önüne geçebilecek tek kişi sizsiniz. Öncelikle sınava hazırlanan her öğrencinin kaygılı olduğunu kabul edin. Bu nedenle sizin de kaygılı olmanız normal. İkincisi bu sınav sizin kişiliğinizi, üretkenliğinizi, zekânızı ya da bir birey olarak değerinizi ölçmüyor. Bunları bilmenize rağmen kaygınızla baş edemiyorsanız aşağıdaki yöntemleri deneyin. Bir duyguya kapıldığınızda o olayı doğuran sebepleri değiştiremiyorsanız, olay hakkındaki düşüncelerinizi değiştirerek duygularınızı kontrol edebilirsiniz. Yani sınav kaygısı yaşıyorsanız sınavı ortadan kaldıramayacağınıza göre sınav kaygınızı engellemek için düşünce ve tutumlarınızı değiştirmelisiniz. "Ben aptal bir insanım", "kesinlikle tembelim", "şimdi başarısızsam ileride de hiçbir şeyi başaramam", “çalışmadığım için sınavı kazanamam". Bunun gibi önermeler, kaygı oluşturmaya ortam hazırlayan yanlış düşünce ve tutumlar olduğu için kendinize haksızlık etmeden "kesinlikle tembelim" demek yerine "aslında biraz daha çalışırsam daha başarılı olurum" demeniz doğru olacaktır. Bir sınav sonucunda aldığınız zayıf nottan dolayı kendinize bir değer biçmeniz de kaygınızı arttıracaktır. Bu nedenle sınav sonucunun değeri kendi değeriniz olarak algılanmamalı, sadece yaptığınız işin değeri olarak algılanmalıdır. -Kendinizi Engelleyin: İçinizdeki ses sınavla ilgili olumsuz konuşmaya başladığı zaman içsesinizi susturun ve olumlu şeyler düşünmeye çalışın. -Kurgulayın: Sık sık ÖSS’de başarılı olduğunuzu kurgulayın ve kendinizi sınavdaki tüm soruları rahatlıkla çözerken hayal edin. -Nefesinizi Kontrol Edin: Tüm deneme sınavlarında ve diğer zamanlarda kontrollü nefes alma egzersizleri gerçekleştirin. -Egzersiz Yapın: Kaygıyı azaltmanın en etkili yöntemlerinden biri de gevşemedir. Gevşemek için düzenli olarak egzersiz yapın. -Kaygı Yaratan Diyaloglara Girmeyin: Anne-babalarınız, öğretmenleriniz, arkadaşlarınız, çevrenizdeki insanlar, sınavla ilgili yaptıkları konuşmalarla ya da sizinle ilgili olumsuz yargılarıyla kaygıya neden olabilirler. Bu tür diyaloglara girmekten kaçının. -Hatalarınızdan Ders Çıkarın: Başarısız olduğunuz sınavları ve hatalı çözdüğünüz sorulara bakarak ben yapamıyorum sonucuna ulaşmayın. Hatalarınızı düzelterek gerçek sınavda tekrarlamazsınız. Bu nedenle hatalarınızı sizi başarıya götürdükleri için olumlu olarak algılayın. -B Planınız Olsun: Yaşamda tek bir noktaya odaklanmak, tek bir çözüm görmek kaygıyı arttırır. Tek bir üniversiteye ya da tek bir bölüme hatta ne pahasına olursa olsun ÖSS'yi kazanmaya kilitlenmeyin. Mutlaka farklı alternatifleriniz olsun. (Bu makale 11315 kere okundu.) Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir. | |
Bu yazarın tüm makalelerini görüntüle |
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Hayatımız kaç marka eder? |
| 20. yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren dünyanın değişim hızıyla şekillenen bir toplumsal yapımız var. Kitle iletişim araçlarının devreye girmesiyle birlikte diğerini tanıma serüvenimiz başladı. Teknolojik değişim o kadar hızlıydı ki radyo, TV, bilgisayar derken |
| Devamı >> |