Kültürel Yaklaşım
Büyük hazine... | Büyük hazine... |
|
|
| Yazan Hünsa Hatipler | |
| Friday, 20 March 2009 | |
|
Kendi büyüdü kendisiyle birlikte hazineye olan merak da onunla birlikte büyüdü. Hatta tek derdi bir an önce ona kavuşmak oldu... Klasik bir sinemaya giriş yazısı yazmak yetmez aslında böyle aksiyon dolu bir filme. O, zekâsını ve de zamanını verilen şifreleri çözüp hazineye bulmaya harcayan, bunun için dağları aşmak, ateş çemberlerini geçmek gibi görevleri zevkle yapan biri. Hedefini hayatının gayesi yaptığı için belki, bir yerde ölümü bile göze alabilecek kadar cesur üstelik. Bahsettiğimiz filmin başrol oyuncusu da Nicolas Cage olunca olayın gerçekliği ile filmin sanallığı arasındaki farkı ayırt etmeden izliyorsunuz. Büyük Hazine’ye kavuşmak için önce hazine avcısı olmak gerekiyor. Hazine avcısı olmanın riskleri ise saymakla bitmiyor. Rakipleri de! Büyük hazinenin peşinde olan kötü niyetli kişiler olunca iş daha da zorlaşıyor. Ve bu aksiyonun üzerine farklı bir heyecan daha katıyor. Kullanılan efekt ve müziklerle birlikte bu heyecanı doğal olarak seyirci de yaşıyor. Birbiri ardına sıralanan sorular da filmi biran önce izleme ve tüm soruları çözme hissi uyandırıyor. Henüz varlığına şahit olmadığı bir şeye nasıl inanır insan? Onun peşinden bu kadar gayret ve inançla nasıl koşar? Nasıl bu kadar emin olur ona ulaşacağına? Tüm zamanını nasıl henüz varlığı bile kanıtlanmayan bir şeye harcar? Şifrelerin ayrıntılar arasında saklı, bir o kadar da aşikâr olduğu hazinenin bu kadar yıl saklı olarak kalmasının sebebi nedir? O hazinenin olmadığına, olsa da bulunamayacağına inananların ise hazineye giden yolda sona doğru gelinirken inançları nasıl ve neden değişir? İnsan, inandığı şey uğruna neleri göze alıp nelerden vazgeçebilir? Ne kadar zaman gerekir böyle büyük bir hazineyi bulmak için? Tüm bu soru ve cevapların da tıpkı filmdeki gizli şifreler gibi sahnelerin arasına sıkıştırılması belki de filmin heyecan ile izlenmesine sebep olan şeylerden biri. Oyuncu kadrosunun zenginliği ve oyuncuların kendilerinden sıyrılıp rolünü sahiplenmesi de filmin başarıları arasında sayılabilir kıstaslardan biri. Her filmin insana kattığı bir şeylerin olduğunu düşünürsek; kendi içimizde de bir sorgulamadan da geçmemiz gerekiyor. Filmler insana, insanı anlatmak için yapılıyor çünkü. Kullanılan efektler her ne kadar sanal olsa da insanın ruh ve düşünce dünyasındaki çatışmaları somutlaştırıyor bir nevi. Büyük hazineyi bu gözle ele alıp incelediğimizde farklı bakış açıları da kazanmış oluyoruz. Elimize ne verilmiş mesela o hazineye ulaşmak için? Elimize verilenlerle ulaşmak istediğimiz o hazineye ne kadar yaklaşabiliyoruz? Verilenleri nasıl değerlendiriyor, nerelerde kullanıyoruz? Neleri göze alabiliyoruz onu gerçekleştirmek için ve nelerden vazgeçebiliyoruz? Henüz görmediğimiz gerçeklerin varlığına ne kadar inanıyoruz. Ona yaklaşıp yaklaşamadığımızı nasıl anlıyoruz? Dahası hangi niyetle çıkıyoruz yola? Bize inanmayanların, hatta bazen engelleyenlerin bile yolun bir yerinde bize katıldığını gördüğümüzde neler hissediyoruz? Hayat bazen duygusal bir film, bazen aksiyon, bazen psikoloji, bazen korku, bazen gerilim, bazen de çizgi film olarak taşınsa da beyaz perdeye hepsinin ayrı ayrı ve yine hepsinin birlikte olarak ele alındığı gerçek bir sahne. Rol ise, insan olmak. Bu noktadan değerlendirdiğinizde; filmle birkaç saatliğine sahneye taşınan olayı, hayatımızla kıyasladığımızda, bize verilen şifrelerle ulaşmak istediğimiz hazineye bir yol daha bulmak isteyebileceğimiz bir film “Büyük Hazine”. (Bu makale 2431 kere okundu.) Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| İlim, hikmet, irfan mektebi: RİSALE-İ NUR |
| “İnsanı var kılan nedir? İnsanı ne yaşatır?” diye kendime sordum. Zihnimden ve hayalimden birçok kelime resm-i geçit yaptı. Hepsi de bir açıdan soruma cevap teşkil eder gibiydi. Fakat ben bu kelimelerden en hayatî olanını, en kapsamlısını seçmek istedim… |
| Devamı >> |