| Yüzleşme... |
|
|
| Yazan Belgin Çakır | |
| Tuesday, 16 June 2009 | |
|
“Kim o?” dedi. Kapıdaki karşılık verdi “Benim!” Daha önce hiç duymadığı bir sesti bu. Ürkekliği korkuya doğru yol aldı. Kapıdaki muhtemelen sesinden kim olduğunun anlaşılacağını sanmıştı. Oysa bu kadar yabancı bir sesin sahibi de yabancı olmalıydı. “Kimsin?” Dedi, tekrar. “Tanımıyorum sesini…” Kapıdaki ses kendinden emin bir şekilde cevapladı bu soruyu. “Aslında tanıyorsun, sadece hatırlamıyorsun. Eğer biraz izin verirsen bana, oturup konuşursak birlikte eminim seveceksin bile beni.” Kapıyı açtı. Yalnızlığının yanına şimdi tanımadığı bir sesin sahibini de almıştı. “Gel o zaman” dedi. “Tanıyorsam eğer seni, hatırlat bana kendini. Nereden geliyor bu samimiyet? Gecenin bir yarısında kapımı hangi cesaretle çalıyorsun? Kim gönderdi seni? Ne istiyorsun?” Yabancı ses karşılık verdi. “Bir dur!” dedi. “Bir dinlen. Rahat bırak kendini ki gör beni…” Ses donuklaşırken görüntü daha da netleşti. Hayal meyal hatırladı. “Ben senden yıllar önce ayrılmıştım” dedi. “O kadar uzun zaman oldu ki...” “Evet” dedi yabancı.. O kadar uzun zaman oldu ki… Zannettin ki, ben bıraktığın gibi kaldım. Zannettin ki, sen bensiz yol aldın!..” “Ne demek şimdi bu?” diye karşılık verdi ev sahibi… Söylenenlere anlam veremedi. “Gel benimle” dedi yabancı… Ev sahibi kendi evindeydi, ama sanki yabancı kendisiydi. Misafirine eşlik edip aynaya yöneldi. Aynaya baktığında gördüğü kendisi değildi. Gözlerinin derinliklerinde, o yabancı gülümsedi. Oysa bunu daha önce hiç fark etmemişi… “Ben aslında senim” dedi yabancı ses, sonra kayboldu. O anda sanki zaman durdu. Kendini tanımanın bir adımı da buydu… (Bu makale 2633 kere okundu.) Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir. | |
Bu yazarın tüm makalelerini görüntüle |
|
| Sonraki > |
|---|
| Astronomi penceresinden kayyumiyet ve ezeliyet |
| Dinle de yıldızları, şu hutbe-i şîrînine, Nâme-i nurunu hikmet, bak ne takrir eylemiş, Hep beraber nutka gelmiş, hak lisanıyla derler: Bir Kadîr-i Zülcelalin haşmet-i sultanına, |
| Devamı >> |