Arşiv | İstanbul: Göçlerin ağır yükü altında ezilen çileli şehir |
|
|
| Yazan Mustafa Gökmen | |
| Friday, 12 September 2008 | |
|
Anadolu'dakine göre "daha iyi bir hayat standardı yakalamak ve çocukların geleceğini kurtarmak” adına büyük hayallerle çıkılan göç yolculuğu sevdiklerini ve memleketini sonu belirsiz bir hayal uğruna geride bırakmayı gerektirir. Birçok insanın hafızasında tarifsiz hüzün uyandırır. İstanbul, tarihinin ilk zamanlarından günümüze dek, her dilden, her ırktan insanları kendisine çekmiş ve bağlamıştır. İstanbul için meşhur bir söz vardır, "taşı toprağı altın" diye. Bunun için midir bilinmez insanlar asırlardır hep İstanbul'a doğru göçedegelmiş. Her zaman dinamik hareketli bir şehir olan İstanbul, bu özelliğini hiçbir zaman kaybetmemiştir. Anadolu insanının İstanbul'u bu kadar sevmesinin, büyük bir tutku ile ona bağlanmasının belki de en önemli sebebi budur. İstanbul, Müslüman Anadolu insanı için olduğu kadar diğer milletler için de her zaman cazibe merkezi olmuştur. Cami, kilise ve sinagog'un bir arada olduğu tarihi şehirlerin başında Kudüs'ten sonra İstanbul gelir. Bu özelliğiyle İstanbul hoşgörünün ve inanca saygının da başşehridir bir bakıma. İstanbul ilginç özellikleriyle belki de tezatlarıyla her insanın kendine uygun bir şeyler bulabileceği bir şehirdir. Fransız İmparatoru Napolyon’a ait olduğu söylenen "Dünya tek devlet olsaydı başkenti İstanbul olurdu" sözü, İstanbul'un dünya üzerindeki önemini en güzel anlatan ifadedir. Napolyon'un yönettiği toprakların büyük bir bölümü bugün Avrupa Birliği sınırları içinde tek bayrak altında toplanmış durumda. AB'nin temel misyon olarak üstlendiği milletlerin entegrasyonu projesi ise İstanbul'da asırlardır yaşanan bir gerçek. İstanbul'un 2010 yılı Avrupa Kültür Başkenti ilan edilmiş olması bu bakımdan anlamlıdır. Bu sayede Avrupa İstanbul'u dolayısıyla Türkiye'yi yakından keşfedecektir. Kim bilir belki bu süreç bizim AB üyeliğimizin önündeki engellerin kalkması için de bir fırsat olacaktır. Anadolu’dan İstanbul’a gelen ve şehrin kenar mahallelerine yerleşen yüz binlerce insanın her birisinin ayrı bir hikâyesi vardır. Bunları yazmaya kalksak, şüphesiz kâğıt kalem kifayetsiz kalır. Önceki yılları saymazsak Anadolu insanı, 1950'lerin sonlarından itibaren yani yarım yüzyıldır İstanbul’a "göç etmeye" devam ediyor. Kimisi iş bulmak umuduyla, kimisi daha iyi hayat şartlarına sahip olmak, kimisi çocuklarını okutup gelecek sahibi yapmak, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizden kimi vatandaşlarımız da kan davaları sebebiyle can korkusu yüzünden göç edip devasa bir metropol olan İstanbul’a geliyor. Bir de sırf üniversite eğitimi almak için gelip de bu büyülü şehre takılıp kalmış, tekrar "memlekete" dönememiş insanlar da var. Bu insanlar için gün geçtikte daha da zorlaşan geçim şartları sebebiyle "memlekete dönme" arzusu hep bir ukde olarak yüreklerde saklı durur. 50 yılda 11 milyon göç Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)'nun Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi kapsamında Türkiye genelinde yaptığı araştırma sonuçları İstanbul ve göç konusunda ilginç bilgiler içeriyor. Zaman gazetesinde yayınlanan (20 Temmuz 2008) TÜİK'in Türkiye genelinde yaptığı araştırmaya göre, son 50 yılda 11 milyon göç alan İstanbul'a en çok Sivas'tan en az Hakkari'den insan gelmiş. İstanbul'da yaşayan Sivas, Kastamonu, Sinop, Bayburt, Giresun, Ardahan ve Erzincanlıların sayısı kendi illerinin nüfusundan daha fazla. Türkiye'nin adeta mozaik şehri olan İstanbul'da; resmi rakamlara göre Sivas'tan Trabzon'a, Iğdır'dan Çanakkale'ye ülkenin dört bir yanından 12 milyon 573 bin 836 kişi yaşıyor. Bunlardan sadece 2 milyon 167 bin 572'si İstanbul nüfusuna kayıtlı. İstanbulluların sayısının fazla çıkmasının sebebi ise birçok vatandaşın nüfus ile ilgili işlemlerini rahatlıkla yapabilmek için çocuklarını İstanbul kütüğüne kaydettirmesi. Şehre göç veren iller arasında ise Sivas, birinci sırada. İstanbul genelinde 681 bin 214 Sivaslı yaşarken, onu 516 bin 556 kişi ile Kastamonu izliyor. Bu durum İstanbul'daki Anadolu ifadesini güçlendiriyor. İstanbul'da yaşayanların hemşeri profilini ortaya koyan çalışmaya göre ise, Sivas'ta 638 bin 464 kişi yaşarken, İstanbul'daki Sivaslıların sayısı 681 bin 214. Sivaslıları 516 bin 556 ile Kastamonulular, 455 bin 393 ile Giresunlular, 453 bin 197 ile Ordulular ve 396 bin 840 kişi ile Tokatlılar izliyor. İstanbul'da en az göç veren iller ise 6 bin 957 ile Hakkâri ve 7 bin 363 ile Burdur. İlçelere göre İstanbul'un Anadolusu İlçelere göre yapılan dağılımda 32 ilçesi bulunan (5 ilçe daha kuruldu) İstanbul'un ve Türkiye'nin en kalabalık ilçesi Gaziosmanpaşa'da en fazla Sivaslılar yaşıyor. İstanbullular ağırlıklı olarak Kadıköy'de toplanırken, Avcılar ve Küçükçekmece'de en fazla Tokatlılar, Bayrampaşa ve Fatih'te Kastamonulular, Bakırköy'de Malatyalılar çoğunlukta. Üsküdar, Bağcılar, Bahçelievler, Kâğıthane, Sarıyer, Şişli ve Beşiktaş'ta yine Sivaslılar ilk sırada gelirken Eyüp, Beykoz, Zeytinburnu ve Beyoğlu'nda ise Giresunlular birinci. İstanbul'un en önemli ticaret merkezlerinden biri olan ve Fatih ilçesi ile birleştirilen Eminönü'nde en fazla Mardinliler, Esenler'de Malatyalılar, Güngören'de Trabzonlular, Kartal'da Erzincanlılar, Maltepe'de Rizeliler, Sultanbeyli ve Pendik'te Erzurumlular, Tuzla'da Samsunlular, Ümraniye'de ise Ordulular ikamet ediyor. Büyükçekmece'de Ardahanlılar, Çatalca'da Gaziantepliler, Silivri'de Tokatlılar, Şile'de ise en fazla Kocaelililer yaşıyor. İki uçurumun arasındaki caddeler İstanbul'un gerek Avrupa, gerekse de Anadolu yakasında varoş tabir edilen mahallelerinin dokusu birbirine benzer yapıda. Yukarıda da özetmeye çalıştığımız gibi Kars'tan, Çanakkale’ye kadar birçok il İstanbul’a taşınmış durumda. Bu özelliğiyle İstanbul tam bir Anadolu mozaiğidir. Mahalle içlerine doğru daldığınızda insanlarla biraz konuşma fırsatı bulsanız hepsinin farklı hikâyesi ve hayalleri olduğunu görürsünüz. En büyük sıkıntının da "geçim derdi" olduğu açık. Bazen son derece görkemli sitelerin arasında bir gecekondu ile karşılaşırsınız. Gecekondu mahallelerini gezerken iki farklı hayat tarzının mübalağasız, en fazla Göçler neticesinde İstanbul artık yeni bir kültüre doğru ilerliyor. Geleneksel değerler ile modern değerlerin harmanlanması neticesinde "Milenyum İstanbullusu” tarzı ortaya çıktı. Türk filmlerinde, “Neden geldim İstanbul’a?" diye pişmanlığından türkü söyleyen tiplerin yerine farklı insanlar almaya başladı. "Doğduğun yer değil, doyduğun yer" önemli diyen yeni nesil için yavaş yavaş "memleket" kavramı da değişiyor artık. Dün İstanbul'a göç edip de memleketlerinden kopamayan ailelerin çocukları artık Avrupa ya da Amerika'ya farklı gerekçelerle göç etmeye başladı. Parçalanmış bölünmüş aileler artıyor... Tek derdi para kazanıp, kazandığı parayla ay sonunu zor getiren mutsuz insanlar... Kültürünü, ahlakını ve insani değerlerini her geçen gün yitiren insanlar... Fakat son tahlilde her şeye rağmen İstanbul bir başka. Bütün sıkıntılara karşın cazibesinden hiç bir şey kaybetmiyor. Gelen insanları dün olduğu gibi bugün de büyük bir tutku ile kendisine bağlamaya, bağrına basmaya devam ediyor... Gelecekte de edecek. Dünyada iki kıta üzerine kurulmuş başka hangi şehir var? (Bu makale 7016 kere okundu.) Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir. | |
Bu yazarın tüm makalelerini görüntüle |
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|