Skip to content

Genç Yaklaşım Dergisi

Anasayfa
Yardımlaşma ve faiz Yazdir E-mail
Yazan Saadet Bayri Fidan   
Friday, 20 February 2009

“Eskiden böyle miydi?” cümlesini her ne şekilde olursa olsun sevmeyenlerdenim. Zaman ihtiyarladıkça, yaşamın gençleştiğini; insanların daha çok keşifler yapıp daha bilinçli hâle geldiğini düşünüyorum.

Ancak son zamanlarda bu düşüncemde çelişkiler yaşıyorum. Zira yaşananlar, hepimizi bilinmez bir yolun içine çekmiş durumda.

Bir yakınımın, evlenmek için verdiği onca çaba beni hayli düşündürdü.

Yakın bir zamanda düğün yapacak olan bu kişi, yakınlarından kısa bir süre için borç para istiyordu. İhtiyaçları tahminin üzerinde olmuş, biraz sıkışmıştı. Ne yazıktır ki, hiç kimseden bir destek bulamamış, hangi kapıya gittiyse, “Kredi çek canım. Kimse bu zamanda borç para vermez” sözleriyle karşılaşmıştı.

Bu teklifi yapanlara şaşırıp kalmıştım. “Rabbim, ne günlere kaldık!” demekten de kendimi alamamıştım. Zira küçükken babam paraya sıkıştığında, çaresiz kaldığını hiç hatırlamıyorum. Mutlaka bir dostundan alır, zamanı gelince de eksiksiz öderdi. Ne veren tereddüt içinde kalırdı, ne de alan minnet yüküyle ezilirdi. İnsanlar birbirlerine güvenip destek olurlardı. Ancak haram olduğu bilindiği hâlde, yaşamımızın içine giren bu faiz illeti, birçok aileyi perişan edip mahvetmektedir.

Velhasıl, bu genç borç para bulamadı. Kredi çekmek zorunda kaldı.

Zorunda mıydı, değil miydi? Tartışılır; ancak burada ilgimi çeken nokta, artık kimse kimsenin ihtiyacını gidermiyor, kimse kimseye yardım elini uzatmıyor… O hâlde “Allah’ın en sevdiği amel, aç olan bir muhtaca yemek yedirmek veya onun bir borcunu ödemek ya da onun bir sıkıntısını gidermektir” hadisinde vurgulandığı gibi, maddî yardımın yanında sıkıntıda olanın sıkıntısını gidermek de aynı zamanda manevî bir yardım olarak kabul edilecekse, yardıma ihtiyacı olan bir Müslüman kişiyi başka yerlere, hem de haram olduğu bilinen kurumlara yönlendirmek ise manevî bir zarardı.

Hatırlar mısınız, telaşla kriz haberleri yayınlanıp, “Sen çalış ben yiyeyim” düsturunu yıllardır uygulayan ve sonunda batan bankaları haber veren televizyondan her şey acı bir şaka gibi geliyordu. Zira bundan birkaç yıl önce Amerika’nın en önemli bankalarının batacağını söyleseler, gülüp geçerdik. Ancak, temelinde kurt olan bir bina ne kadar sağlam olursa olsun, bir gün mutlaka çökmeye mahkûmdur.

Korkum o ki; çığ gibi büyüyen ve kapımıza kadar gelen kriz illetinin bizim de hâlimizi harap etmesi. Zira Müslümanlar da, “Öyle bir zaman gelecek ki, ‘kişi aldığına, helal mi haram mı diye aldırış bile etmeyecektir” hadisinde belirtildiği gibi, dinimizce kesin hükümlerle haram olduğu belirtilen faiz illetinin içine düş(rül)müş bir konumda.

Gitgide yaşanılmayacak bir toplum hayatıyla karşı karşıya bırakılıyoruz.

İnsanlar sokakta rahat ve güvende yürüyemiyor. Evlerinde rahat ve emniyette oturamıyor. Sokaklardaki kapkaç hadiseleri, evlerdeki hırsızlık vakaları artık önü alınamaz bir hale gelmiş, büyük bir toplumsal sorun olarak karşımıza dikilmiştir. Hatta bırakın bu hâdiseleri, artık kendi öz evladıyla baş edemeyen, evladından işkence ve zulüm gören aileler iyice gözümüzü korkutmakta.

Hâlbuki daha yıllar önce Bediüzzaman Said Nursi toplumdaki kavgaların ve fesadın asıl kaynağını göstermişti.

Ona göre, toplum hayatındaki bütün ahlâksızlığın ve karışıklıkların kaynağı iki kelimedir:
"Birincisi: 'Ben tok olduktan sonra, başkası açlıktan ölse bana ne!'
"İkincisi: 'Sen çalış, ben yiyeyim.’”

Bu düşüncelerin açılımını yaparken, cemiyet hayatının mahvolmasına sebep olan söz konusu görüşlerin, zekâtın verilmemesi ve faizin devam etmesiyle ortaya çıktığını ifade eder. Bu iki hastalığı tedavi edecek tek çâreyse, zekâtın bir kanun hükmünde verilmesi ve faizin terk edilmesiyle mümkündür. Zira kişilerin ve milletlerin saadetleri için en önemli husus, zekâttır.
Çünkü insanlarda, zengin ve fakir olmak üzere iki tabaka olduğu unutulmamalı. Dolayısıyla da zenginlerin fakirlere karşı merhamet ve ihsan; fakirlerden zengine hürmet ve itaati temin edecek olan tek şey, zekâttır. Bunun aksi durumunda, zenginlerden fakirin başına zulüm ve tahakküm iner, fakirlerden ise zengine karşı isyan ve kin çıkar. Böylece bu iki tabaka, daimî olarak bir mücadeleden, zıtlaşma ve boğuşmadan kendilerini alamazlar.

*

Gerçekten de gittikçe artan bir meyil içinde insanların paralarını faize yatırıp, evlerinde boş boş oturmaları ve uyarınca da bin tane fetva ileri sürmeleri, içler acısı bir durum. Bu hâlin getirdiği sonuç ise, kapı komşusundan dahi haberi olmayan fertleri doğurması. Sahi, “Komşusu açken yatan bizden değildir” hadisi, artık sadece takvim sayfalarında mı kaldı?

Bu bağlamda, “kredi kartı mağdurları” diye televizyonlarda verilen haberlerin akabinde, “Gerçekten bu insanlar kart mağduru mu?” diye düşünmekten alamıyorum kendimi. Nitekim dörtlük ihtiyaçların nasıl da kırka çıktığını görmek insanı daha bir dikkat etmeye zorluyor. Zira markete girip, gerekli gereksiz alışverişleri yaptıktan sonra da cüzdanından para çıkartmasını beklerken, kredi kartını görünce şaşıp kalıyorum yurdum insanına. Düşünsenize, çok cüzi meblağlara bile kredi kartı çeken bir millet olmuşsak, içinde bulunduğumuz durumu üzerinde biraz düşünmek yerinde olmaz mı?

Bütün bunlar, bana iktisat denilen o sihirli kelimeyi hatırlatıyor. Çünkü bu kelimenin kapsadığı ve çağrıştırdığı düstur, ailelerin devamı, bekası ve yetinmesi için önemli bir temel taştır. Elinde olan kadar harcayıp, olmayanı zarurî ve zarurî olmayanlar diye ayırıp almak, sanırım geçimin zor olduğundan dem vuranlar için önemli bir düstur olsa gerek.

Küçükken evimize bir eşya alacaksak ya da kendimize herhangi bir şey almak istediğimizde mağazaya gider, bir şekilde beğenir ve borcu taksitlendirir, aydan aya öderdi babam. Şimdi her nereye giderseniz gidin, kredi kartı olmadan nakit dışında alışveriş yapamazsınız. Tanıdığınız bir işveren de olsa, yine de bütün işlemlerinin kredi kartı üzerinden olduğunu belirtip size taksit yapamayacağını belirtir.

Sormadan edemiyorum: Bu hâle nasıl geldik?

İşverenler mağdur edilmekten bıktıkları için böyle davrandıklarını belirtip haklı olduklarını savunadursunlar, yapılan bu davranışlar hepimizi kredi kartı almaya sevk ediyor. Çok eski dediğimiz dedeler dışında, neredeyse cüzdanında kredi kartı taşımayan tüketici yok gibi.

Peki, faiz dinimizde şiddetle yasaklanmış ve faize bulaşanlar lanetlenmemiş miydi? Bunu bildiğimiz hâlde, faizle yaptığımız alışverişlerimiz ve faize yatırdığımız paralarımız için kendimizce hükümler verme gayretine düşmüş bulunmuyor muyuz? Elmalılı Hamdi Yazır, “Herhangi bir toplumda faizsiz yaşanamayacağı hissi çoğalmaya ve faizin meşruiyetine çare aranmaya başlandı mı, orada alçalma ve cahiliye devrine dönüş başlamıştır” derken, o günlerden bugünleri mi gördü acaba? Ne dersiniz, sizce de cahiliye devrine dönüş manzarası yok mu yaşadıklarımızda? Hem de ahirzaman denen meydanın tam göbeğinde…

Biraz feraset lütfen…


(Bu makale 3742 kere okundu.)

Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.

Saadet Bayri Fidan
Yazar hakkında:

Kuşlar cıvıl cıvıl ötüşürken, ağaçlar henüz çiçeğe yeni yeni durmuşken, güller en güzel kokusunu yaymışken tüm şehre… Ben dünyaya “merhaba” demişim. İlk, orta ve lise eğitimimi Gaziantep’te tamamlayıp Bursa’nın yolunu tutmuşuz. “Başka şehirde yaşanır mı ki?” demeden, bambaşka bir kıyıya demir atmışız.

Devamı >>
 

Yorum ekle

Küfür, hakaret ve beddua içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır.
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

Anket

Ergenekon operasyonu derin devleti temizleyecek mi?
 

KAPAK KONUSU

Düşüncelerine güvenenler bu yazıyı okusun!
Dünyaya ilk geldiğiniz günden beridir birşeyler duymaktasınız. Zihniniz doğru olup olmadığını tahlil etme imkânınız olmayan bilgilerle doldurulup duruyor.    Öyle bir hale gelmişsiniz ki birilerine ya da geçmişte söylenmiş herhangi bir söze atıfta bulunmadan konuşamıyorsunuz.
Devamı >>

Üye Girişi






Sifremi unuttum !
Siz de bize katilin? KAYIT Olun

Kimler Online

Su anda 2 ziyaretçi çevrim içi

İstatistikler

Üyeler: 596
Haberler: 612
Baglantilar: 7
Ziyaretçiler: 6497352