Sportif Yaklaşım
Dinî vecibeler spora engel değil | Dinî vecibeler spora engel değil |
|
|
| Yazan Said Okur | |
| Friday, 17 April 2009 | |
|
Motosiklette Dünya şampiyonumuz Kenan Sofuoğlu, aynı zamanda Diyanet’in kurduğu spor kulübünden de lisanslı sporcu. Sofuoğlu, “Burada hedefim insanların dinî vecibelerini yerine getirirken, sportif alanda da faaliyet gösterebileceklerini diğer insanlara anlatmak” diyor. ÖZGEÇMİŞİ: Kenan Sofuoğlu 1983 Adapazarı doğumlu. 2000 yılında DRAG yarışlarıyla müsabakalara başladı. 2003 sonunda Süpersport- IDM katagorisinde 2. olup 2004’te FIM Supersport 1000 kupasına geçti. 2005’te de Superctock kategorisinde ilk iki yarışı kazanmasına rağmen yaptığı kaza ve bileğinin kırılması sonucu sezonu ikinci olarak kapadı. 2006’da WM’ye başlarken Yamaha takımından ayrılıp Honda takımına katıldı. Supersport WM’de 2006 yılında 3. oldu. 2007’de ise Supersport Dünya Şampiyonluğu’nu daha 3 yarış kala şampiyon olarak tamamladı. Büyük ağabeyi Bahattin 2002 yılında yoldan karşıya geçerken meydana gelen bir kazada, diğer ağabeyi Sinan’ı ise, 2008 yılında Kocaeli Körfez pistindeki bir antrenmanda meydana gelen bir kazada kaybetti. Ağabeyleri de Kenan gibi motosiklet pilotuydu. -Motosiklet yarışçılığı senin için ne anlam ifade ediyor? Motosiklet binmeye önceleri zevk olsun diye başladım. Ağabeylerimin motosiklete biniyor olması beni de bu alana çekti. Yurt içi yarışmalarına katılırken, uluslararası yarışlara katılma fikri gündeme geldi. Ailece verdiğimiz karar sonrası uluslararası yarışlara katılmaya başladım. Aile desteğiyle Avrupa’ya açılmış oldum. Artık motor binme, benim için zevkin ötesine geçti. Çünkü artık Türkiye’yi temsil ediyor ve bunun sorumluluğunu taşıyorum. Şimdiki motosiklet pilotluğumun temel anlayışını bu oluşturuyor. Dünya Şampiyonasında yarışmak ise, bambaşka ve apayrı bir zevk. -Bir yarışa nasıl hazırlanıyorsun, zorlukları neler? Yarış sezonunda iki yarış arasındaki süreler iki hafta ve çok kısa. Öncelikle dinlenmeye zaman ayırıyorum. 2009’un ilk yarışı olan Avustralya’da birinci oldum. Katar’a gideceğim (yayınlanana kadar sonuç belli olur). İşte bu boşluğu dinlenme ve fizikî olarak hazırlanmayla geçiriyorum. Sezonun ilk yarışı en zor olanıydı ve ben onu kazandım. Avustralya’da mevsim farklı. O da uyum problemi oluşturuyor. Bu arada ilk yarışa kadar bir sürü testler yapılıyor. Sıralama turları gerçekleştiriliyor. Ama yarış şartları apayrı ve farklı. Her şey orada değişiyor ve sonuç yarışmada belli oluyor. -Yarış öncesinde en son ne yaparsın? Yarış öncesinde en büyük problemimiz stres ve uykusuzluk oluyor. Motosiklet binme zevkinden çok, ülkemi temsil ediyor olmam ister istemez bende baskı oluşturuyor. Başarılı olmak zorundasınız. Kullandığım aracın mekanik testleri için 30 eleman aracın başarılı sonucunu bekliyor. Sponsorlar iyi sonuç bekliyor. Kullandığım araç başarılı olursa, marka testten başarılı geçmiş olacak ve daha fazla ürün satılacak. Ülkem iyi sonuç bekliyor. İşte bütün bu düşünceler kırmızı ışıklar yandığında son buluyor. Zincirlerinizden kurtulmuş gibi fırlıyorsunuz ve her şeyinizle yarışa odaklanıyorsunuz. -Adrenalin denilen duyguyu ve yarış içindeki hislerini anlatır mısın? Yarışlarda ben hiçbir zaman “aman düşerim” korkusu yaşamam. Bir pilot için yarışmak hayatının parçasıdır. Bu işin zorluğu yarışmaya kadar olan süredir. Antrenmanlar bizim için çok önemlidir. Başarının anahtarıdır. Stres ve gerginlik ise, en büyük problemdir. Ama yarışa geldiğimizde her şey değişir. O an gelince sadece dua ederim. Yakınlarımdan da bana dua etmelerini isterim. -Gittiğiniz ülkelerde sıkıntılar oluyor mu? Gittiğimiz ülkelerde takım olarak gidip, takım olarak hareket ediyoruz. Bazen hava limanlarında pasaport kontrolünde polisle sıkıntılar oluyordu. Şimdi o da olmuyor. Artık herkesin tanıdığı bir yarışçı olduğum için kolaylık gösteriyorlar. -Çok tehlikeli bir spor dalı olan mesleğini, ileride kendi çocuğunda seçsin ister misin? İsterim. İsterdim. Genç evlenmek ve çocuk yetiştirmek lazım. Ben henüz evlenmedim. Şimdiki yarışmacı ruhumla bunu başarabilirim. Önümde yarışacağım 10 senem daha var. Yarışçılığı bıraktıktan sonra aynı ruhu taşıyabilir miyim bilemiyorum? Ayrıca çocuğum olsaydı şu andaki takım imkânları ve diğer imkânlarım hayli fazla. Hem bir çocuğun bu alandaki yetişmesi 20 yıllık süreç. Türkiye’de benden başka uluslararası yarışmacı da yok. Elbette bir yarışçı olması, bunun da benim çocuğum olmasını isterdim. -Daha önce iki ağabeyini kazada kaybettin. Bu seni etkiledi mi? Moral bozukluğunu nasıl aştın? Bahattin ağabeyim 2002’de yoldan karşıya geçerken kazada vefat etti. Sinan ağabeyimin yarış pistinde, antrenmanda ölümü beni hayli etkiledi. Yarışacak moralim yoktu. Yarışlarım da iyi gitmiyordu. Ancak olanlar da benim elimde değildi. Ben mücadelemi devam ettirmek zorundaydım. Eğer bir yıl bırakırsam ne motor, ne de takımım kalırdı. Geriye dönmem çok zor olurdu. Zaten inançlı biri olmasaydım bu işleri çoktan bırakmıştım. Dışarıdan insanlar; “Bak kardeşin öldü. Sen hâlâ niye ısrarla aynı işi yapmak istiyorsun?” laflarına kulak asmadım. Çünkü ecelin insanı nerede yakalayacağı belli değil. Buna inandığım için problem yok. Ecelim yarıştaysa, trafikteyse veya uçaktaysa buna benim yapacağım bir şey yok. Allah’ın takdiri. Ben senede 100’ün üstünde uçak yolculuğu yapıyorum. Ecel beni orada da yakalayabilir. Yarışlardaki ölüm oranı, trafikteki ölüm oranından daha düşüktür. Bu konuda sıkıntım yok. Benim o dönemdeki tek zorluğum, moralsiz oluşum ve başarılı olamamamdır. İyi olansa yarış hayatımı sürdürebilmem olmuştur. Bu mücadelemin sonunda 2009 sezonuna iyi bir başlangıç yaptım. -Şu anda hangi kategoride yarışıyorsun? Dünya Supersport yarışında 600 CC’lik motosikletle yarışıyorum. Üç farklı kategori var. 1000 CC’lik starbike, 800 CC’lik Dünya CP, 600 CC’lik Dünya Supersport dallarında uluslararası yarışlar yapılıyor. Bunların en popüleri 800’CC lik yarıştır. Yani bu kategori, Dünya Moto CP, iyi reklam yapıyor. Dünyada kendini iyi tanıtıyor. Benim hedefim Supersport’ta Dünya şampiyonu olmaktır. 2007’de ben şampiyon olmuştum. 2008’de yeni bir şampiyon geldi. 2009’da yeniden şampiyon olmayı hedefliyorum. Daha sonra 800 CC’lik Dünya Moto CP’de kendimi sınamak istiyorum. -Rakiplerin kimler? Dört tane önemli rakibim var. Avustralyalı rakibim bunların en önemlisi ve 2008 Dünya şampiyonu. Onu ilk yarışta memleketinde geçtim. Ayrıca İngiliz, Fransız ve İspanyol pilotlarda benim önemli rakiplerim. -Pistlerin ıslak veya kuru olması seni etkiler mi? Her zaman kuru pisti tercih ederim. Çünkü kuru pistte olabilecekleri, şartları tahmin etmek mümkün. Ancak ıslak pistte neyin ne olacağını kestirmek zor. Her zaman sürpriz olabilir. Ayrıca favori olmayan diğer pilotlar böyle pistleri takip ederler. “Aa! Pist ıslak. Şampiyon temkinli yarışır nasılsa. Biraz gaza basıp bu yarışı kazanırım” düşüncesi onlarda hâkim olur. Bu da bizim yarış dengemizi bozar elbette. Çünkü onlar günü birlik başarılara bakarlar. Bense bütün sezonu yani 14 yarışı, yani şampiyonluğu düşünürüm. - Diyanet sporculuğu meselesini izah eder misin? Diyanet, bir spor kulübü kurdu. Benden onların adına yarışlara katılmamı istediler. Federasyon başkanımız Süleyman Memnun’unda müsaadesiyle lisans kartımı Diyanet adına çıkarttım. Burada hedefim insanların dinî vecibelerini yerine getirirken, sportif alanda da faaliyet gösterebileceklerini diğer insanlara anlatmak. Ayrıca Diyanet aracılığıyla motosiklet sporunu sevdirebilirsem bundan mutluluk duyarım. Bu işin maddi boyutu falan yok. Sadece lisans kartım Diyanet adına. Ben Honda takımı adına yarışmaya devam edeceğim. (Bu makale 1949 kere okundu.) Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir. |
| Sonraki > |
|---|
| Asr-ı Saadetin genç "yıldız"ları |
| “Sahabelerim yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız, doğru yolu bulursunuz.” (Hadis-i Şerif) Yıldız dediklerimizle şekillenmiyor mu hayatımız? Yıldızlara bakarak buluruz yönümüzü. “Ne olacağım”ızın cevabı, |
| Devamı >> |