Kalabalıklarda yalnız olmak
Yazan Administrator   
Friday, 13 June 2008

Kendini zor attı dışarıya. Evde o kadar çok sıkılmıştı ki. Üstüne üstüne gelen duvarlar ve onca eşya arasında boğulur gibi olmuştu. Bütün bunlardan kaçmak, kurtulmak, en azından rahatça bir nefes alabilmek için çıkmıştı gecenin bu saatinde dışarıya, büyük bir umutla.

Ama evin kapısından dışarıya attığı daha ilk adımda kırılmıştı bütün umutları. Kendini koca koca duvarlar, loş dik merdivenler arasında bulunca, kırılmıştı umutları. Acele acele, koşar adımlarla da binadan dışarı çıktı ama nafile. Çünkü gökdelen gibi yükselen binaları, daracık ağaçsız sokaklarıyla çok daha kötü bir dünya karşılamıştı onu.

Bu defa canı biraz daha sıkıldı ve umduğunu da bulamamanın acısıyla daha da hırçınlaştı. Omuzlarında duran paltosuna sıkıca sarılıp, koşmaya başladı taş duvarlar arasında. Koştu, koştu, koştu, ta sahile dek koştu. Havanın rüzgârlı olmasına aldırmadan boş bir banka oturdu. Canı çok sıkkındı o akşam, çok sinirliydi. İlk defa gözüne bu kadar kötü gözükmüştü İstanbul. Arkasına hınçla dönüp karanlık betonarmelere tekrar baktı. Asabı daha da bozuldu. Eline sinirle doldurduğu taşları denize fırlatmaya başladı. Sanki Marmara’ydı bunca olanın sorumlusu. Elindeki taşlar tek tek bitene dek devam etti Marmara’yı taşlamaya. Daha sonra tozlanmış ellerini yüzüne kapattı ve hayatında nadiren yaptığı şeylerden birini yaptı, ağladı. Hem de hıçkıra hıçkıra, tıpkı çocuklar gibi. Hiç utanmadı o an ne Marmara’dan ne de başka bir şeyden. Delikanlılığa sığdıramadığı bu hareketi saatlerce yaptı, saatlerce ağladı. Ve hayatında ilk defa bu kadar büyük bir pişmanlık ve özlem duydu. Umduğunu bulamamanın pişmanlığıydı bu ve hayatında en çok sevdiği ama yanlarında olmadığı insanlaraydı özlemi.

Ne kadar da asiydi, ne kadar da kibirli, vefasız. Beğenmediği köyünü ne kadar da özlemişti şimdi. Bulduğu iş ve modern bir şehirde, İstanbul’da yaşama uğruna ailesini bırakıp gelmişti buralara o.

Sevdiği kızı bırakıp gelmişti. Şimdi arkasını dönüp tekrar bakıyordu da sevdiklerine değiştiği şehre, hayata, kendisine ne kadar sevimsiz geliyordu. Daha bugün görebilmişti gerçek yüzünü bu hayatın.

İşinden çıkarılınca ilk olarak yanından uzaklaşan arkadaşları getirmişti aklını başına.

Sevdiğini sandığı kızın da onlara karışması ilk şok olmuştu onun için. İşsiz güçsüz, beş parasız kalınca kapanıvermişti bütün kapılar birden ona. Daha bir gün öncesine kadar yüzüne gülen yüzler yok olmuştu. Birkaç gündür evinde doğru dürüst yemek pişmemesine karşın bir kap yemek dahi getiren olmamıştı komşularından. Komşularını dahi tanımıyordu ki. Kısacası yapayalnızdı bu koskoca şehirde, yapayalnızdı bunca kalabalığın arasında. İşte şimdi tam Marmara’nın karşısındaydı. Kayıverseydi ayağı, buluverseydi kendini bu hırçın sularda bile, arkasından bu şehirde bir ağlayan bile olmayacaktı. Bu sular bile kabul etmeyip kendisini hemen üstüne çıkarmayacak mıydı?

Daha da sinirlendi delikanlı. Ama bütün siniri kendineydi. Ayağa kalkıp sahil boyunca yürüdü, yürüdü, yürüdü. Lanet okudu hep bu betonarmelere, bu hayata, kendine. Ve daha sonra hayatının en önemli kararını aldı. Geri dönecekti köyüne, ailesine, sevdiğine. Gerçi bilmiyordu nasıl bakacaktı bu insanların gözlerinin içine, ne diyecekti. Ama onların bu şehir ve hayat kadar vefasız olmadığını biliyordu. Gidecekti ve yalvaracaktı kendisini affetmeleri için. Bir kez daha o çok sevdiği gururunu hiçe sayıp, ayaklarına kapanacak, tıpkı bugün Marmara’nın karşısında yaptığı gibi hıçkıra hıçkıra çocuklar gibi ağlayacaktı. Biliyordu unutmamıştı onu sevdiği. O sonradan beğenmediği köylü kızı bile kendisinden kat be kat vefalı, daha yürekli çıkacaktı. Sonra ihanet ettiği o güzel köyü de affedecekti onu. Çünkü oraları buraları gibi sert, vefasız, taş kalpli değildi. Son umuduydu bu düşünceleri delikanlının.

Zaten onu kendisini Marmara’nın serin sularına bırakmaktan alıkoyan düşünce de bu olmuştu. Bir kez daha onlara borçluydu hayatını, umudunu, her şeyini.


(Bu makale 11003 kere okundu.)

Copyright © GencYaklasim.com - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.

Administrator
Yazar hakkında:
Kendisi şu ana kadar bize biyografisini göndermediği için ayrıntılı bilgi veremiyoruz...