| Zenginim, o halde mutluyum! |
|
|
| Yazan Ümit Kızıltepe | |
| Thursday, 18 December 2008 | |
Sözlük anlamı 'hoşlanma, zevk' olan 'haz' kelimesi, felsefede 'bir şeyden duyusal veya mânevî olarak sevinç duyma' anlamında kullanılır. Psikolojide ise haz, 'sürdürülmesi istenen ılımlı ve doygunluk veren coşku'nun ifadesidir. Biz de, 'maddî ve manevî ihtiyaçların karşılanması, duygu ve hislerin tatmin
edilmesiyle duyulan sevinç ve huzur hâlidir' diye tanımlayabiliriz. Zenginliğin mutluluk getirip, getirmediği her zaman tartışılan konulardan biri olmuştur. Modern Kapitalist anlayışa göre, zenginlik ile mutluluk doğru orantılıdır. Yani, bir kimse ne kadar çok tüketirse, o kadar çok mutlu olur. Zenginliğin hâsıl ettiği bu mutluluk ise, aslında, yeme, içme, barınma, sağlık, giyinme ve eğitim gibi zaruri ihtiyaçların karşılanmasının insana verdiği rahatlık hissidir. Günümüzde bilgi ve teknolojinin baş döndürücü bir hızla gelişmesi ve diğer bütün sahalarda meydana gelen gelişmeler, insanın ruhunu tatminden çok tüketimin attırılmasına hizmet etmektedir. Bilgi ve teknolojinin gelişmesi ile binlerce yeni ürün piyasaya sürülmekte, ardından, bu ürünlerin insanlar tarafından bir ihtiyaç olarak algılanması ve tüketilmesi için reklam kampanyaları başlatılmaktadır. Milyarlarca dolar harcanarak yapılan reklamlar sonucu, insanlar kendisine sunulan hayat tarzını ve ürünleri elde edebilmek için sürekli uğraş vermektedir. Bu uğraşılar hiçbir zaman bitmediği gibi, insan istediğine sahip olamayınca da kendisini mutsuz hissetmektedir. Zenginlik seviyesi ile mutluluk arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarma yönünde bir çok çalışmalar yapılmıştır. Bunlardan bazıları çok ilginç sonuçlar vermiştir. Meselâ, Cambridge Üniversitesi'nde görevli psikoloji profesörü Richard Steivens ve ülkenin önde gelen 5 psikoloji uzmanının yaptığı araştırmada, ABD'nin en zengin 400 adamı ve hiçbir maddî gelire sahip olmayan Afrikalı Masai kabilesi üyelerinin mutluluk seviyeleri analiz edilmiş. Uzmanlar, 2 yıllık araştırmanın sonunda mutluluk açısından iki grup arasında fark olmadığını belirleyerek "Servet, eğitim seviyesi ve zekâ mutlu olup olmamayı etkilemiyor" sonucuna varmış. 1990 ve 2000 yıllarında 65 ülkede yürütülen başka bir araştırmaya göre de; gelir seviyesinin fert başına 13 bin dolara kadar yükselmesi maddî rahatlama ile gelen geçici mutluluğu artırmış; bu seviyenin üzerindeki gelir ise, mutluluğun yükselmesinde önemli bir katkı sağlamamıştır. Sonuç olarak, dünyadaki mutluk anlayışının maddî gelişmeye endeksli olmadığı anlaşılmıştır. Bediüzzaman, Lem'alar isimli eserinin 2. Lem'a'sının Hâtime'sinde insanın mâhiyetini şöyle tarif etmiş: "Hem hadsiz nukuş-u esmâsını göstermek için insanı öyle bir sûrette halk etmiş ki, hadsiz cihetlerle elemler aldığı gibi, hadsiz cihetlerle de lezzetler alabilir bir makine hükmünde yaratmış. Ve o makine-i insaniyede yüzer âlet var. Her birinin elemi ayrı, lezzeti ayrı, vazifesi ayrı, mükâfâtı ayrıdır." Sadece maddî ihtiyaçların karşılanması hadsiz his, duygu ve cihazâtla yaratılmış insanı mutlu etmeye yetmez. Bunun içindir ki, ihtiyaçlarını sadece maddî boyutla sınırlandıran ve mânevî boyutunu ihmal eden insanoğlu, hiçbir devirde istediği dünyevî saadeti bulamamıştır. Mutluluğu zenginliğe ve tüketmeye bağlayan Kapitalizm ise, beşerin çoğunluğuna değil, azınlık bir kitleye refah ve geçici saadet getirmiş ve insanlığın büyük kısmı, fakirlik, açlık, cahillik, savaşlar, çatışmalar, salgın hastalıklar, gelir dağılımındaki eşitsizlik gibi sosyo-ekonomik problemlerin kıskacında mutsuz bir hayat yaşamak mecburiyetinde kalmıştır. Kapitalizmin etkisiyle her şeyi maddede ve mutluluğu sınırsız üretim ve tüketimde arayan günümüz insanı, hem kendi iç huzurunu kaybetti, hem de yeryüzünü huzurunun kaybolmasına sebeb oldu. Ne yazık ki, insanoğlu tüketirken, kendini de tüketti. Hâsıl-ı kelâm; maddî ve mânevî, bedenî ve ruhî, dünyevî ve ebedî mutluluk, imanda ve imanın gereklerini yerine getirmektedir. Çünkü iman, bu dünyada dahi manevî bir cennet hayatı yaşatmaktadır. Unutulmamalıdır ki, bütün duygularımızın, hislerimizin, maddî-mânevî cihazlarımızın gerçek ve tam olarak tatmini ise, ancak ahiretteki Cennet'le mümkün olacaktır. (Bu makale 4953 kere okundu.) Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|