Skip to content

Genç Yaklaşım Dergisi

LOST Yazdir E-mail
Yazan Kadir Karaca   
Friday, 13 June 2008

22 Eylül 2004 Sydney’den Los Angeles’e giden uçağın okyanusun bilinmeyen bir yerinde gizemli bir adaya düşmesiyle başlayan öykü, kısa zaman da tüm dünyayı kasıp kavuran bir fenomene dönüştü. Gösterime girdiği ülkelerde izlenme rekorları kıran,

bağımlılık raddesindeki etkisiyle, fan kulüplerinin kurulup Lost kardeşliği tavan yaptı. Fanatikleri tarafından bölümleri gruplar halinde izlenip, yorumlar yapıldı ve teorilerde bulunularak, adanın üzerindeki gizemi aralamaya çalışmak vaka-ı adiyeden sayılır oldu. Karakterlerinin isimleri hafızalara çoktan geçti, yaptıkları ve yapacakları üzerine sonu gelmek bilmez tesbit, tahlil, gözlem ve iddialar dilden dile dolaştı durdu ve artarak devam ediyor da
İlk dakikasıyla birlikte, “ne oluyorumun?” şaşkınlığını izleyicisiyle paylaşan dizide ilerleyen bölümlerle birlikte, değişik ürkütücü seslerin, farklı davranan hayvanların, gizemli olayların, esrarengiz kişilerin arz-ı endam etmesiyle adım adım merak duygusu perçinleniyor. Ve her bölümle birlikte merak duygusunun çözümleneceği beklentisinin aksine artarak devam etmesi kaçınılmaz olarak izleyen herkesin bu dizinin çekim alanına dâhil olmasına sebep oluyor.
Göz sekansıyla perdeyi açan, pilot çekimlerinin dahi milyon dolarları bulduğu dizide, öyküyü taşıyan karakterlerin ilk bakışta tanıdık simalardan olmaması, yapımı isimlerin gölgesinden kurtarır ve izleyicinin direk Lost’a odaklanmasını sağlar. Değişik yönetmenler tarafından çekilen bölümlerinden dolayı farklı bir tempo yakalayan, aksiyondan öte dinsel temalarla, mitolojik unsurlarla ve bilimsel gerçeklerle örülen senaryosuyla, altyapısı sağlam, edebi klasik metinlere de göndermede bulunan olağandışı bir yapım. Alışılagelen formatın dışında tek bir kahramanın etrafındaki gelişmelerle sınırlı kalmayan, neredeyse dizide görünen her karakterin olay örgüsüne kendi hikâyesiyle ortak olması ve dizinin gidişini etkileyebilmesi izleyiciye, başarılı birçok sesli müzik havası vermekte.
Çapraşık kurgu tekniği ile kahramanlarımızın yaşadığı andaki problemin geçmişteki benzer bir olayla karakterini ve kaderini ilişkilendiren süreci sık sık ‘flashback’lerle anımsatması olaya bir anda derinlik katmakta. Zaman mefhumunu her dem işleyen, karakterlerin geçirdiği süreci ve verdikleri tepkileri kader bağlamında değerlendiren, hesap gününü anımsatan sorgulamanın ardından, ödül ve cezanın ‘black smoke’ tarafından kesilmesi, kefareti ve dolayısıyla ahireti anımsatır. Ve hatta yoğun olarak işlenen bu tema yapılan teori ve yorumların bu minvalde olmasına sebep olur.
Suçlu, akıl hastası, bağımlı, kısır, engelli ve ölümcül hastalık gibi değişik dert ve mizaçlara sahip insanların Oceanic 815 numaralı uçakla birlikte, bazılarının tek bir çizik bile almadan ada da mahsur kalması kimine göre sadece şansken, bazısına göre ise daha sofistike ve mistik gelir. İlerleyen bölümlerle birlikte bu görüşün hayatın her alanında kendini hissettiren bilim- kader sorgulamasına dönmesi ve karakterlerin derin uçurumlarla birbirinden ayrılan görüşlere sahip olması olay zincirinin de bunu çözümlemeyen ve hatta geliştiren tarzda ilerlemesiyle birlikte öylece devam eder. Başarılı bir doktor olan Jack Shephard’in ve her gelişen olayda perde arkasındaki sırrı yoklayıp sebepleri aşarak öze ulaşmaya çalışan John Locke arasındaki mücadele tam olarak bunu kapsar.
Lost’un en önemli özelliklerinden bir tanesi de, kadın ya da erkek güçlü inşa edilen karakterlerinin bir anda kötü ilan edilememesi. Gerçek hayatta da siyah-beyaz netliğinde iyi ya da kötü olarak sınıflandıramayacağımız insanları, söz konusu mavi ekran olduğunda bariz olarak ayırma beklentisine gireriz. Ama hayattan kopuk olmayıp, ete kemiğe bürünen sıkı işlenmiş karakterleri Lost’un başka bir artısıdır. İlginçtir ki, aynı bölüm içerisinde yaptığı işlerden dolayı takdir toplayan bir karakter kısa zamanda yaptıkları ve hatta yapmadıklarıyla nefretimizi celbetmesi içten bile olmuyor. Daha sonraki sahnede gerekçesini görmekle birlikte hak vermeye başlıyoruz…
Her alanda kesin bir yargıya varmaktan sakınan dizinin senaryosu, kurgusu, müziği ve illa ki oyunculuğu o kadar iyi ki, insanın Mısır’daki piramitleri yapmaya gelen uzaylıların bu işe de el attığını düşünesi geliyor.
Bu satırları yazanının da sıkı bir hayranı olduğu Lost yapısı itibariyle; Robinson Crusoe, Alice Harikalar Diyarında, Esrarlı Ada, İki Yıl Okul Tatili, Doktor Moreau’nun Adası, Odysseia ve ilk sezonunda dizinin hırçın çocuğu Sawyer tarafından birkaç defa da dikkat çekilen Richard Adams’ın Watership Tepesi ilham alınan kaynakları arasında. Ve fakat her bölümünde beynimizi düşünmeye sevk eden, vicdan muhasebesine izleyiciyi de dahil eden, Kate’ın, Jack’in mi, yoksa Sawyer’ın mı yari olacağına kalbini katıp da düşünen, karar verirken mantıkla ruhu habire karşı karşıya getiren, geleceğe dair umutlar taşıyan, geçmişin tortusu ya da izleriyle bugününe şekil veren, maceraya koşar adım gidip, problemleri dört elle çözmeye çalışan bu dizi fena halde insandan esinlenmiş.
Nerdeyse beş dakikada bir her satırını her kelimesini kaçırmamasına ekrana odaklanan izleyiciyi; kâh duygusal limanlara, kâh hırçın dalgalara salan yeri geldiğinde mutlu eden bazen üzen ve illa ki, her an  her dakika merakta bırakan devinimiyle sizi kesinlikle duygusal gel-gitlere salacak bir yapım.
“Çoban” manasına gelen soyadı ve liderlikle ilgili dövmeleriyle Jack’e, Benjamin  (Bünyamin), Sayit (Seyit), Jakop(Yakup), Rousse, Mikhail, David, Locke gibi isimlerle de ünlü simalara pek çok göndermede bulunan senaristler dizinin sanıldığından çok çok daha derinlere kök saldığını ve dinden, felsefeden, bilimden referanslar aldığını; sonsuz teoriler yapan ve bazen fena halde ters köşe olan izleyicisine fısıldar.
Genelde islamı olumsuz mesajlar vererek kullanan batı tandanslı filmlerin aksine Lost; Müslüman kimliği taşıyan Sayit’i, uyumlu, akıllı, becerikli ve güvenilir olarak verir. Bununla da kalmayıp dizinin gizemli karakterlerinden Ben’in (Benjamin) kitaplığındaki Kur’an-ı Kerim dikkat çeker. Ve hatta Irak’lılara Türkçe kelimeler kullanıp, dilimizi bildiğini ifade eder. Çoğunluğu Amerikalılardan olmak üzere Kore’den Jin ve Sun, Avustralya’dan Claire, Meksika’dan Hurley, Fransa’dan Rousse, Almanya’dan Helen, Nijerya’dan Mr. Eko, Rusya’dan Mikhail, İngiltere’den Desmond, Irak’tan Sayit ve daha pek çok ülkeden değişik karakterleri kültürlerine saygı duyarak ekrana taşıyan Lost tam anlamıyla küresel, evrensel bir pasaporta sahip. Kim bilir belki 6 sezon oynayacağı açıklanan Lost’un ilerleyen bölümlerinde Türk bir karakter dahi görebiliriz.
4 8 15 16 23 42 sayılarının gizemi ile paranoyalara giren ve kendisini akıl hastanesinde bulan arkadaş canlısı Hurley ile birlikte sizler de bu sayıların eminim ki gediklisi olacak, en azından dizide geriye dönüp bu rakamların geçtiği yerlerin farkına varıp, daha önce nasıl dikkat etmediğinize şaşıracaksınız. Ne çare ki;  kendinizi olabildiğine 4. sezonun ortalarının internette elden ele dilden dile dolandığı bu evrede ilk bölümlerinin dahi zekice kurgularla aynı tazelikte belleklerde yer edinmesini sağlayan bu dizide gözden kaçıracağınız daha çok şey olacak. Ve hatta eminim sık sık dizinin bir yerinde şaşkın gözlerle ekrana bakarken aniden aklınıza senarist gelecek ve sanki kıs kıs size güldüğünü hissedeceksiniz.
İlginç olan şu ki; Lost’u izledikten sonra eminim pek çoğumuz gibi mavi ekranın en büyük, en ilgi çeken yapımı olarak bu diziyi görecek, bunu sevenlerinizin de izlemesini isteyeceksiniz. Onlarla bunu paylaşacak ve belki yaz tatilinin yaklaştığı bu zamanda kendisini çoğu şeyden soyutlayıp, cazibe alanına gireceği bu diziden bahisler açacaksınız. Neden bu kadar iyi olduğuna ya da ne anlattığına dair bir soruya ise önce şaşıracak, akabinde tatmin edici bir cevap veremediğinizi görüp daha da şaşıracak, kesinlikle izlemesi lazım geldiğini yenileyip Lost bağımlılığının aynı zaman da bulaşıcı olduğunu ispatlamış olacaksınız
Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Eğer ajandanızın bir köşesinde ya da kafanızın herhangi bir yerinde izlemeyi düşündüğünüz filmler varsa ilk önce onları izleyin. Çünkü Lost’tan sonra hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.


(Bu makale 6150 kere okundu.)

Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.

Kadir Karaca
Yazar hakkında:
Kendisi şu ana kadar bize biyografisini göndermediği için ayrıntılı bilgi veremiyoruz...
 

Yorum ekle

Küfür, hakaret ve beddua içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır.
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

Anket

Ergenekon operasyonu derin devleti temizleyecek mi?
 

KAPAK KONUSU

Vatansız seyyahlar!
Kâinatta her şey bir akış halinde. Statik hiçbir şey yok. En hareketsiz görünen bir kaya parçasının içinde bile, atom altı âlemde astronomik hızlarda bir hareketlilik mevcut. Zerreden devâsâ kürelere kadar her şey deveran ediyor. Ya kendi ekseninde,
Devamı >>

Üye Girişi






Sifremi unuttum !
Siz de bize katilin? KAYIT Olun

Kimler Online

Su anda 1 ziyaretçi çevrim içi

İstatistikler

Üyeler: 588
Haberler: 612
Baglantilar: 7
Ziyaretçiler: 6356847