Skip to content

Genç Yaklaşım Dergisi

Anasayfa
Tadao Ando olabilir miyim? Yazdir E-mail
Yazan Belgin Çakır   
Wednesday, 20 May 2009

“Yok, yok olmayacak. Taa en baştan başlamak lazım. Belki yeniden doğmam gerek… Bu eğitimle bu kafa ile benden hiçbir şey olmaz. Hele Tadao Ando hiç olmaz!”

Nedir bu alıp veremediğimiz bilmiyorum. Olmak istediklerimiz ve olduklarımızı bir kenara

koyunca, ne olacağımız hakkındaki fikirlerimiz birden değişiveriyor. “beni şartlar bu hale getirdi” cümlesi de “keşke”nin başka bir versiyonu olarak dilimize dolanıyor.

 

Tahmin ediyorum ki şu anda ÖSS’ye hazırlananlar arasında da bu konu gündemde. Çok uzun zaman önce başlayan bir sorgulamada finale yaklaşırken; “ne olsam acaba”nın cevap arayışları artan bir hızla devam ediyor:

 

“Annemin istediği gibi doktor mu olsam, babamın istediği gibi öğretmen mi? Yok canım son günlerde moda mühendislik, ama ablam diyor ki garanti meslek olmalı, ağabeyime göre ise istediğimi okumalıyım. O zaman liseyi de yeniden okumam lazım. Çünkü ben sayısal öğrencisiyim, ama en çok tarih öğretmeni olmak isterdim…”

 

Bu sorgulamayı bir yerde çözmezsek hep devam edeceği gibi bir his taşıyorum ben, neden bilmem!

 

Efendim bendeniz bu sorgulamada özellikle de ÖSS’ye hazırlanırken garantili olanı “seçtim”. Garantiden kasıt neyse?

 

Okul bitti iş başladı. Bir iş, diğer iş, öbür iş, derken; annemin, babamın, ablamın söyledikleri olmasa de çeşitli işlerde aynı düzeyde sorumluluk alarak denemeler yaptım…

 

Olmadı, olmuyor demekten sıkıldım.

Nedir bu kendini bilmezlik, kabullenemezlik anlamadım. Olayın içinden çıkamayınca akıl akıldan üstündür deyip bir bilene daha sordum.

“Bak dedim durum-hal-vaziyet böyle, ben böyleyim. Yapmak istediğim meslek başka yaptığım meslek başka, istediğimi yapamayacağım da ortada, ne yapayım?”

 

“O zaman sen de Tadao Ando ol!” dedi

 

Ne olduğunu bilmiyorum, bilsem belki olurum, demek geldi içimden, o kadar sıkılmışım ki halimden! Tabii böyle söyleyemedim. Nesne mi, kişi mi, yoksa bir meslek bu anlamamanın verdiği yüz ifadesi ile başımı sallayabildim sadece “nasıl yani?” Sağ olsun o da anlatmaya başladı. Tabii arkadaşım mimar olduğundan aklına gelen ilk örnek de mimardı. Tam da bu örnek bana uymaz, ben mimar olmak istemiyorum ki, diyecektim… “Ama Tadao Ando’nun diploması yok!” dedi. Nasıl olur, dedim. Hem mimar diye örnek veriyorsun, hem de diploması yok diyorsun, olamaz...

 

Sen kabul et ya da etme olan olmuş istersem araştır, kendin gör, dedi. Başka seçenek yoktu tabii, ben de araştırdım.

 

Aranızda duymayanlar varsa kısaca aktarayım: Tadao Ando mimarlık eğitimi almamış olmasına rağmen 20.ve 21. yüzyılın en önemli mimarlarından biri olmuş.

 

Japon minimalizmini Avrupa ve Amerika’da ortaya çıkmış olan modern mimariyle bir araya getirerek uluslar arası modern mimariye yeni bir boyut kazandırmış.

 

1995 yılında ise söylenene göre mimarlığın Nobel’i sayılabilecek Pritzker ödülünü almış ve yanı sıra sayısız farklı ödülün ve en son UIA 2005 altın madalyasının sahibi olmuştur.1

 

Kısacası: “Okumayalım o zaman” demiyorum. Ancak şöyle bir gerçekle yüz yüze kalınca da asıl sebep ne onu bulamıyorum. Yaptığımız işi diplomamız mı yapıyor yoksa biz mi yapıyoruz? Diplomasız bir hiç miyiz, yoksa diploma mı bizsiz bir hiç? Kendimiz olmak için kendimizden ne kadar taviz veriyoruz ya da ne kadar kendimiz olmaya çalışıyoruz burası bir muamma…

 

Aynı arkadaşım sohbetimizin devamında: felsefe kafa karıştırmak içindir, dedi. Felsefe yapmaya başlarsan doğruyu bulmakta, gerçeği görmekte zorlanırsın. Soru soruyu doğurur ve soru sormaktan cevabı bulmaya vaktin kalmaz…

 

Aslını sorarsanız hak verdim.

 

Kendi sorularımızca cevap ararken kendimize cevap veremeyişimizin bir sebebi de bu olsa gerek.

 

Siz yine de en iyisini bulmak için bir “bilene”, bir de hiç bilmeyene sorun. Bu arada kendinize kendi cevabınızı söylemeyi de ihmal etmeyin, bence… Belki Tadao Ando olamayız, ama kendi en iyimiz olabiliriz. Kendi en iyimizdeki maksat da değil mi ki; Rabbini bulmak için…

 

Dipnot:

1. http://tr.wikipedia.org/wiki/Tadao_Ando

 
(Bu makale 3669 kere okundu.)

Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.

Belgin Çakır
Yazar hakkında:
Kendisi şu ana kadar bize biyografisini göndermediği için ayrıntılı bilgi veremiyoruz...
 

Yorum ekle

Küfür, hakaret ve beddua içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır.
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

Anket

Ergenekon operasyonu derin devleti temizleyecek mi?
 

KAPAK KONUSU

Allah yaratır alet kullanmadan
-Evrim teorisine eleştirel bir yaklaşım ve yaratıcı zorunluluğu-   Giriş: Ünlü filozof Aristo, kurbağaların bataklıklardan teşekkül edişini “spontane generasyon” diye isimlendirmiş, yani “kendiliğinden oluşma” şeklinde ifade etmişti. Aristo çok tanrılı Yunan mitoloji döneminden, tek tanrılı döneme geçişin filozoflarından biridir.
Devamı >>

Üye Girişi






Sifremi unuttum !
Siz de bize katilin? KAYIT Olun

Kimler Online

Su anda 1 ziyaretçi çevrim içi

İstatistikler

Üyeler: 594
Haberler: 612
Baglantilar: 7
Ziyaretçiler: 6472381