Skip to content

Genç Yaklaşım Dergisi

Anasayfa arrow Kişisel Yaklaşım arrow "Rachel" dedim, "Filistin" diye titrediniz mi?
"Rachel" dedim, "Filistin" diye titrediniz mi? Yazdir E-mail
Yazan Recep Bozdağ   
Friday, 20 February 2009

Tarih 16 Mart 2003. Yer; Gazze şeridinin Refah kentinde Filistinli bir doktorun evinin önü. Kahraman ya da dünyanın vicdanını temsil eden kişi; Rachel Corrie.

“Rachel İsrali’in yıkımlarına engel olmaya çalışan Amerikalı bir barış eylemcisiydi”

demek, Filistin’i anlamamak demektir aslında. Rachel dünyanın aydınlık yüzünün sıradan bir kahramanıydı. Rachel bir İsrail buldozerinin paletleri altında ezilerek can verdi. Can veren belli ki dünyanın vicdanıydı. Bu sembolü fazla büyütttüğümüzü düşünenler olacaktır. 2008 yılının son günlerinde başlayan, dergi elinize ulaştığınızda büyük ihtimalle devm ediyor olacak olan İsrail soykırımını düşünün o zaman.

Rachel önemli bir semboldü, çünkü farklı bir dinin, farklı bir kültürün, farklı bir dilin 23 yaşında gencecik bir temsilcisiydi. Bir çok insan evlerinde rahat bir şekilde dinlenirken, işine gücüne devam ederken, Rachel ‘insanî sorumluluklarını’ yerine getirmek için Filistindeydi. Yapılan haksızlığa, vahşete, zulme ve soykırıma karşı durmak için oradaydı.

Rachel, Filistinliler'in yaşadıklarını anlayabilmek için "Ne kadar çok şey okusaydım, konferanslara katılsaydım ve birileri bana anlatsaydı bile buradaki gerçekliği anlayamazdım" derken, annesine, babasına ve arkadaşlarına seslenerek içinde bulunulan dehşetengiz ortamı şu şekilde ifade ediyor: "Burada olmadıktan sonra bunu hayal edemezsiniz ve yine siz yaşadıklarınızın gerçekliğin tümü olmadığını idrak edeceksiniz.”

Annesi ile muhaveresinde Filistin'de İsrail'in soykırım yaptığını düşündüğünü belirten Rachel (Buraya dikkat; yıl 2003, 2008 değil), sözlerinin değerini her zaman tartarak ifade ettiğini söyleyerek, "...Yaşama dair tüm imkânlar bir kalemde (Gazze’de) kesildiği zaman bunun bir soykırım olduğunu düşünüyorum. Şayet bu insanlar yaşayabilseler dahi, bunun yine de bir soykırım olduğunu düşünüyorum. Ben sadece anneme bir şeyler yazmak istiyorum ve ona bu kronik, sinsi soykırıma tanıklık etmekte olduğumu ve insan tabiatındaki iyiliğe dair olan temel inancımı sorgulamaktan korkmakta olduğumu söylemek istiyorum. Bu son bulmak zorunda. Bence herkes herşeyini bir kenara bırakmalı ve herkes hayatlarını bu olayı son vermeye adamalılar. Bence bu yapılamayacak derecede aşırı bir şey değil.”

Rachel burada olanlardan ülkesinin (Amerika) sorumlu olduğunu ifade etmekten çekinmiyor ve "Ben Filistinden geri geldiğim zaman, muhtemelen benim kabuslarım olacak ve ben daima burada olmadığımdan dolayı suçluluk hissedeceğim. Buraya gelmiş olmak benim yapmış olduğum en iyi işlerden bir tanesidir” diyor.

Filistin’de değişen ne?

Bu soruya 7 Ocak 2009 tarihli Radikal’deki yazısından bir kısmıyla Avni Özgürel, “… Diyebilirsiniz ki aradan altı yıl geçmiş, tablo değişmiştir. Haklısınız, değişti elbette. Sayıların yanına birkaç sıfır eklendi, bölünmüş Filistin’in Gazze şeridine sığınmış halkı daha bir kıstırıldı, geçmişte utanma belası yardım gönderen, göndermese bile yardımları engellemeyen anlayışın yerini duyarsızlık, hatta pervasızlık aldı. Yani, Rachel’in dehşet tablosu kıyamet manzarasına dönüştü altı yıl zarfında. Ama bir şey var ki o hiç değişmedi. Resme hâkim kan rengi! Rachel’in yansıttığı gibi kaldı o.

En acısı da şu an Gazze’de yaşananların yanında Rachel’in anlattıklarının hiç mesabesinde kaldığını bilmek” satırlarıyla cevap veriyor.

Sanırım başka söze gerek yok!


Spot1:

Hayali bir kahraman AHMED ZAATAR

Beyrut'ta bir Filistin kampı olan Tel Zaatar Lübnan iç savaşı sırasında iki ay kuşatma altında kalmıştı. Filistinliler güç koşullar altında kuşatmaya karşı direnmişlerdi. Arapça'da "kekik dağı" anlamına gelen Tel Zaatar Filistin direnişinin bir sembolü haline geldi. Hayali bir kahraman olan Ahmed Zaatar sürekli yerinden edilen ve sürgünde yaşayan Filistinlilerin binlerce adsız kahramanını temsil etmektedir. İşte o Ahmed’in şiirinden bir parça:

Kekikten ve karamış taştan

O eller için

Bu çığlık

Unutulmuş ve yapayalnız

Ahmed için.

Gelip geçen bulutlar

Yurtsuz ve yabancı koydu beni

Ve yalnız dağlar cesaret ediyor

Beni bağrına basmaya

Kıraç bir toprakta.

Doğuyorum yine o eski yaralardan

Sokuluyorum toprağa

Bütün ayrıntılarını görünceye dek

Doğuyorum yine

Denizin taştığı yıl

Kül olmuş kentlerden

Kendimi yapayalnız bulduğum.

(…)

Spot2:

Filistin’de vahşetin bilançosu

Gazze’de taş üstünde taş koymayan, binlerce insanın ölmesine ve yaralanmasına yol açan İsrail vahşetinin bilânçosu da yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Verilen rakamlar maalesef daha da artacaktır. Care International adlı insanî yardım ajansı tarafından yapılan bir ankete cevap verenlerden yüzde 89’u, bölgede İsrail’in ‘’Dökme Kurşun’’ adlı operasyonunun başlatıldığı 27 Aralık’tan bu yana hiçbir insanî yardım almadıklarını söylediler. Care International’a göre bu, Gazze’de daha çok yardıma ve yardım personeline ihtiyaç olduğunun, ayrıca insanî yardım maddelerinin, inşaat malzemesinin ve ticarî malların girişine imkân sağlamak için sınırların tamamen açılması gerektiğinin açık bir göstergesi. Ankete göre, verilen cevapların Filistin’in geleceği için ne kadar çok çalışmamız, ne kadar çok destek vermemiz gerektiğini ortaya koyuyor.

-Çocukların yüzde 95’i, çok büyük korku yaşadı

-Yüzde 62’sinde yataklarını ıslatma,

-Yüzde 64’ünde yaygın zayıflık,

-Yüzde 73’ünde sinir bozukluğu,

-Yüzde 61’inde saldırganlıkta artış,

-Yüzde 87’sinde uykusuzluk,

-Yüzde 57’sinde başağrısı görüldüğü ortaya çıktı.

Araştırma çerçevesinde, ailelerin yüzde 56’sı, evlerinden olanları ağırladıklarını belirtirlerken, bunların yüzde 76’sı genellikle akrabaları, arkadaşları veya komşularından 1 ila 20 kişiyi barındırdıklarını söylediler. Ailelerin yüzde 42’sinin evlerinden olma sebebi ise evlerinin tamamen yıkılması veya hasar görmesi olduğu belirlendi. İşte vahşetin, zulmün ve soykırımın rakamlarla ifadesi…


(Bu makale 4541 kere okundu.)

Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.

Recep Bozdağ
Yazar hakkında:
Kendisi şu ana kadar bize biyografisini göndermediği için ayrıntılı bilgi veremiyoruz...
 

Yorum ekle

Küfür, hakaret ve beddua içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır.
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

Anket

Ergenekon operasyonu derin devleti temizleyecek mi?
 

KAPAK KONUSU

Tüketirken üretmek!
Var edilmekle tüketmeye de başladık. Her şeyden önce zamandan, ömrümüzden… Ölene dek sürecek bir tüketişti bu.
Devamı >>

Üye Girişi






Sifremi unuttum !
Siz de bize katilin? KAYIT Olun

Kimler Online

Su anda 1 ziyaretçi çevrim içi

İstatistikler

Üyeler: 588
Haberler: 612
Baglantilar: 7
Ziyaretçiler: 6356874