Skip to content

Genç Yaklaşım Dergisi

Anasayfa
Hakikatte her şeyin sahibi Allah'tır Yazdir E-mail
Yazan Meryem Tortuk   
Wednesday, 20 May 2009

Dr. Furkan Aydıner. Rabbini arayan Thomas ve Atasını Arayan Ateist, seri kitaplarının yazarı. Kitaplarında bir ateist olan Thomasla birlikte evrim ve yaratılış üzerine yapmış oldukları konuşmalar yer alıyor.

Biz de Furkan Bey’le bu konudan yola çıkarak, Darwinizmi, Yaratılışı ve günümüzde bizlerin bunun karşısındaki duruşumuzu konuştuk.

-Ateizm'in bu gün sığındığı tek kale Darwinizm. Neden Darwinizm'e bu kadar sıkı sarılıyor ve oradan yokluğu ispata çalışıyorlar?

Darwinizm Allah'ın varlık ve birliğini gösteren en parlak ve en muhteşem ayetlerin üstünü kalın bir perdeyle kapatıyor. Onları esbap, tabiat ve tesadüf tanrılarına veriyor. bu açıdan inkar etmek isteyenler için güzel bir kılıf oluyor.

Hayat ve hayat sahibi varlıklardaki parlak ayetleri simsiyah "evrim perdesi" ile örtünce, ortada bir şey kalmıyor gibi. çünkü, eğer canlı varlıklar ilim, kudret ve irade sahibi birinin müdahalesi olmadan maddi sebeplerin tabii seyrinde oluşmuşsa başka şeyler de pekala benzer süreçle oluşabilir.

Dolayısıyla, canlıların evrimini kabul eden için, diğer varlıkların evrimini kabul etmek gayet kolay oluyor. Asrımızdaki harika beşeri ürünler olan bilgisayar, uçak gibi şeylerin tesadüfen veya evrilerek oluştuğuna inanan biri, nispeten daha basit olan diğer beşeri aletleri de pekala aynı süreci sonucu olarak düşünebilir.

Aynen öyle de, insan gözünde en parlak olan canlı varlıklardaki ayetleri evrime veren, diğer ilahi ayetleri de evrime verebilir. Nitekim bugün batıda hemen her şey evrimle izah ediliyor. Sadece biyolojide değil, bilimin bütün dallarında bir nevi evrim var.

-İlk hayatın varlığını ve sonra türlerin oluşumundan insan gibi kâinatın en mükemmel canlısına geliş evrelerini neyle açıklıyorlar? Ellerindeki delil nedir?

Darwin bunu fosillerle ispatlamaya çalıştı.. Beş sene boyunca diyar diyar dolaşıp kemik topladı. Ancak, modern bilim bu kemiklerden neticeye ulaşamayınca, başka arayışlara girdi. Neo-Darwinizm dediğimiz hareket günümüzde mikro boyutta evrimin oluştuğunu iddia ediyor. Delil olarak da mikro boyuttaki küçük değişimleri gösteriyorlar. “Bu küçük değişimler çok uzun bir zaman diliminde büyük değişiklikleri beraberinde getirir” diyorlar. Aslında onların iddia ettikleri, bizdeki tekâmül kanununa denk geliyor. Evet, her şeyde bir nevi tekamül vardır. Özellikle canlı varlıklarda. Ancak bu evrim değildir. Bir türün başka bir türe dönüştüğünü gösteren hiçbir delil yoktur. Ne tarihte ne de laboratuar ortamında buna rastlanmamıştır. Darwinciler canlılardaki tekâmüle bakıp, evrimin olduğuna iman ediyorlar. İspat edemiyorlar. Mutasyon diye takdim ettikleri de, esnek yaratılıştır aslında. tıpkı modern beşeri araçlarda olduğu gibi. Yapılan cihazların bazı özellikleri ancak belli koşullarda aktif hale geliyor.

-Peki bu konuda onları teyit edecek bulguları var mı? Antropoloji ilmi ne diyor bu konuda?

Aslında somut hiçbir bulgu yok ellerinde. Onun için ben şahsen "evrim masalı" diyorum. Büyük bir efsane gibi. Ancak, bu hadisenin yaşandığını gösteren hiçbir tarihi kayıt yok. Hiçbir müşahhas delil yok. Gözlemlerinden hareketle yaptıkları çıkarımlar var.Laboratuar ortamında bakterileri çoğaltıp, başka canlı elde etmeye çalışanlar var. Ancak şimdiye kadar başarılı olamadılar. Evrimin geçmişte olduğunu bilimsel olarak laboratuar ortamında ispatlayamadılar. Zaten bunu yapsalar mesele kalmayacak. Kimsenin itirazı da olmayacak. Oysa bugünkü teknolojik seviye buna imkân veriyor. Uğraşıyorlar da. Ancak bir şey elde edemiyorlar. Çünkü öyle bir şey yok. Buna rağmen, evrim masalını mutlak hakikat gibi herkese anlatıyorlar.

Antropoloji konusu apayrı bir konu. Batıda bütün vurgu dış dünyaya yönelik. Keşifler bu yönde. İnsanın iç âlemi bir sır gibi kalıyor.

-İnsanın iç âleminin yok sayılarak tamamen fizik dünyayla sosyal argümanlarını ve ilişkilerini kurması nasıl bir insan ortaya çıkarmış?

Batı Sanayi Devriminden bütün yoğunluğuyla dış alemi keşfe vermiş. İç alemi ise tamamen ihmal etmiş. Hatta bazen de inkar etmiştir. Oysa, iç alemi anlamadan dış alemi anlamak mümkün değildir. Çünkü, iç alemdeki latifelerle ancak dış alemin manası anlaşılır. Nitekim, Batının dış alemle ilgili keşifleri manadan yoksundur. Kainatı tamamen abesiyete atar. Nihai de hiçbir şeyin hiçbir mana ifade etmediğini söyler. Bir nevi nefis hesabına yapılan bir keşiftir. Nefsin arzularını tatmin için yapılan bir fetihtir. Kainatın ırzına bir nevi tecavüzdür. Büyük bir tahriptir. Bu bağlamda Darwin teorisi onlar için bir nebze doğru olabilir. Çünkü, Darwin insanın aslında bir tür hayvan olduğunu söylüyor. Günümüzdeki "sefih medeniyet" de insanı hayvanlaştırıyor. Onun iç alemindeki insani cevherleri inkar, ihmal veya tahrip ettiği için onu hayvan derecesine, hatta daha aşağısına düşürmüş. Dolayısıyla, Darwin teorisiyle "ben insan değilim. ben hayvanım" diyerek bir anlamda hakikatı ifade ediyor. Daha da garibi, "seküler ve sefih" Batı medeniyetinin bir şakirdi, eline fırsat geçtiğinde, insana hayvandan daha beter muamele yapıyor. Ona hayvan kadar bile değer vermiyor. Günümüzde Batının hayvanlara ve kendinden olmayan insanlara yaptığı muameleyi kıyasladığımızda bu net olarak görünüyor.

-Bu gün bilim'in Allah'ın yokluğu ve Darwiniz'in temellerine sarılarak yapılması insanları hangi yönde etkiliyor ve gelecek için bu konuda ne söylersiniz?

Seküler bilim günümüzde seküler dünyanın dini haline gelmiş. Allah'ın varlığını inkâr etmekle kalmıyor. O'nun eserlerini kendi tanrılarına veriyor. Buna seküler bilimin "üç tanrısı" diyorum. Batılı bilim adamları, Aydınlanma ile birlikte, kilisenin "teslis inancını" saçma bulup red ederken, yerine başka bir üçlüyü yerleştirdi. Her şeyi, tabiat, tesadüf ve esbab tanrılarına vermeye başladı. Her şey "doğal" olmaya başladı. Oysa kainatta "doğal" olan hiçbir şey yoktur. Her şey "doğa üstü"dür. Çünkü, ne doğa, ne sebebler, ne de tesadüf hiçbir şeye karışamaz. Hiçbir halt edemezler. Çok acıdır ki, bilimsellik kisvesi altında insanlığa öğretilen "seküler teslis" günümüzde hemen herkesi etkilemiş. Beş vakit namaz kılan bir müm'in bile, çoğu zaman, farkına varmadan Allah'ın eserlerini söz konusu tanrılara veriyor. Çünkü günümüz eğitim sistemi seküler inancı insanlara telkin ediyor. Bugün Türkiye'de devlet okullarında Hıristiyanlık öğretilse kimse çocuğunu okula göndermez. Herkes büyük bir tepki gösterir. Oysa günümüzde devlet, hatta özel okullarda seküler dinin öğretileri insanlara telkin ediliyor. Ancak, kimse buna itiraz etmiyor. Çünkü bizler de aynı dini telkinleri aldık zamanında.
Eğer kendi geleceğimizden ve çocuklarımızın geleceğinden emin olmak istiyorsak, bize öğretilenleri ciddi anlamda sorgulamalıyız. Seküler bilimin soru ve şüphelerine tatminkâr cevaplar cevaplar veren eserler okuyarak inancımızı korumalıyız. Aksi halde, Haçlı Seferleri yapan Hıristiyan Avrupa günümüzde "Ateist Avrupa" olduğu gibi, İslam'a bin yılı aşkın hizmet eden "Mücahit Anadolu" da "Ateist Anadolu" olabilir.

-Kilisenin bile Darwinizm teorisinin doğru olabileceği yönündeki beyanatlarına bakılırsa burada elinde Kur’ân gibi bir hakikati olanlara nasıl görevler düşüyor?

Kilise asırlarca Darwinizme karşı mücadele verdi. Ancak, sonuçta mağlup oldu. Çünkü tahrip olmuş İncil'de evrim teorisinden daha saçma şeyler var. Başta teslis olmak üzere, Hıristiyanlığın bazı öğretilerini aklı başında birinin kabul etmesi çok zordur. Bundandır ki, Aydınlanma ile birlikte Batıda akıllı insanlar kilisenin zincirlerini koparıp düşünme özgürlüklerini elde edince, bu saçmalıkları red etmeye başladılar. Ancak, çok daha ileri gidip, semavi olan her şeyi inkâr ettiler. Ancak, kâinatın her tarafından her an yükselen sesler Allah'ı anlatıyor. Her şey O'nu gösteriyor. Bu sesleri bastırmak ve bu ayetleri kapatmak için bir arayış içine girdiler. Evrim teorisini bu arayışın neticesinde buldular. Elinde Kur’ân gibi tükenmez bir hakikat hazinesi olanlara büyük bir vazife düşüyor. İnsanlığı Darwin gibi saçmalıklardan kurtarmanın yegâne yolu Kur’ân'ın akla ve mantığa uygun hakikatlarini anlamaktan geçiyor. Nitekim, Bediüzzaman olacakları görmüş. Eline Kur’ân güneşinden istifade edip, Batının karanlık ideolojilerine meydan okumuştur. Bize düşen Bediüzzaman gibi Kur’ân mütehassıslarını anlayıp, dünyaya anlatmaktır.

-Darwinizm hala ispatlanamamış bir teori olmasına rağmen bilim çevrelerinin dogmatik bir yaklaşımla ona sarılmaları ve kendi argümanlarını oluşturmaları karşısında, biz yaratılış argümanlarımızı geliştirdik mi?

Henüz dört başı mamur argümanlar geliştiremedik. Bazıları pek umursamıyor. Tehlikenin farkında değil. “Saçmalıktır. Kimse itibar etmez,” diyor. Oysa bir vakit, aynı şeyleri söyleyen Batılıların çoğu günümüzde evrim teorisine hakikat gibi iman ediyor. Aynı şey bizde de yaşanabilir. Bazıları da mücadeleyi Harun Yahya grubuna ihale etmiş. Dışarıdan seyrediyor. Oysa, Harun Yahya grubu bu konuda takdire şayan hizmetler yapmakla beraber birçok açıdan zayıf kalıyor. Evrim teorisini düşünce boyutunda çürütmek yerine, fosillerle çürütmeye çalışıyor. Oysa, evrim teorisi materyalist dünya gürüşünün bir türevidir. Tabiat, esbab ve tesadüfte boğulan materyalist ideolojiyi çürütmeden evrim teorisini tam olarak çürütmek zordur. Başka bir deyişle, elmayı ağaçtan, yumurtayı tavuktan sanacak kadar esbabperest olan birine canlıların evrimle oluşamayacağını anlatmamız çok zordur. Öncelikle, tabiat, esbab ve tesadüf tanrılarını devirmemiz lazım. Onların hiçbir şeyde hiçbir şekilde müdahil olamayacaklarını ispatlamamız gerekir. O zaman gerisi kendiliğinden gelir. Başka bir hata da, Allah’ı ilk sebeb olarak takdim eden köhnemiş felsefi argümanlara sığınmamızdır. Oysa, Kurani yaklaşımda, kainatın yaratılışına gidip, her şeyin ilk sebebi olarak Allah’ı anlatmaya gerek yok. Allah ilk sebeb değil, tek sebebtir. Her an gerçekleşen her şeye bizzatihi sebeb olan Müsebbebtir. Materyalist görüşün bir esası olan sebeb-sonuç ilişkisi sadece bir perdedir. Hakikatte, her şeyin sebebi Allah’tır. Her şeyi yaratan, idare ve idame eden O’dur. Kanaatimce, Kur’ânın bu tevhid anlayışına gelmediğimiz sürece Batının felsefi cereyanlarına karşı mukabele etmemiz zor olur. Öyle argümanlar geliştirmeliyiz ki, akıl gözü ve iman nuruyla baktığımızda kâinat baştan başa manidar semavi ayetler olarak bize gözükmeli. Allah’ın varlığına kâinatın varlığından daha emin bir şekilde iman edecek seviyeye ulaşmalıyız. O zaman, hiçbir batıl düşünce bize şüphe veremez. Güneş kadar büyük olan iman nurumuzu söndüremez.


-Yoksa bildik bir üslupla, "bilim Allah'ı anlatıyor" deyip, olayı geçiştiriyor muyuz?

Bilim Allah’ı anlatmıyor. Bilim, Allah’ı anlatan hadsiz kevni ayetleri keşfediyor. Gizli kalmış ayetleri görünür kılıyor. Ancak, bu keşfi yapan bilim adamları, Kur’ân nurundan ve Resul-i Ekrem’in (asm) taliminden mahrum olduğu için, keşfettiği ayetlerin manasını bilmiyor. Ayet olduklarını bile anlamıyor. Okumayı bilmeyen küçük bir çocuk gibi, bu semavi yazıları manasız çizikler gibi algılıyor. Öyle de takdim etmeye çalışıyor. Allah’ı değil, tabiat, esbab ve tesadüf tanrılarını anlatıyor. Dolayısıyla, Kur’ân’dan ders almamış biri seküler bilim adamlarını dinlediğinde tabiatperest, esbabperest ve tesadüfperest olur. Oysa, söz konusu yazıları okumasını bilenler, onlardaki derin manaları tefekkür edip, âlemlerin Rabbine hayran kalıyor. Bilimin ortaya çıkardığı ayetlerle alemlerin Rabbini daha iyi tanıyor. O’nun esma, sıfat ve şuunatının herbir şeyde tecelli ettiğini idrak ediyor. Bu bağlamda bize düşen, “bilim Allah’ı anlatıyor,” demek yerine, ‘bilimin başka tanrıları anlattığını’ bilmemizdir. Biz bilimsel keşiflerle yazılanları Kur’ânın nuruyla takdim ettiğimizde bilim Allah’ı anlatacaktır. Müslüman bilim adamlarına bu noktada çok şeyler düşüyor. Seküler bilim adamlarının öğretilerini çevirmek yerine, onların ortaya çıkardığı kevni ayetleri manalarıyla birlikte takdim etmelidir. Çünkü, seküler bilim adamları keşfettiklerini tabiat, tesadüf ve esbab tanrılarıyla açıklıyor. Bize düşen, her şeyi Allah’ın ilim, kudret, hikmet gibi isim ve sıfatlarıyla açıklamaktır.


-Rabbini arayan Thomas serisinde, Thomasla yaptığınız yolculuklarınızda sizin dünyanızda oluşan Darwinizm ve Yaratılış arasındaki en önemli fark neydi?

Dr. Thomas Carmel Darwinizmin sadık şakirtlerinden biri. Hıristiyan bir ailede dünyada gelmiş. Üniversiteye gidip seküler eğitim alınca ateist olmuş. Aslında Hıristiyanlıktaki teslisi bırakıp, seküler bilimin tanrılarına iman etmeye başlamış. Evrim teorisi onun için imanın şartlarından biri, belki de en birincisi. Kendisiyle, aylar süren müzakerelerimden anladım ki, aslında Thomas seküler bilimin öğretileriyle hem atasını, hem de Allah’a imanını kaybetmiş. Dolayısıyla, Allah’ı bulmasının yolu öncelikle atasını bulmaktan geçiyor. Bu nedenle yaklaşık bir sene boyunca her hafta görüşüp evrim teorisini müzakere ettik. Atasını Kaybeden Ateist kitabı bu müzakerelerin bir meyvesi. Bu serüvenin sonunda anladım ki, Darwinizm her şeyin üstünü örten ve her tarafı zifiri bir karanlığa boğan bir felsefi görüştür. İnsanlık tarihinin belki de en yaygın yalanı. En büyük safsatası. En saçma efsanesidir. Her şeyi, hatta hayatı bile anlamsız kılıyor. İnsanı hayvan derecesine, hatta daha aşağısına indiriyor. Hayatı ölüme yeğleyecek kadar zavallı bir konuma düşürüyor. Oysa Kur’ân her şeyi aydınlatan muazzam bir nur gibidir. Güneş gibi her şeyin gerçek mahiyetini gösteriyor. Kâinatı baştan başa ayetlerle dolu manidar bir kitap olarak takdim ediyor. İnsanı hayvaniyetten kurtarıp, melek seviyesine, hatta daha ötesine çıkarıyor. Kâinat kitabını mütalaa eden kıymettar bir misafiri makamına yükseltiyor. Her şeyin her an her şeyinde ve her şe’ninde Allah’ı anlattığını öğretiyor. Her şeyden O’na giden pencereler açıyor.


-Bu seriyi okuyanlar bu farkı görebiliyor mu?

Bu soruyu seriyi okuyanlara sormak gerekir. Bu kitapları sadece Thomas gibi ateistler okusun diye yazmadım. Bu asırda seküler eğitim alan herkesin içinde “gizli bir Thomas” olduğuna inanıyorum. Bu kitaplarla hem aleni, hem de gizli Thomasların sorularına cevap vermeye çalıştım. Bunu bir ilahiyatçı olarak değil, benzer sorularla önceden boğuşmuş bir mümin olarak yazdım. Umarım, bu asırda seküler bilim ve dinsiz felsefeden gelen soru ve şüphelerle boğuşanlara faydası olur.


(Bu makale 3834 kere okundu.)

Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.

Meryem Tortuk
Yazar hakkında:
Kendisi şu ana kadar bize biyografisini göndermediği için ayrıntılı bilgi veremiyoruz...
 

Yorum ekle

Küfür, hakaret ve beddua içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır.
Lütfen imla kurallarına uyalım, sadece BÜYÜK harflerle yazılan yorumlar yayınlanmaz.


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

Anket

Ergenekon operasyonu derin devleti temizleyecek mi?
 

Yazarlarımız


Fatal error: Cannot redeclare utf8_strlen() (previously declared in /kunden/219002_59129/euronur-hosting/006/006/modules/mod_jcomments.php:30) in /kunden/219002_59129/euronur-hosting/006/006/administrator/components/com_magazine/utf8/mbstring/core.php on line 29