Skip to content

Genç Yaklaşım Dergisi

Anasayfa arrow Genç Yaklaşım arrow Tükenmeden Tüketmek
Tesettürü siyasete alet edenler Yazdir E-mail
Yazan Mehtap Yıldırım   
Friday, 20 February 2009

Tesettür üzerinden siyaset yapan partiler her devirde olmuştur. Siyasal İslamcılar kadar, kendilerini laikliğin bekçisi olarak gören partiler de tesettürü siyasete âlet etmişlerdir. Muhaliflerini siyaseten yıpratmak ve kendilerini parlatmak için tesettür gibi saygıdeğer

bir kıyafeti emellerine âlet etmekten çekinmemişlerdir. Bu arada olanlar da masum başörtülülere olmuştur. Onların hiçbir siyasi emelleri olmadığı halde, siyasetçilerin emellerine kurban gitmekten kurtulamamışlardır.

Din, hiçbir siyasi ve ideolojik görüşe âlet edilmeyecek kadar mukaddes bir değerdir. Bediüzzaman’ın ifadesine göre, din değil dünya menfaatine, ahiret menfaatine bile alet edilemez. O yüzden din adına ortaya çıkan partiler, dine hizmet etmedikleri gibi, ancak dine ve dindarlara zarar vermişlerdir. Başörtüsü konusunun da bu kadar üzerine gidilmesi ve baskı altına alınması, siyasal İslamcıların basiretsiz siyasetlerinin payı büyük olmuştur.

Diğer taraftan, kendilerine laik diyenler ve muhaliflerini dini âlet etmekle suçlayanlar da her zaman dini siyasetlerine âlet etmişlerdir. Parti programlarında, seçim beyannamelerinde ve seçim meydanlarındaki nutuklarında en büyük kozları, dini konular olmuştur. Cumhuriyeti ve laikliği korumak deyince, dine ve dindarlara saldırmak akıllarına gelmektedir. Her konuşmalarında namazı, orucu, haccı ve başörtüsünü ileri sürerek, siyasetlerine malzeme üretmişlerdir. Bazı mecnunların ve meczupların gereksiz davranışlarını delil göstererek, dindarların cumhuriyet için ne kadar zararlı olduklarını ispatlamak istemişlerdir. Siyasal İslamcıların bir takım hataları da nazara verilerek bütün dindarlar töhmet altında bırakılmıştır.

Başörtüsü dinî bir emir olduğu halde, müstebit siyasetçiler bunun bir siyasal simge olduğunu ileri sürerek başörtüsü üzerinden siyaset yapmışlardır. Okullarda, resmi dairelerde ve kamusal alan dedikleri yerlerde başörtülülere savaş açmışlardır. Bunun en büyük mücadelesini de, üniversitelerde bazı rektörler ve dekanlar vermiştir. Böylece hem dini ve dince büyük önem taşıyan tesettürü, hem de üniversite gibi bir ilim yuvasını siyasete âlet etmişlerdir.

Milletin değerleri ile uğraşmanın, dinî duygularla mücadele etmenin siyasetlerine bir fayda sağlamadığı gibi siyasî bir hüsrana sebep olduğunu gören siyasiler, şimdi de başörtüsü ve çarşafı savunur hale geldiler. CHP’nin “çarşaf açılımı” diye anılan yeni tavrı, siyasetin nelere kâdir olduğunu göstermiştir. Yıllardır üniversitelerde başörtülülere kan kusturan, onları ikna odalarında icbara maruz bırakan CHP milletvekili Nur Serter, bugün başörtülülere rozet takacak noktaya gelmiş bulunuyor. Anayasa Mahkemesine dava açarak başörtüsü özgürlüğünün önünü tıkayan Deniz Baykal, çarşaflı kadınları partisine alarak onlara parti rozeti takıyor.

İnsan merak ediyor, daha birkaç önce başörtüsü yasağının sürmesi için bütün güçlerini seferber edenlerin kafasına saksı mı düştü ki, birden bire özgürlükçü kesildiler? Yoksa başörtülüler ve çarşaflılar aslında cumhuriyet için büyük tehlike teşkil ediyorlar, ama CHP rozeti takınca bu tehlike ortadan kalkıyor mu? Acaba diyorum, üniversite kapısından içeri alınmayan başörtülüler, yakalarına CHP rozeti taksalar, derslere alınmazlar mı? Aslında denemekte fayda var. Belki bu şekilde kendilerinin tehlikeli birer cumhuriyet düşmanı olmadıkları anlaşılır da okullarına devam ederler.

Böyle ciddi bir özgürlük konusunun şakası bile insana acı veriyor. İnsanın kılığı kıyafeti, inancı ibadeti siyasete malzeme yapılınca, işte böyle dramatik davranışlar ortaya çıkıyor. Keşke CHP’liler ve yandaşları, bu özgürlük açılımında samimi olsalar da böyle gülünç durumlara düşmeseler. Bu davranışlarının siyasî değil, samimi olduğunu icraatları ile de ispatlasalar. Konuşmalarında belirttikleri gibi, insanların kılık kıyafetlerini bir ayrımcılık vesilesi yapmasalar. Partilerine aldıkları başörtülüleri de aday göstererek onların da siyasal ve sosyal hayata katılımlarına fırsat verseler. İnsanları kılık kıyafetleri ile değil, bilgi ve yetenekleri ile değerlendirseler. Söylemlerinde belirttikleri gibi, kafaların dışı ile değil, içi ile ilgilendiklerini gösterseler.

Bir gün bu yasakların da kalkacağına, insanların daha fazla özgürlük ve demokrasiye kavuşacakların yürekten inanıyoruz. Çünkü bu fıtri bir haktır. Bu hakkın önünde daha fazla dayanmak mümkün değildir. Nasıl olsa bir gün bu milletin iradesi bu yasakları aşacak kararlılığı gösterecektir.

Bu yasağın kalkmasına vesile olacak olan siyasetçiler ve bürokratlar millet nazarında da hak ettikleri itibarı kazanacaklardır. Bu millet, kendisine hizmet eden ve isteklerine cevap veren siyasetçileri hiçbir zaman unutmamıştır. Başörtüsü yasağını kaldıracak olanlara da hak ettikleri hürmeti gösterecektir. Velev ki bunlar CHP’liler bile olsa.


(Bu makale 4542 kere okundu.)

Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.

Mehtap Yıldırım
Yazar hakkında:
Kendisi şu ana kadar bize biyografisini göndermediği için ayrıntılı bilgi veremiyoruz...
 

Yorum ekle

Küfür, hakaret ve beddua içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır.
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

Anket

Ergenekon operasyonu derin devleti temizleyecek mi?
 

Yazarlarımız


Fatal error: Cannot redeclare utf8_strlen() (previously declared in /kunden/219002_59129/euronur-hosting/006/006/modules/mod_jcomments.php:30) in /kunden/219002_59129/euronur-hosting/006/006/administrator/components/com_magazine/utf8/mbstring/core.php on line 29