Genç Yaklaşım | Ne zaman ilgi duyacağız tiyatroya ? |
|
|
| Yazan Yavuz Ünlütürk | |
| Friday, 01 June 2007 | |
|
Artık çoğu evde televizyon ve çoğu televizyonda da birbirinden farklı diziler ve programlar mevcut. Diziler yüzünden halkımız artık akşamları evinden çıkamaz duruma geldi. Peki dizilere duyulan ilgi neden bu kadar büyük? İnsanlar programlarını dahi bu dizilerin saatlerine göre yapmakta, öyleki en yüksek izlenme oranı alan diziler seyredilirken sanki hayat durma noktasına gelmekte. Ülkede geçtiğimiz senelerden bu yana bir dizi furyası süregeliyor. Peki aynı ilgiyi güzel sanatlara duyuyor muyuz? Tiyatroya, sinemaya, resime, müziğe vs. Elbette bunun cevabı hayır. Ülke nüfusuna baktığımızda ve buna orantılı olarak tiyatro, sinema koltuk kapasitesi ve özel, ödenekli amatör tiyatro sayıları maalesef yeterli düzeyde değildir. Tiyatro açısından irdeleyecek olursak, durum daha da vahim görünmekte. Asıl sorun tiyatronun lüks eğlence olarak görülmesidir. Bu gözle bakmaya devam edilirse ne yazık ki ülkemizde tiyatronun gelişimi sağlanamayacaktır. Peki tiyatrolar dizilerle nasıl mücadele edecek? Aynı gün aynı saatte tiyatro oyunuyla, dizi filmin olması ve dizinin daha önemli olarak lanse edilmesi ülkemizde tiyatroya nasıl bakıldığının açık ve net bir görünümüdür. Tiyatrolar elbette dizilerle mücadele etmeyecek. Zaten bu gücü kendilerinde hiç bir zaman bulamazlar. O halde, halkımızı bilinçlendirmek söz konusu olmalıdır. Halkımızı tiyatronun bir eğitim yuvası, insanların kendini arındırdığı ve sonuçlar çıkardığı bir okul olduğu bilincine vardırmak gerekir. Peki bunu nasıl yapacağız? Temel olarak ilköğretim seviyesindeki öğrencilere tiyatro dersi konulmasıyla bu bilinçlendirme başlatılabilir. Belediyelerin, sivil toplum kuruluşlarının tiyatro kursları açmasıyla, yediden yetmişe herkesin bu kurslara katılımıyla geniş kitlelere ulaşılabilir. Bu bilinçlendirme çalışmaları elbette profesyonel bağlamda bir projedir. Farkına vardırma çalışmalarında televizyona da büyük işler düşmektedir. Gençlerin ahlakî ve fiziksel gelişimlerini etkileyecek programların yerine kültür sanat programlarının sayılarının artması yerinde bir çalışma olacaktır. Günümüzde medya kurumlarına baktığımızda gazete olsun, televizyon olsun tiyatro haberlerine ve eğitimlerine yeterli düzeyde ilgi olmamıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında sırf Beyoğlu'nda 60’a yakın tiyatro her akşam perde açardı. Ve tüm koltukları dolu bir vaziyette olurdu. O zamanın insanları bunu bir eğlence değil, sanki bir ihtiyaç gibi görüyor olmasından kaynaklanıyordu. Günümüze baktığımızda Beyoğlu'da bir elin parmağını geçmeyecek kadar tiyatro bulunmakta. Bu durum gerçekten üzücü. Ülkemizde tiyatro sanatçılığı halk arasında ne zaman bir meslek olarak kabul edilirse, belki o zaman bir yerlere varacağız. Cemal bey nasıl mühendisse, Kâmil bey nasıl avukatsa, Nalan hanım nasıl doktorsa, Levent bey de bir o kadar tiyatro sanatçısıdır. Değerli okurlar, sizlerde bu andan itibaren duvarda benimde harcım olsun, ben de bu sanata destek olmak istiyorum diyorsanız, hemen en yakın zamanda bir bilet alın. O canlı gösteriyi, değeri seyretme fırsatı bulun. Unutmayın seyrettiğiniz her oyun aslında okuduğunuz bir kitaptır. Bu konuyu bir seri olarak irdelemeye önümüzdeki aylarda da devam edeceğiz. Tiyatrosuz kalmamanız dileğiyle... Yavuz ÜNLÜTÜRK * Tiyatronun amacı Sevgili okurlar, iki aydır kültürel yaklaşım köşesinde sizlerle yüreğimizden gelen sözcükleri paylaşmaya çalışıyoruz. Farkındaysanız konumuz hep tiyatro. Kültür ve sanatın diğer alanlarıyla ilgili olarak konuşmadık hiç. Ama şu bir gerçek ki, tiyatronun içinde bütün sanatlar kendine yaşayacak bir köşe bulmuştur. Bu ay, tiyatro sanatının hangi amaca veya amaçlara hizmet ettiği konusunu sizlerle paylaşmaya çalışacağız. Tiyatro, en basit ve klasik bir tanımla; insanı, insana, insanla ve insanca anlatma sanatıdır. Dikkat edilirse buradaki malzeme insandır. Öncelikle, tiyatronun insan ihtiyaçlarına cevap vermesi gerektiğini düşünebiliriz. Bu ihtiyaçlar, duygular olarak ön plana çıkar. İnsan gerektiğinde güler, gerektiğinde ağlar, hüzünlenir, çok sevinir, bazen dövünür, tekrar sevinir, ara sıra da övünür. Bu ve benzeri bir çok bilinç altına yer etmiş duygu kümeleri, bazı aracılarla meydana çıkar. Bu aracılardan biri de tiyatrodur. Tiyatro sahne üzerinde belli bir amacı paylaşmaktır. Söylemek ve anlatmak istediğinizi en etkili biçimde yansıtmanın yoludur. Tüm sanat dallarından istifade ederek çok etkili bir biçimde mesajınızı verdiğiniz bir dünyadır. Tiyatro çok önemli bir eğitim yuvasıdır. Eğitici ve insanlara ibret verici özelliği vardır. İnsanlar bu sanattan zevk ve ibret alırlar. Tiyatro bir okuldur. Tiyatro bir yaşam sahnesidir. Tiyatroda anlatılan bir durum herkes için öğretici ve eğitici niteliklidir. Tiyatro insanları uyarıcıdır. “Aman haa, bunları yapmayın yoksa çok kötü haller gelir başınıza” deyicidir. Tiyatro eğlendirir. Tiyatro ağlanacak hallere kimi zaman güldürür insanı. Kimi zamanlar olur ki bir oyunda hem ağlarsınız, hem de ağzınızdan tükrükler saçana kadar gülersiniz. Bu şekilde insanlar duygu belleklerini kullanırlar. Ve bir şekilde rahatlarlar. Gülseler de rahatlarlar, ağlasalar da rahatlarlar. Kendi benliklerini tatmin etmiş olurlar. Netice itibari ile tiyatronun amacı insan ihtiyaçlarını gidermeye, insana yöneliktir. Eğitici ve ibret vericidir. İnsan denen varlığa mevcut içsellikleri yaşatarak tatmin duygusu oluşturucudur… Sevgi ve muhabbetle kalın… Selçuk BONCUKÇU (Bu makale 9429 kere okundu.) Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Ben ve yıkılmış bir mezar |
| Sayfa sayfa dökülüyorum. Takvimlere yazılmışım. Yaprak yaprak tutunuyorum hayata. Dalımdan düşen rakamların sürekliliğinde, çabalamaktayım. Bir vuruşlar zincirinin halkalarından tek tek geçiyorum. Önce yelkovan takip ediyor, baltalıyor ömrümü, sonra akrep... Tik, taklar arasında mekikteyim. Önce tik, sonra tak… |
| Devamı >> |