Skip to content

Genç Yaklaşım Dergisi

Anasayfa arrow Arşiv
Kitaptan medeniyet olur hâsıl... Yazdir E-mail
Yazan Habib FİDAN   
Tuesday, 12 August 2008

Lise yıllarıydı. Kulağı çınlasın, hiç sevmediğim bir edebiyat öğretmenimiz vardı. Deyim yerindeyse, varlığına tahammül edemiyordum. Bir gün elinde bir kitap, “Habib, kütüphanemde öylece duruyor. Seveceğinden eminim” dedi. İsteksizce aldığım kitabı, sert bir hareketle nasıl

aldığımı ve ilk sayfalarını da isteksizce okuduğumu hâlâ hatırlarım. Ama o kitap öyle bir yumuşattı ki kalbimi, bir anda o en nefret ettiğim öğretmenim en çok sevdiğim öğretmenler sıralamasına girmişti. Sadece bu mu? Elbette hayır. Bu kitap, okuma zevkini tatmamda ve kitapların büyülü dünyasına adım atmamda öncü olmuştur.

Bu yüzden o ânı daima bir şükür tadında hatırlarım. Çünkü o kitabın açtığı uzun ince düşünce yolunda varlığımı idrak etmeyi, hayata sıradan gözlerle bakmamayı ve sürüleşmemeyi hep kitaplardan öğrendim. Velev ahâli bu konuda vurdumduymaz olsa da! Hemen herkes kitapsız bir hayatın cenderesinde, bilinçsiz bir buğday tanesi gibi öğütüldüğünün farkında olmasa bile… Evet, düzenli kitap okuma alışkanlığının binde bir oranında seyrettiği ve gençlerin yüzde 70’nin kitap okumadığı bir ortamdan bahsediyorum. Kitapların, temel ihtiyaç sıralamasında 235. sırada kaldığı ve nüfusun yüzde 40'ının hayatı boyunca kütüphaneye gitmediği, yüzde 31'inin de birkaç kez gittiği, düzenli bir şekilde okumak amacıyla da sadece yüzde 8’lik bir oranın kütüphaneye gittiği bir ortamı hangi cümle tarif eder, bilemiyorum (Çocuk Vakfı, Türkiye’nin Okuma Alışkanlığı Karnesi, 04.09.06).

Sormak lazım: Bu memlekette kitap okuma alışkanlığı diye bir şey var mı? Kitap okuma sevdası, kitabın değişim ve dönüşüm üzerindeki tartışmasız önemi neden anlaşılamıyor?

 

Önce inanmak lazım!

İnsan böylesi bir tablo içinde ne diyeceğini tam olarak bilemiyor. Ancak gerçek şu ki: Medyanın günübirlik, magazinel ve popüler yayınları arasında cılızlaşan “kitap okumanın gerekliliği” düşüncesi, tam olarak sahibini bulamıyor. Evet, toplum bu düşünceyi sahipsiz bırakmıştır. Fıkra bu ya, öğretmeni Ali’ye sorar: “Büyüyünce ne olacaksın evladım?” Ali, “Popüler olacağım öğretmenim” diye cevap verir. İşte bizim meselemiz bu! Bireylerin yüzeysel ve gösterişe dayalı mutluluklar yerine; gelişim içinde, değişim ve dönüşüm anahtarının kitap olduğu düşüncesine inandırılmaları meselesi…

“İnanma/İnandır(ıl)ma” meselesinin üzerinde duracak değilim. Zira bu konu yazı hacmimizi aşacağından, bununla ilgili yayınların okunmasını tavsiye etmekle yetinelim. Ve diyelim ki, kitap okumanın önemini idrak edenlerdensiniz; bilinmeli ki, insan bir kitabı ya ilgi gösterdiği ya da ihtiyaç hissettiği için okur. Aslında farklı iki kavram gibi görünseler de, ilgi ve ihtiyaç birbirini tamamlayan kavramlardır. Ancak “ihtiyaç” okuma isteğinin temelinde yatar, denebilir. O hâlde kişi, okumaya başlamadan önce ihtiyacını hissettiği konuları tespit ederse, ilgi alanlarını da belirlemiş olur.

 

Neyi, niçin ve nasıl okuyacağım?

Bu bağlamda,“Bir kitabı seçerken, neden ve nasıl okumam gerekir?” gibisinden bir sorunu çözüme kavuşturmak gerekir. Bunun için de öncelikle ilgi alanlarını belirlemek önemlidir. “Hangi alanda bilgi sahibi olmak istiyorum? Seçtiğim kitap, ilgi alanımı gerçekte ne kadar yansıtıyor? Şayet yansıtıyorsa, okunmaya değer mi? Bunun yanında, okumaktan zevk aldığım kitap türleri içinde kaliteli olanları hangisi? Kitap, aklıma takılan hangi sorulara cevap verebilecek ve hangi ihtiyacın karşılanmasına yardım edecek? Kitap farklı açılımlar yapmama yardım edecek mi ya da ufkumu genişletecek mi?” gibisinden sorularla, ideal olana yakın bir tercihte bulunma ihtimali yüksek olur. Böylece sıradan ve obur bir okuyucu yerine; bilinçli, seçici ve şuurlu bir okuyucu olma yolunda uygun adım ilerleme imkânı olur. Yalnız şunu da belirtelim ki; bilinçli ve ne istediğini bilen bir okuyucu, hemen her kitaptan faydalanmasını da bilir.

Şüphesiz bir kitap okunurken, en çok işin nasıllığı boyutunda sıkıntı çekilir. Çünkü nihayetinde bir kitap, anlamak ve bir şeyler öğrenmek için okunur. Bunu gerçekleştirebilmek için de her bireyin kendine has bir okuma metodu olmalıdır. Ancak, kişi öncelikle okumaya istekli olmalıdır. Ve bir kitap belli bir plan çerçevesinde, söz gelimi periyodik okuma zamanları şeklinde okunabilir. Böylece sistemli bir okuma kültürü gerçekleştirilir. Sistemli okumadan kasıt, bir “anlayarak okuma” etkinliğidir. Ve okuma verimliliği açısından da son derece önemlidir. Bunun için de mesela günün hangi saati anlama ve idrak kapasitesi açısından uygunsa, kişi o zaman diliminde okuma faaliyetini yaparak, kendisi için ideal okuma programı uygulamalıdır.

 

Konuya odaklanmak

Kitap okumak için uygun zaman tespiti ne kadar önemliyse, kitaptaki konuya odaklanmak, okuma sırasında zihnimizi konuyla ilgisi olmayan boş düşünce ve hayallerden arındırmak da anlayarak okumak için önemlidir. Yoksa “Bizim oğlan bina okur, döner döner yine okur” konumuna düşülür ki, bu da zaman kaybından başka bir şey değildir. Yeri gelmişken, “anlayarak okuma” bağlamında, özellikle önerilen hızlı okuma tekniği her ne kadar faydalıysa da bence her kitabın zorluk derecesi farklı olduğundan, her kitaba göre ayrı bir okuma hızı belirlenmelidir.  

Bunun yanında, okuduğumuz kitabın, üzerinde temellendiği düşüncenin anahtar kelime, cümle ya da paragraf veyahut paragrafları vardır. Bunları tespit edersek, okuduğumuz bölümü bütün içinde anlama ve dahi bölümlerden yola çıkarak, bütünü anlama şansımız artar. Bunun için de her okuduğumuz kitaptan notlar alacağımız özel defter yahut defterler oluşturabiliriz. Önemli gördüğümüz cümle yahut paragrafları işaretleyip notlar tutabiliriz. Böylece biz okurken dalıp boğulmak yerine, bir dalgıç misali bir şeyler bulup çıkarmayı bilecek ve çok yönlü düşünmenin gökkuşağında karşılaştırma ve değerlendirme yaparak, farklı çıkarımlarda bulunan ve düşünce üreten bir okuma disiplini elde etme imkânı bulmuş olacağız. Bu da bize okuduğumuzu işleme ve işlediğimizi kullanışlı bir bilgi hâline getirebilmeyi sağlayacaktır.

 

Okumak, okumak, okumak…

Şüphesiz, her yiğidin ayrı bir yoğurt yiyişi vardır. Bu yüzden şimdiye kadar anlattıklarımız, kesin yargılar olmayıp sadece sevdası okumak olan kişiler için bir ipucu, bir çıkış noktası olmaktan öte bir şey değildir. Bu yüzden, sanırım ciddi okuma için öncelikle bilgi hazinesine ulaşmanın hâlis niyeti içinde olmak, başlı başına bir olaydır. O hâlde nasıl ki yemek, içmek ve uyku gibi temel ihtiyaçları göz ardı edemiyorsak, okumaya da o derece önem vermeliyiz. Joseph Addison’un deyimiyle: Bir vücut için egzersiz ne ise, zihin için de okumak odur.

Bence günümüzde çok yönlü okuma önündeki en büyük engellerden birisi de sadece okuldaki okumalarla yetinme hastalığıdır. Dolayısıyla az okuyoruz ve ne hikmetse, çok biliyoruz.  Bu konuda, “Okulda okuduklarıyla yetinenler, yalnız mürebbiyeleriyle konuşabilen çocuklara benzer” diyen Voltaire, ne kadar haklı! Çünkü öğrenilen çoğu bilginin kuru bir bilgiden ibaret olduğunu akıldan çıkarmamalıyız. Kaldı ki ne kadar zeki ve ne kadar ortalık bilgisine, kulaktan dolma bilgilere sahip olursak olalım; eğer düşünce dünyamız çok yönlü okumadan uzaksa, yüzeysel ve dahi işlevsiz kalmaya mahkûmdur. Nitekim “İnsanın gayesine ulaşabilmesi için bilgi ve hüner lazımdır. Bunun için de başını eğip okumak ister. Bu baş eğme, insana altın taçtır” diyen Şeyh Gâlib’in belirttiği gerçeklik şudur: Kitap okumak ve okumayı bilmek, bilgi hazinesinin kapısının eşiğine baş koymak demektir.  

Unutmayalım: Masalsız, şiirsiz, hikâyesiz ve düşüncesiz bir dünyada, insanoğlunun nutku tutulur. İşte bunun için, Kur’an-Kerim’in ilk olarak “oku!” âyetiyle insanlığa sunumu mânidardır. Öyle ya, insanoğlu kendisine verilmiş düşünme özelliğini “oku!” emriyle takviye etmeye emrolunmamış mıydı?

Elhâsıl: Kitaptan medeniyet oldu hâsıl, kitapsız medeniyetten ne hâsıl?


(Bu makale 6073 kere okundu.)

Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.

Habib FİDAN
Yazar hakkında:
Kendisi şu ana kadar bize biyografisini göndermediği için ayrıntılı bilgi veremiyoruz...
 

Yorum ekle

Küfür, hakaret ve beddua içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır.
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >